15 Temmuz darbe girişiminden sonra Bakanlar Kurulu Kararı ile ülkemizde FETÖ başta olmak üzere Terör örgütleriyle etkin mücadele etmek amacıyla OHAL uygulamasına geçilmiş,yaklaşık on aydır OHAL uygulaması devam etmektedir. Terörle ve Teröristle mücadele etkin ve caydırıcı sonuçlar almak bakımından son derece önemli olan OHAL uygulaması son günlerde eleştiri konusu olmuş, özellikle bir takım iş çevreleri , siyasi çevreler ,sözde gazeteci  ve yazarlar tarafından sıkça eleştirilmekte ve kaldırılması yönünde çağrıda bulunulmaktadır.

Bir takım çevrelerin bu çağrılarına Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından "ülkemiz tamamen selamete kavuşana kadar OHAL uygulaması devam edecektir" diyerek net bir cevap verilmiştir.

Peki bu kadar tartışılan ve şimdi ülkemizde uygulanmakta olan OHAL uygulaması gerçekten  vatandaşın günlük yaşamını kısıtlıyor mu ? Ya da vatandaş günlük işlerini yürütürken OHAL uygulanmasının varlığından haberdar mı? Bu soruların yanıtı kesinlikle hayır'dır. Çünkü mevcut uygulanmakta olan OHAL uygulaması ile doksanlı yıllarda ülkemizde uygulanan OHAL uygulamasının bir birinden yakından uzaktan alakası yoktur. Benzerlik sadece isim benzerliği ile sınırlıdır.

Doksanlı yıllarda OHAL uygulamasını gören ve yaşayan biri olarak evlerimize gıda almak için Emniyetten veya Jandarmadan izin alıyorduk ve izni verilen gıdalar adet hesabı veya kilo hesabı ile tarafımıza veriliyordu.10 kişilik bir aileye bir aylık 5 kg şeker,1 kg çay ,1 torba un izni veriliyordu. Bu gıdalar yetmediği için vatandaş bazen günlerce şeker alamadığı için çay içemiyordu. Evlerinde ekmek pişiremiyordu.Doksanlı yıllardaki OHAL uygulamasında köyden şehire giderken Türkçe bilmeyen büyüklerimiz köy minibüsünde Kürtçe veya Zazaca müzik dinliyorlardı.

Polis veya jandarma uygulama noktasına varmadan araçta Kürtçe veya Zazaca müzik çalarken , polis veya jandarma uygulama noktasına yaklaştığımızda şöför tarafından kaset değiştirilerek Kürtçe kaset yerine Türkçe kaset takılıyordu. Kürtçe veya Zazaca müzik dinlediği belirlenen kişilere çok büyük işkenceler çektiriliyor , araçlarına yüklü miktarda cezalar kesiliyordu.Kilometre başı güvenlik güçlerinin kurduğu noktalarda vatandaşlarımız saatlerce bekletiliyorlardı ve araç şöförlerine yüklü miktarda haksız trafik cezaları kesiliyordu. Vatandaşlar haksız,keyfi muamelelerle göz altına alınıyor , hiç ifadesi alınmadan günlerce göz altında tutuluyordu.

Doksanlı yıllarda bu ve buna benzer yüzlerce keyfi uygulama yapılmış , vatandaşın devletten soğuması için bilinçli bir şekilde bölge halkı her türlü işkencelere maruz bırakılıyordu.Yine doksanlı yıllarda yüzlerce faili meçhul cinayetler işlenmiş , bölge halkı adeta zorla devlete küstürülmüştür. Devlet ile bölge halkı defalarca bilinçli bir şekilde karşı karşıya getirilmek istenmiştir .Doksanlı yıllarda bölge halkına devlet eliyle zülüm ve işkence yapanların FETÖ mensubu olduğu ve vatandaşın devlete küsmesi için ellerinden gelen her türlü kötülüğü devletin eliyle ve devletin imkanları ile yaptığına şahitlik ediyorduk.

Yukarıda saydığım Doksanlı yıllardaki OHAL uygulamasında var olan uygulamaları mevcut uygulanmakta olan sistem içerisinde bulmak imkansızdır. Mevcut uygulama vatandaşın rutin yaşantısını kısmayacak şekilde caydırıcı ve tedbir amaçlı getirilen bir uygulamadır.

Doksanlı yıllardaki OHAL uygulaması ile mevcut OHAL uygulamasını aynı kefeye koymak ve bunun üzerinden devletin ilgili kurumlarını eleştirmek haksızlıktır, vicdansızlıktır.

Doksanlı yıllardaki OHAL uygulamasını bildikleri halde bugünkü OHAL uygulaması ile aynı kefeye koyanlar bunu siyasi kaygı ile yaptıklarını ve gözlerimizin içine baka baka yalan söylediklerini  hepimiz biliyoruz.

Şu anda OHAL uygulamasının olduğu hiç bir yerde vatandaşımızın günlük normal hayat akışının değiştiğini söyleyemeyiz. Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da vatandaşlarımız gece geç saatlere kadar sokaklarda rahatça dolaşabilmektedirler. Şehirler arası karayollarında rahatça seyahat edebilmektedirler.Şu an uygulanan OHAL uygulaması ile vatandaşın can ve mal güvenliği devlet güvencesine alınmış , Terörle ve Teröristle mücadelede güvenlik güçlerimizin eli güçlendirilmiştir. Bunun sonucunu son aylarda Teröre vurulan darbeler ile görmek mümkündür.

Haksız bir şekilde OHAL uygulamasını eleştirenler ya bilmeyerek terörün değirmenine su taşımaktadırlar. Ya da bilerek ve isteyerek hükümeti yıpratma uğruna Teröre ve teröriste destek vermektedirler. Dünyanın hangi ülkesinde ülkemizde yaşanan 15 temmuz darbe girişiminin milyonda biri olmuş olsaydı yıllarca OHAL uygulamasına geçilirdi. Bunun örneklerini Fransa , Hollanda ve en son İngiltere'de meydana gelen Terör olaylarında derhal OHAL uygulamasına geçtiklerine şahit oluyoruz.Kendi ülkelerinin, kendi milletinin can  ve mal güvenliği için OHAL uygulayan Avrupa ülkelerine ses çıkarmayanlar , ülkemizde OHAL uygulamasına geçilince kıyamet koparmalarını manidar ve iki yüzlü tutum olarak görüyoruz.

Üç tarafı denizlerle dört tarafı hainlerle çevrili ülkemizde son terörist tamamen etkisiz hale getirilinceye kadar, huzur ve güven ortamı sağlanıncaya kadar bu uygulanan OHAL uygulamasının devam etmesi ülkemizin milletimizin lehinedir , menfaatinedir.Ülkemizin menfaatlerini korumak hepimizin görevidir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat: Suç teşkil edecek, içerik ve yorumlardan doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Necmettin Tetik 2017-05-25 12:46:04

Başkanım, çok güzel analiz ettiniz, Allah başarılarınızı daim etsin, ÖHAL vatandaşın günlük rutin işlerini yürütürken hiçbir sıkıntı çektiği yok, bilakis periyodik bir şekilde günlük rutin işlerini yürütürken ÖHAL 'in getirdiği emniyetle; vatandaş işlerini daha güven ve emniyet içinde görüyor, dediğiniz gib, üç tarafı denizlerle ve dört tarafı HAİNLERLE bir ülkede yaşıyoruz, OHAL'den rahatsız olanlar hainlerle aynı saftalar