ABD İran’a uyguladığı ambargo 16 Ocak 2016 günü resmen sona erdi. 1979 yılından itibaren süregelen ambargo birden gündemden kalktı. Suriye karışmaya başlamış herkesin dillendirdiği komplo teorisi sırada ya İran ya da Türkiye olacağıydı. Peki İran da ambargo kalktığına göre sırada Türkiye var diyebilir miyiz?

Yapılan algı operasyonlarıyla bizi iyice hazırlamışlardı; ‘sıra size de gelecek.’

Hatta önce İran olur sonra Türkiye ya da önce Türkiye sonra İran gibi tartışmalar en üst perdeden dile getirilirdi. Bunun için ne ortadoğu uzmanı olamaya lüzum var nede yüksek siyaset analizi kabiliyetine.

Yine komşumuz Irak üzerinden yapılan uygulamalara bakalım. 2003 de İngiltere ve Amerika ikilisi tarafından işgal edildi. Gerekçeleri nelerdi? Saddam Hüseyin’in kitle imha silahları ve yer altı silah fabrikaları oluşu, ana başlık bunlardı. Özellikle dünya medyasına yönelik yapılan haberler bu mihvaldeydi. Tabiki Irak işgali ile ne kitle imha silahlarına rastlanıldı ne de yer altı silah fabrikalarına. Ve hatta BM eski silah denetçisinin yaptığı itiraflar işin nasıl organize edildiğini gözler önüne serdi. Özellikle MI6 nın yaptığı çalışmalar ile kamuoyuna bir işgal nasıl yapılırı tarif ediyordu. BM eski silah denetçisi Scott Ritter MI6 ajanlarının ‘Irak’ı komuoyuna gerçekte olduğundan daha büyük bir tehdit olarak göstermek amacıyla kendisiyle işbirliği yapmak istediklerini ifşa etti. Birleşmiş Milletler adına defalarca Irak’ı denetleyen Ritter Saddam’ın yer altı silah fabrikaları ya da kimyasal bombaları ile ilgili olarak medyada yer alan haberlerin asılsız olduğunu dile getirmişti.

Irakın işgaline gerekçe hazırlanması gerekiyordu. İngiltere ve Amerika bunu çok iyi koordine etti. BBC ye açıklamalarda bulunan ve abartıldığı gibi olmadığını söyleyen başka bir silah denetçisi Dr David Kelly 2003 Temmuz da  bileği kesilmiş ve aşırı dozda ağrı kesici ilaç almaktan ölü bulunmuştu. Hülasa Irak yeniden inşa edildi. Pompalanan Saddam tehlikesi bertaraf edilmiş ve petrol rezervleri kontrol altına alınmış oldu.

Ronald Reagan, Lübnanda esir edilen Amerikalı rehineleri Hizbullahın elinden kurtarmak için İranın Hizbullah üzerindeki etkisinden faydalandığı sır değil artık. İsrail üzerinden İranın ihtiyacı olan silahları satıp Hizbullah ikna edildi. 1986’da ambargoya rağmen yapılan bu silah sevkiyatı açığa çıkınca bir bürokrat olayı üstlendi ve istifa etti.

Evet İran gündemde yok artık. Nükleer silah ürettiği ve insan hakları ihlalleri ile sürekli gündemdeydi. Geçen sene bu zamanlar 16 Ocak 2016 da ambargo kalktı. Ticari ve turizm konusunda gündeme gelir artık.

16 Ocak 2016 tarihi miladımız olmalı. 15 Temmuz 2016 darbe girişimi birinci mağlubiyetleri. Hatta mağlubiyet demeyelim, Türkiye de fitili ateşe verdikleri gün diyelim. Şimdi bu fitili yakılmış bomba ya elimizde patyalacak ya da onların kuçağında patlayacak. Artık fitili yaktılar.   

Tabi bunlar olurken Lozanda unuttuğumuz Kıbrıs’ı bugün yine gözden kaçırmayalım. Malum 12 Ocak 2017’de İsviçre’nin Cenevre kentinde Kıbrıs müzakereleri yapılacak. Cenevre’deki görüşmeler, BM Merkezi’nde 9 Ocak’ta BM Genel Sekreteri Espen Barth Eide ile iki lider tarafından başlatılacak. 12 Ocak’ta başlayacak olan Kıbrıs Konferansı’nda ise garantörlerin katılımı ile güvenlik ve garantiler görüşülecek.

Kıbrıs 4 Haziran 1878 ve 1 Temmuz 1878 tarihinde imzalanan anlaşmalar gereği Kıbrıs adasının yönetimi geçici olarak Osmanlıya destek çıkması şartı ile Birleşik Krallığa devredildi. Bu antlaşmaya göre Rusya’ya karşı ihtiyaç halinde Osmanlıya silahlı yardımcı olacaktı. Ve adayı padişah adına yönetecekti. Tabi İngiltere 5 Kasım 1914’de Kıbrıs’ı ilhak ediyor. Gerekçe Osmanlının savaşa Almanya’nın yanında girmesi. Ve Lozan’da bu ilhak tanınır ve Kıbrıs’ı İngiltere’ye bırakırız. Bugün yine masa başında bizi boğmaya çalışmalarına müsaade etmemeliyiz. Evet, cephe savaşları verilmiyor ama masada diplomasimizi konuşturmamız lazım.

Peki ne yapmalıyız?

Fukaraya, ‘ kar yağacak,’ demişler, ‘titremeye hazırım,’ demiş. ‘Sıra bizde,’ deyip razı mı olalım? İran paçayı kurtardı deyip hayıflanalım mı? Ortak kaderi paylaşma ve ortak düşmana karşı gücümüzü birleştireceğimiz bir İran da yok gözüküyor. Hamasete gerek yok. Bir Türk dünyaya bedeldir gibi milliyetçi tatmin cümleleri ile bu işler bir yere varmaz. Ortada bir gerçek var. Oda hasım ülkelerin çok sinsi ve amaca giden her yolu mübah gören Makyavelist oluşları. Düşmanı gözümüzde büyütmeyelim  tabiki ama ortaya net bir tespit koymak şart.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat: Suç teşkil edecek, içerik ve yorumlardan doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Gürsel Güler 2017-01-09 08:40:59

Çok yerinde bir değerlendirme.olayları ve gelişmeleri doğru takip edebilmek için tarih bilinci şart.

Avatar
Selahattin kayan 2017-01-09 14:11:50

Çok dogru Tebrikler Cemalettin bey

Avatar
yigit TÜRK 2017-01-09 14:13:43

Mükemmel bir tespit beka sorunuyla karşı karşıyayız hamasetle sloganla düşmana galip gelemeyiz top yekün bir duruş sergileyebilirsek galebe çalarız teşekkürler...

Avatar
Necmettin Tetik 2017-01-16 21:05:21

Cemalettin Bey, yüreğinize sağlık, Allah başarılarınızı daim etsin..