Rockefeller mefta oldu! ya da cortladı

David 101 yaşında, 200. yaşını göremeden fani dünyayı terkeyledi. Çokça yedek parça takviyesi yapılmıştı halbuki. 6 kez kalp nakli ve bilumum takviyeler. 
"Dünyada bin devlet oluşturduğumuzda, modern dünya daha mükemmel ve daha istikrarlı olacaktır. Halkların, kendilerini yönetme hakları, artık dünya bankerleri ve entellektüelleri olan elitin otoritesi altına girecektir.Yüzyılımızda izleyeceğimiz strateji budur." sözlerinin sahibi olan David'ten bahsediyorum. Rockefeller...Yani dünya hegomanlarının ağabasından..
.
"Rockefeller Ailesi'nin "resmi" biyografilerinde dinle ilişkilerinin ve hayır işlerinin karışık ve özel bir yeri var. Rockefellerların "hayır işleme yoluyla cennete gitme ve ticaretin günahlarından arınma" işine ne kadar inandıklarını bilemeyiz ancak şunu kesin olarak söyleyebiliyoruz:

Rockefellerlar kurmuş oldukları "hayırsever" kuruluşlar vasıtasıyla dünyanın dört bir yanında ABD'nin iktisadi olduğu kadar ideolojik ve moral üstünlüğünü de garanti altına almayı bir yatırım stratejisi olarak benimseyecek ve bu uğurda milyarlarca dolar harcamaktan çekinmeyecek netlikte sınıf bilincine sahip bir kapitalist ailedir.

Bu kuruluşlar arasından en bilineni kuşkusuz Rockefeller Vakfı. Vakıf, özellikle bilimsel çalışmalara yaptığı maddi destekle, dünyanın çeşitli ülkelerindeki araştırmacılara verdiği burslarla "düşünce dünyasını" belirleme ve ABD merkezli bir akademik dünya kurulmasında kritik bir rol oynadı.

İkinci Dünya Savaşı sonrasında yerini antikomünist sözde "Hür Dünya"da seçmiş, Marshall Planı'nın bir parçası olarak "küçük ABD" olmayı önüne koymuş ve 1952'de Sovyetlere karşı emperyalizmin sınır karakolu olarak NATO'ya girmiş Türkiye de özellikle 1950'lerle birlikte Rockefeller'ın ilgi alanına büyük bir yoğunlukla girmeye başlar. Aynı dönemde Demokrat Parti'nin iktidara gelmesi ve ABD'nin "insani" faaliyetlerinin Türkiye'de hız kazanması tesadüften ötedir. Bu ilişki o kadar net görülmektedir ki 1950'lerde Türkiye'nin New York'taki konsolosluğu Rockefeller Center'ın 50 numaralı dairesindedir."

Tam bu konuda etraflıca bir yazı yazmam gerekir diye düşünürken, hafta içi bir telefon çağrısı beni alt-üst etti. 

Telefonun ucundaki hanımefendi "Kur'an-ı Kerim Dağıtım Merkezi Genel Müdürlüğü" denilen bir yerden aradığını söyleyerek benden bağışta bulunmam için aralıksız-soluksuz bir laf taarruzunda bulunarak ikna çalışması içerisine girdi. Anlayamamıştım önce söylediklerini;
- Neyin genel müdürlüğü, dedim şaşkınlıkla.
- Kur'an-ı Kerim dağıtım merkezi genel müdürlüğü dedi.
Dedim, "pardon nereye bağlısınız? Nasıl bir genel müdürlükmüş bu?"

Eveleme- geveleme derken meğersem Zümrüt bilmem ne isimli bir özel bir yayınevi imiş çene faaaliyetine sebep olan kuruluş. Bağış istiyor kadın ısrarla. Ben parayı istedikleri hesaba yatıracağım, onlar da bu meblağ karşılığı diyanetin bir camisine Kur'an hediye edeceklermiş. "Kur'an okuma kampanyası başlatmışlar"

Dedim, "bu sizin yaptığınız dolandırıcılık!" "Ne demek Genel Müdürlük?"

Hatun ısrarlı..."Bakın beyefendi..." diyerek benim kaz kafalı olduğumu ima etmeye çalışıyor. Onu anlamadığımı filan vurguluyor!..
"Siz diyorum olmayan bir kurumun, hem de bir devlet kurumu görüntüsü altında insanların inançlarını suistimal ediyorsunuz. Sizin daha organize olmuş halinizi bu millet 15 Temmuz'da tanıdı diyerek ben de karşı taarruza geçerek hatuna hem ahlaki hem de milli bir reflekste bulunmaya çalışarak uyarıcı mahiyette ciddi bir cebelleşmenin içine girdim. 

Nihayet görüşmeyi bir hakaret dolu cümle  ile bitirebildim.
Hoop ardından bir kez daha çaldı telefonum. Arayan bir erkekti bu kez. "Siz nasıl olur da hakaret edersiniz?"

Diyemedim, dua edin seküler bir devlette yaşıyorsunuz. Hırsızlığınızın, dolandırıcılığınızın cezası bir uzvunuzun koparılması şeklinde olurdu. Nasılsa bu sistemde yapanın yanına kar kalmakta yapılan suçlar ve ahlaksızlar. Hem siz dini duygular üzerinden yapıyorsunuz sahtekarlığınızı?
Sanırım zembereğim bozulmuştu son cümlemle. Sinkaf dolu sözlerim beni de utandırmadı değil. Çokça tevbe istiğfar çektim arkasından ama...

Aynı gün...

Bir toplantıya gitmek için arabaya bindim. Yol uzun, arabanın radyosunu açtım. Baktım davudi sesli din-iman-vatan-millet-sakarya içerikli...manevi mesir macunu mubarek.heyecanlı bir konuşma yapmakta. Takıldı kulağım...Bir süre sonra işin aslı ortaya çıkıncaya dek dinledim muhteremi.

Meğer bilmemne duası hediye ediyormuş arkadaş. Hediyesi 89 telecik. Her derde deva...Hastalıktan bilumum musibetin hertürlüsüne kesin çare...Sınırlı sayıda imiş. Aradın, yetiştin yetiştin...Yetişemedin küllümsün yani. 
Verdikleri telefonu aradım. Bir süre sonra bana döndüler. 

Dedim "Bi kamyon dolusu sipariş vermek istiyorum. İstediğim adrese gönderebilir misiniz? Bir kısmını Filistine, bir kısmını Suriye'ye...Güneydoğu'ya...Arakan'a...gönderseniz de oradaki müslümanlarda çektikleri sıkıntılarından kurtulsalar. Dedim füzesavarı var mı bunun?"

Gözümün önüne Bankasya'nın önünde Cevşen dualarıyla iktidara lanet okuyan bacılarımız geldi. Bir de bedduacı emekli vaiz. 

"Yeni modeli kurduk. Halk seçti cumhurbaşkanını... Başbakan da başkası oldu. Cumhurbaşkanı başka bir partinin genel başkanı, başbakan başka bir partinin genel başkanı... Asıl kavga o zaman çıkacak.." diyen Kılıçdaroğlu da referansını İslam olarak betimledi yakın zamanda. "Efendim İslam'da istişare vardır, esastır. Oturur, konuşursunuz. Burada (yeni sistemde) öyle bir şey yok. Her şey bir kişiye bağlı".

Hele Baykal'a ne demeli; "Böyle bir yetkiyi peygambere versen peygamberi bozarsın. Olmaz, kimseye bu yetki verilmez, verilmemeli." derken o da kendince dini bir arguman kullanmış oluyordu.

Hele ülkenin din ruhbanlarından Beyaz efendiye ne demeli?
Başkanlık sisteminin Türkiye'yi savaşa sürükleyeceğini belirten ünlü ilahiyatçı, buna evet diyeceklere fetva vererek şu ifadeleri kullandı: "Buna evet diyenler Allah katında en büyük cezaya çarpılırlar. O zaman da ey AKP'liler sizi ne namazınız kurtarır ne de orucunuz."

Tabi bu arada Bakara-makara muhabbeti yapanları da yadetmekte fayda var. Abdestli Kapitalistleri de analım, kediciklerin pirini de. Diğerlerini de siz sıralayın, diğer din bezirganlarını. Diğer dinden kazanım elde eden himmetseverleri...Hikmeti efsunda arayanları.

Yakın zamanda 65 ülke arasında bir kıyaslama adına bilimsel çalışma yapılmış. Okuduğunu anlama hususunda 45. sıradaymışız. 

Hayatı ise nasıl anladığımızdan ben birşey anlayabilmiş değilim.


 

YORUM EKLE