Kim ki Tayyip Erdoğan'ın bir Süperman olduğunu söylüyorsa yalan söylüyordur. 
O ayrıca bir Batman'da değildir, Örümcek Adam'da.
Yani o bir sanal kahraman değildir. Hele ki batı mahreçli bir sanal kahraman hiç değil. 
O ileride tarihin ifşa edeceği veçhile gerçek bir kahramandır. O en az Redkit kadar yalnız bir kahramandır. 
Yoo...vıcık vıcık bir yağcılığı içeren satırlar sıralamayacağım. Yalakalık zaten hamd olsun şanımızda yok. 
Aynıyla vaki bir durum tespiti olacak ifade edeceklerim.
Müsaade buyurun...
300 yıllık köhneleşmiş zihniyetimizin, makus talihimizin bir çırpıda değişeceğini/değiştirileceğini zannedenler varsa...kusura bakmayın büyük bir yanılgı içerisindesiniz demektir. Lakin son 15 yılın siyaseten istikrar dönemi en azından bazı şeyleri oturup düşünmemize de zemin sağlamıştır. 
Hele ki 15 Temmuz tarihin kırılma noktalarından biri olmuştur. Dahili ve harici bedbahtlar kavramını somutlamıştır. 
Artık din ve dini yapılanmaların irdelenmesine sebebiyet oluşturacak ortamı tesis etmiştir. 
Bütün bunlar olup biterken herşeyin evrilme seyir çizgisini iyi takip etmek gerekir diye düşünüyorum.
Gezi olayları öncesiydi. Bir Tüsiad toplantısında reis "milli otomobil" kavramını ifade etmişti. Ki bir de Davos'ta ki "One Minute" betimlemesi adeta reisin ipinin çekildiğinin de alametlerini taşıyordu. Hele bir de defaaten, "Dünya beşten büyüktür" vurgusu çıldırtmaya yetmişti uluslararası hegemonları.
Eğitimin millileşmesi...müfredatın millileşmesi yine can conulardan ve başlıklardandı. 
Milli Kültür Şurası ise bir başka meydan okuma içeriyordu, batıl organizasyonlara...
"Bir kahraman aranıyordu ve artık o işbaşında" başlığında reis ilk başbakan olduğu gün akit gazetesine ilan vermiştim. İkinci tezkere müzakere ediliyordu mecliste. Ordumuz Irak'a girsin mi yoklamasıydı bu oylama. 
İşte reisin bu çekinceli şerhi batıyla restleşmeninde ilk işaretiydi. 
Lakin zaman  ihanet yapılanması açısından sosyal ve bürokratik doku fethullahçı örgütten yanaydı. Ki reis yine defalarca vurgulamıştı, "iktidar olduk, muktedir olamadık" diye. Hem rejimin yıllarca kireçlenmiş mevzuat hazretleri yapısı hem de iktidarın gizli ortağı bu yapı aman vermiyordu.  
Kolay değildi muhtar bile olamaz denilen adamın muktedir olma mücadelesi. Onca ihanete onca yüz çevirmeye tek başına karşı koymak. Eyyamcı bir kısım takiplerince ve kahir ekseriye iztemezükçü güruha rağmen "beka" sorunu yaşayan ülkeye yön vermek, rota çizmek.
Ve reis nihayet bugün yaşanan tarihi  olayı  bu millete ikram ederken ben de nacizane satır aralarına dikkat çekmek istiyorum. 
"Önümüzde yapmamız gereken çok büyük ve hayati işler var. Öncellikle kültür faaliyetleri adı altında niteliksiz, milli kültürümüze uymayan, kültür hayatımıza katkı sağlamayan etkinlikler konusunda dikkatli olmalıyız. Çağımızın en büyük sorunlarından biri kültürel sığlaşmadır. Kalıcı ve uzun vadeli işlere yoğunlaşmalıyız.”
Bu ifadenin altına ben kalıbımı basarım arkadaş. Reis süperman değil derken işte bu teşhisten dolayı vurgu yapmak istedim. 
Şimdi ıslak imza hükmünde devletin bütün birimlerinin bu açıklamanın hakkını vermeleri gerekir. İlgili bakanlıklar, belediyeler, bilumum konuyla ilgili kuruluşlar bu sözün icrası noktasında harekete geçmesi gerekir. Yani milli seferberlik başlığı altında herkes görev başına!
Ki zatımızın 15 yıldır ısrarla işaret ettiği hususta budur. 
Devam ediyor reis ve diyor ki, "Televizyonun, internetin özellikle de sosyal medyanın kültürümüzü adeta yiyip bitirmesine göz yumamayız. Tam tersine bu imkanları kendi kültürümüzü, yeni kuşaklara aktarma konusunda kullanmanın yollarını aramalıyız."
Bu cümlesi ise şut ve gol hükmündedir; "Medya alanındaki faaliyetlerimizin ölçüsü de bilmekle anlamak arasındaki farkı ifade eden kültür ve irfan kavramları olmalıdır. İrfandan yoksun bir kültür hamallıktan başka bir şey değildir. Ahlaktan yoksun bir kültür anlayışı bizi ancak yozlaşmaya götürür. Sanat ve kültürün amacı insanı akli ve ahlaki kemale ulaştırmaktır.”
Daha ne desin reis?
Alın size sözel anayasa! Bu sözlerin hakkını verecek bir kadro hem reisini yalnız bırakmadığını ispatlayacaktır. Hem de mazeret üretmenin tarihe karıştığının...
Kahraman işbaşında, bunu biliyoruz. Ya biz; işbaşında mıyız? İş peşinde miyiz?
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat: Suç teşkil edecek, içerik ve yorumlardan doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.