Parkta çimlerde oturuyorum. Karşımda bir baba, iki kızıyla birlikte voleybol oynuyor. Baba da, kızlar da halinden memnun; keyifli vakit geçiriyorlar. Bir süre sonra ağaçların arasından anne çıkıp geliyor. Küçük olan kız anneyi görür görmez “Anne susadım! Su!” diye bağırmaya başlıyor, bir yandan da oyununa devam ediyor.
Oysa bir dakika önce, anne ortada yokken bir kez bile “Baba susadım! Su!” demedi. Bu ihtiyacını dile getirmedi.

Bazen hasta oluyorsunuz. O sırada yanınızda olmasını istediğiniz tek kişi anneniz oluyor. Eşiniz, erkek arkadaşınız, kardeşiniz, babanız, hiç kimse annenizden iyi bakamıyor size. En çaresiz ve kırılgan olduğunuz bir zamanda annenizi arıyorsunuz. Çünkü onun kadar kimse ateşinizin nasıl düşeceğini, hangi yemeği yemenin faydalı olacağını, ne zaman uyumanız gerektiğini bilemiyor. Onunki kadar şefkat ve ilgiyle yaklaşamıyor.
Annelerimiz… Bizi doğuran, besleyen, koruyup kollayan, takip eden kutsal insan. İhtiyaçlarımızı rahatlıkla dile getirebildiğimiz dünyadaki belki de tek varlık.

Bazen dile getirmemize bile gerek kalmıyor. Bizden daha iyi bizim neye ihtiyacımız olduğunu biliyor, ihtiyaçlarımızı gözetiyor. Ne biz çekiniyoruz söylerken ne de o gocunuyor bu ihtiyaçları karşılarken.

Anne; yaratan, besleyen, koruyan kollayan… Yaratıcı bir varlık. Belki de dünyanın en yaratıcı varlığı. Çünkü bir çocuğu dünyaya getirmek, dünyanın en büyük yaratıcılığı. Bir insan yaratıyorsun, bundan daha büyük yaratıcılık olamaz! 
Aslında tüm kadınlar doğurganlıkla beraber, muhteşem bir yaratım gücüne sahip olarak dünyaya geliyor. Beslemek, koruyup kollamak ve takip etmek ise yaratım gücüyle beraber tüm kadınlara bahşedilmiş olarak otomatikman geliyor. Çünkü içgüdüsel olarak yarattığın varlığı beslemek, koruyup kollamak ve onu takip etmek istiyorsun.

Evet, bir çocuk dünyaya getirmek büyük bir yaratıcılık! Ama kadınlara bahşedilen bu yaratım gücünü sadece çocuk doğurmakla sınırlandırmak doğru olmaz. Kadınlar bu yaratım gücüyle hayallerini, projelerini, işlerini, ilişkilerini de yaratıyor. Onları da besliyor, koruyup kolluyor ve takip ediyor. Bundan dolayı aslında bir kadın ortaya çıkardığı, yarattığı hayallerinin, projelerinin, eserlerinin, ürünlerinin, ilişkilerinin de birer annesi oluyor. 

Anne olunca ise beslemek, koruyup kollamak ve takip etmek bir işten öte içgüdüsel bir eylem haline dönüşüyor. Bu yüzden parktaki kızımız babayı değil, anneyi gördüğünde su istiyor. Çünkü onu besleyenin anne olduğunu içsel olarak biliyor. Bizler bu yüzden hasta olduğumuzda başka kimse değil, annemizi istiyoruz. Çünkü bizi en iyi koruyup kollayanın annemiz olduğunu içsel olarak biliyoruz.

Bugün Anneler Günü. Bizi hayata getiren, besleyen, büyüten, ihtiyaçlarımızı bizden daha iyi gözeten, bizi koruyup kollayan, koşulsuz sevgisini veren bir anneye sahip olmak ne büyük bir şans, ne büyük bir teşekkür. Ama bence bugün aynı zamanda kendi yaratım gücüyle hayallerini, projelerini, eserlerini yaratıp ortaya çıkaran, onları dünyaya sunma cesareti gösterebilen ve onları koruyup kollayıp takip eden tüm kadınların günü. Çünkü aslında bir çocuk doğurmak da, bir hayal doğurmak da ya da bir proje ortaya çıkarmak da hepsi aynı yaratıcılıktan, kadınlara verilen bu özel yaratım gücünden besleniyor. Bir çocuğun olduğu kadar bir projenin, bir hayalin, bir ürünün de aynı ilgi ve dikkatle aslında bir anneye ihtiyacı oluyor. Bu yüzden yaratan, doğuran, yarattığını takip eden tüm kadınların günü kutlu olsun!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat: Suç teşkil edecek, içerik ve yorumlardan doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.