Mekanları İle Büyüleyen Filmler

İçinde bulunduğumuz pandemi sürecinden dolayı seyahat edemediğimiz şu günlerde, izledikten sonra seyahat etmiş kadar olacağınız filmler izlemek kurtarıcınız olabilir. Hem karakterin yolculuğuna tanık olmak hem de birbirinden büyüleyici mekanlarla bulunduğunuz ortamdan soyutlanmak mümkün. 

Mekanları İle Büyüleyen Filmler

İşte karşınızda dünyanın dört bir yanından, mekanları ile dikkat çeken ve büyüleyici atmosfere sahip bir film listesi. 2 haftalık bir ‘meydan okumaya’ var mısınız!

  1. Neşeli Günler - Sound of Music (Salzburg, Avusturya)

1965 yapımı, sinema tarihinin klasikleşen yapımı “Sound of Music” (Neşeli Günler) Avusturya’nın Salzburg şehrinde Robert Wise tarafından çekilmiş ABD yapımı bir müzikal. Hikaye, bir rahibe olmak üzereyken manastır hayatına pek de uyum sağlayamayıp dağlara çıkıp şarkı söylemekten hoşlanan hayat sevinci ile dolu cıvıl cıvıl Maria’nın zengin bir aile evine mürebbiye olarak gönderilmesi ile başlar. Karakterimiz Maria film boyunca, muhteşem bir doğaya sahip olan Salzburg çayırlarında seke seke şarkı söyler. Filmin içerisinde başta Mirabell Bahçesi ve Sarayları’nı olmak üzere bölgenin meşhur kilise ve saraylarını görürüz. Nonnberg Manastırı, Hohenwerfen Kalesi de spotlardan birkaçıdır. Mondsee kasabasını içine alan meşhur göller bölgesi Salzkammergut, Salzburg’un en ikonik manzarasını sunar. Günümüzde ilgilileri için şehirde, “Sound of Music” turları düzenlenir.

  1. Beni Adınla Çağır - Call Me By Your Name (Lombardiya, Italya)

Kuzey İtalya’nın meşhur taş evleri ve üzüm bağlarında geçen filmimiz “Call Me By Your Name” (Beni Adınla Çağır) geçtiğimiz yılların ve film festivallerinin en ses getiren filmlerinden biriydi. Yönetmeni İtalyan Luca Guadagnino. Hikayesiyle olduğu kadar geçtiği yerlerle de yüksek bir seyir zevki sunan film, 17 yaşındaki Elio ve 24 yaşındaki Oliver arasındaki romantik çekimi konu alıyor. Film çekimlerinin gerçekleştiği bölge, yemyeşil doğası, gölleri, Orta Çağ’dan fırlamış gibi görünen taş evleri ve limon bahçeleri ile bezeli Lombardiya’nın birkaç farklı kasabasıdır.

  1. Yüzüklerin Efendisi Serisi – Lord of The Rings (Yeni Zelanda)

Elbette çekildiği yerle göz kamaştıran filmler dedikten sonra “Yüzüklerin Efendisi” üçlemesini anmazsak olmaz. Herkesin favori filmleri arasında olan bu seriyi listeye eklemeyerek tepki çekmek istemem! Peter Jackson tarafından yönetilen seri, özel efektlerin kullanıldığı stüdyo sahneleri dışında tamamiyle Yeni Zelanda’da çekilir. Adanın hem kuzey hem güneyine uzanan 150 ayrı çekim spotu bulunmaktadır. “Shire” adı verilen Hobbit köyü, Matamata kasabasında yer alır. Film çekimleri için, Hobbit evlerinin de bulunduğu bir set yaratılmıştır. Bu set günümüzde “Hobbiton Film Seti” olarak turistlerin ziyaretine açıktır ve bölgenin en uğrak yeridir.

  1. Kış Uykusu (Kapadokya, Türkiye)

Sırada ülkemizden göğsümüzü kabartan, Altın Palmiye ödüllü bir film var. Nuri Bilge Ceylan’ın Ebru Ceylan ile birlikte yazdığı ve yönettiği dram filmi “Kış Uykusu,” ülkemizin en önemli turizm noktalarından biri olan ve yer şekilleri itibariyle de eşsiz özelliklere sahip Kapadokya’nın Uçhisar bölgesinde çekilmiştir. Ceylan sinemasının alametifarikası fotografik çekimler, mekanın kişi psikolojisi üzerindeki etkisi bu filmde de kendisini gösteriyor. Genelde yaz mevsiminde görmeye alışkın olduğumuz Kapadokya bizi filmde karlar altında karşılıyor.

  1. Before Üçlemesi - Before Sunrise - Before Sunset – Before Midnight

(Avusturya, Fransa, Yunanistan)

Richard Linklater’ın yönettiği ve “Before Üçlemesi” olarak anılan Before Sunrise, Before Sunset ve Before Midnight üç farklı şehirde, günün üç farklı dilimini konu alır. Filmler 9 yıl arayla çekilmiştir. Hikayenin de bütünlüğüne uygun olarak bu 9 yıl arayı filmlerde de ilerleyen bir zaman olarak görürüz. İlk film, iki gencin trende tanışıp doğaçlama bir şekilde Viyana sokakları arasında dolaşmasını konu alır. İkinci filmde karakterlerimiz bu kez Paris’tedir ve Paris sokaklarını arşınlar. Serinin son filminde ise bir akşamüstü Yunanistan’ın Mora Yarımadası’na konuk oluruz. Mis gibi yaz akşamı, incir ve zeytin ağaçları arasında, arnavut kaldırımlarında yürüyen karakterlerimiz Ege’nin mavisiyle bir gün geçirir. Diyaloglar üzerine kurulan “Before Üçlemesi” benim listedeki şahsi favorim. Özellikle kadın, erkek ilişkileri üzerine filmler izlemeyi seven seyirciler mutlaka bu filmi izlemeli.

  1. Artık Yıl - Leap Year – (İrlanda)

2010 yapımı Leap Year, romantik komedinin yanı sıra İrlanda doğasını ve kültürünü seviyorsanız mutlaka izlemeniz gereken bir film. Filmin geçtiği bölge İrlanda’nın batısında yer alıyor. Bu bölge Inishmore isimli, kilise ve harabelerin yanı sıra ufak köyleri ve sarp kayalıkları ile meşhur bir adalar topluluğu. Tüm bu alanlar filmde bir komedi unsuru olarak da sıkça karşımıza çıkıyor. Leap Year’ın ardından yeşil çayır çimenlere, bölgeye özgü salaş hanlara doyacaksınız.

  1. Kaptan Fantastik – Captain Fantastic (Washington, ABD)

2016 yapımı Amerikan komedi-drama filmi “Kaptan Fantastik” 6 çocuğu ve eşi ile birlikte doğanın içerisinde, toplum normlarına kafa tutarak göçebe şekilde yaşayan bir babanın yolculuğunu konu alıyor. Çocuklarını doğanın içerisinde, doğa ile uyumlu büyütmeye ve onları kendi eğitim teknikleriyle yetiştirmeye çalışıyor. Aile, bir karavan içinde yaşıyor ve geziyor. Filmin geçtiği bölge, Washington’ın dağlık bir bölgesi. Günümüzde de kampçılar için vazgeçilmez bir adres olan “Deception Geçidi Ulusal Parkı” olarak biliniyor. Bu filmi izledikten sonra etrafınızı çevreleyen dört duvarı hem fiziksel hem de manen sorgulamaya başlayabilirsiniz.

  1. Çöldeki İzler – Tracks (Avusturalya)

Sıradaki filmimiz bir yolculuk filmi. Bir kitaptan uyarlanmış ve gerçek bir hikayeye dayanıyor.  1977 yılında Robyn Davidson isimli bir gezgin Avusturalya çölleri üzerinde dört deve ve bir köpek ile bir yolculuğa çıkmaya karar verir. “Deve Leydi” olarak anılan Davidson, Alice Springs'ten Hint Okyanusu'na kadar Avustralya'nın en uzak ve zorlu kimi çölleri üzerinde 2700 kilometrelik bir yoldur bu. Hikaye 2013 yılında beyaz perdeye uyarlanmış ve filmin başrolünü Mia Wasikowska oynamıştır. “Çöldeki İzler” ismiyle yayınlanan film özellikle ‘çöl filmleri’ klasmanında muhteşem bir iş çıkarıyor.

  1. Motorsiklet Günlükleri – Motorcyle Diaries (Latin Amerika)

“Motorsiklet Günlükleri” filmi, Ernesto Che Guevara ve arkadaşı Alberto Granado’nun 1950’li yıllarda çıktıkları Güney Amerika yolculuğunu konu alır. Film, karakterin yolculuğu temalı kült filmlerin başında gelir. 2004 yılında sinemaya uyarlanmıştır. Bütün yolculuk filmlerinde olduğu gibi bu da bir dönüşüm, büyüme hikayesidir aslında. 8 ay süren Latin Amerika yolculuğu boyunca karakterler, Arjantin, Şili, Peru, Kolombiya, Venezuela gibi ülkeleri içine alan bir güzergahta 14 bin kilometre kat eder. Filmi bir görsel şölen olarak tanımlayabiliriz. Olağanüstü dağlar, yemyeşil ormanlar, kimi zaman yakıcı çöller Latin Amerika’nın eşsiz güzelliğini film boyunca seyirciyle buluşturur. Size de karakterlerimizle birlikte bir gezgin gibi hissedersiniz.

  1. Ye, Dua Et, Sev – Eat, Pray, Love (İtalya, Hindistan, Bali)

Orijinal adı “Eat, Pray, Love” olan ve başrolünü romantik komedilerin unutulmaz filmlerin unutulmaz yüzü Julia Roberts’ın oynadığı film bir kitap uyarlaması. Karakterimiz Elizabeth, boşanmanın ardından kendisini bulma ümidiyle bir yolculuğa çıkıyor ve bu yolculuk için üç destinasyon belirliyor. Filmin ismindeki fiillerden de anlaşılacağı üzere sırasıyla İtalya, Hindistan ve Bali’yi ziyaret ediyor. Birbirinden farklı ve uzak bu üç lokasyon filmin dinamiğini öyle yüksek tutuyor ki Elizabeth’in her seyahatiyle siz de yenileniyor gibi hissediyorsunuz. Roma’nın canlılığı, leziz mutfağı, yüksek sesle ve vücut diliyle konuşan heyecanlı insanlarının ardından Hindistan yolculuğu mistik ve spiritüel, daha bireysel bir özellik taşıyor. Bali ise yemyeşil doğası ve huzuru ön plana çıkaran romantik yüzü ile karakterimizi karşılıyor. Özellikle çerezlik bir film arıyorsanız mutlaka izlemelisiniz.

  1. Kızgın Güneş - Under the Tuscan Sun (Toskana, İtalya)

Sırada yine bir romantik komedi var. Bu kez San Franciscolu bir avukat olan karakterimiz Frances boşanan taraftır. Stresten uzaklaşmak ve kendini bulmak adına İtalya’nın Toskana bölgesinden bir villa alır. Toskana’nın üzüm bağları, buğday renkli doğası, turuncu güneşi altında satın aldığı eski taş evini renove etmeye çalışır. Elbette bu sırada başına romantik olaylar da gelecektir. Film, Cortona isminde küçük bir Toskana kasabasında çekilmiştir. Tuoro sul Trasimeno etrafındaki büyüleyici tepeler, Trasimene Gölü filmin büyüleyici mekanlarını oluşturur.

  1. Kumsal - The Beach (Tayland)

Şimdi biraz mavi, berrak sulara yola çıkalım. Usta yönetmen Danny Boyle’un yönettiği ve Leonardo DiCaprio’nun başrolünde oynadığı 200 yapımı “The Beach” (Kumsal) bir aksiyon-drama filmi. Aynı zamanda bir kitap uyarlaması. Baş karakterimiz genç bir Amerikalı gezgin. Bir şeyleri aramak umuduyla sırt çantasıyla bir yolculuğa çıkıyor ve Tayland’a varıyor. Bu mistik cennet, turistlerin el değmediği, masalsı, büyüleyici ve ıssız bir hali olan bir sahil. Tayland adalarından Ko Phi Phi Le adası filmin çekildiği lokasyon. Film Turkuaz, cam gibi sular, bölgenin meşhur kayalıkları filmin arka planını oluşturuyor.

  1. Evde Tek Başına 2 – Home Alone: Lost in New York (New York, ABD)

Biraz da metropol diyelim ve doğadan uzaklaşıp kendi beton ve metal doğasını oluşturan “Büyük Elma” yani New York’a uzanalım. New York’da çekilmiş elbette onlarca film var. “Breakfast at Tiffany’s,” “Mesajınız Var” (You’ve Got Mail) veya “Şeytan Prada Giyer” bunlardan sadece birkaçı. Ama şehri ufacık boyuyla birbirine katan yaramaz Kevin’ın macerasını unutamayız. Central Park, Rockefeller Plaza gibi kültleşmiş mekanları da içine alan film, tüm şehri bir film setine dönüştürüyor.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Envccvvfgg
Envccvvfgg - 3 gün Önce

Fffggg

SIRADAKİ HABER