Prenses Diana: Kalplerin Kraliçesi 
Lady Diana; 1995 yılında, Prens Charles ile boşanmadan 1 yıl önce, BBC’den Martin Bashir’e inanılmaz şekilde yürekli ve cesur bir hareketle, evliliğiyle ilgili tüm gerçekleri gözler önüne seren bir röportaj verdi.

Bu öyle bir röportajdi ki; kendisi, Prens Charles ve kraliyet ailesinin halk tarafından bilinmeyen farklı bir yüzünü gözler önüne seriyordu. Bu röportaj sırasında, bulimia hastalığı ve kendine zarar verme çabalarından bahsetmesinin yanı sıra, boşanmadan sonra onun gözlerden uzak olmasını isteyen kraliyet ailesi üyeleriyle olan savaşını da bu röportajda dile getirmişti sevgili Lady Di. 

Bu röportajdan 1 yıl sonra, yani 1996 yılında Prenses Diana ve Prens Charles boşandı. Boşanmadan 1 yıl sonra, 31 Ağustos 1997’de Prenses Diana, Paris’te bir araba kazasında trajik bir şekilde hayata gözlerini yumdu. Hayır işlerine olan ilgisi, yardımseverliği ve halka olan yakınlığı ile bilinmesinin yanı sıra, Diana’nın Prens Charles ve kraliyet ailesiyle ilişkisi en çok konuşulan konu oldu. 

Diana ve Charles; 1981 yılında, sadece 12 kere görüştükten sonra nişanlandılar, bundan 5 ay sonra da evlendiler. Hemen ardından William ve Harry dünyaya geldi. Martin Bashir ile röportajında,  evliliğinin başında mutlu olduğunu söyleyen Diana, kocasını çok seviyordu ve ikisinin iyi bir takım olduğunu düşünüyordu. Evliliğinin yürümesini de çok istiyordu. Fakat evlendikten kısa bir süre sonra Prens Charles, medyanın tüm dikkatinin Diana’nın üzerinde olmasından rahatsız olmaya başlamıştı. Diana bunun evliliklerinin kötüye gitmesinin nedenlerinden biri olarak görüyordu. 

William doğduktan sonra ise, doğum sonrası depresyonla mücadele eden Diana, Martin Bashir’e bu sürede kraliyet ailesinden hiç destek alamadığını da söyledi. Kraliyet ailesinde, herkesin içinde ağlayan tek insanmış gibi hissettiğini ve hiç kimsenin ne yapması gerektiğini bilmediğini dile getirdi. Yaşadığı bu depresyonla kendisinin dayanıksız ve dengesiz olarak etiketlendiği de itiraf etti. Bu depresyon sırasında, kollarını ve bacaklarını yaralayarak kendisine zarar verdiğini söyleyen Diana, etrafındaki baskıların üstesinden gelemiyordu ve aslında yardım için haykırıyordu. Bulimia ile mücadelesini de bu röportaj sırasında anlatan Diana’ya göre, bulimia evliliği ile ilgili durumun bir göstergesiydi. 

Prens Charles, 1986’da Diana’yla evliliği sırasında eski kiz arkadaşı Camilla Parker Bowles ile tekrar ilişki yaşamaya başlamıştı.  Kadınların içgüdülerinin çok iyi olduğunu söyleyen Diana, kocasının ilişkisini hemen fark etmişti ve aldatılmanın getirdiği üzüntüyle bulimia’sı daha da ilerlemişti. Charles’la olan evliliğinin bitmesinde Camilla’nın önemli bir rol oynadığını söyleyen Diana; “Bu evlilikte biz 3 kişiydik. Sizce de biraz kalabalık değil mi?” diye Martin Bashir’e durumu ifade etti. Prens William’a da Charles’ın ilişkisi hakkında dürüst olan Diana, William’ın anlayabileceği şekilde durumu şöyle açıklamıştı: “Hayatta aşık olduğun birini bulursan ona tutunmalı ve onunla ilgilenmelisin ve eğer sana aşık olan birini bulacak kadar şanslıysan onu bırakmamalısın.” 

Röportaj sırasında kendisini kraliçe olarak görüp görmediğini soran Martin Bashir’e “Hayır” cevabını veren Diana, kendisinin insanların kalplerinin kraliçesi olmak istediğini soyledi. Şu an içinde evli bulunduğu kurumun kendisinin kraliçe olmasını istemediğini dile getiren Diana, çünkü kendisinin ‘başarı şansı olmayan kimse’ olarak görüldüğünü söyledi. ‘Başarı şansı olmayan kimse’ olarak görülmesinin sebebi de işleri onlardan farklı yürütmesiydi. “Çünkü ben kurallara göre hareket etmiyorum. Zihnime değil, kalbime uyana göre hareket ediyorum.” 

Kendisinin bir çeşit tehdit olarak görüldüğünü söyleyen Diana, dünyada iyi şeyler yapmak için bulunduğunu ve yıkıcı bir insan olmadığını da bu röportaj sırasında ifade etti. Tarihte her güçlü kadının benzer bir yolu yürüdüğünü belirten Diana, bu gücün karışıklık ve korkuya sebep verdiğini soyledi. “Niçin o güçlü? Bu gücü nereden alıyor? Bu gücü nerede kullanacak? Niçin halk onu hala destekliyor?” İşte bu güç korku yaratıyordu. 

31 Agustos 2017, Prenses Diana’nın 20. ölüm yıldönümüydü. Evet, o söylediği gibi kalplerin kraliçesi olarak yaşamaya devam ediyor. 36 yıllık hayatı boyunca verdiği mücadele, Prens Charles’la olan evliliğini kurtarma ve kraliyet ailesine kendini kabul ettirme mücadelesi değildi. O çok güzel, çok akıllı ve çok güçlü bir kadın olarak asırlardır devam eden ataerkil zihniyet ve erkek egemen yönetimle savaştı. Kendi olarak var olabilmenin, kalpten aldığı kararlarla insanlara liderlik edebilmenin,  duygulara izin verebilmenin, empati yapabilmenin ve sevgi odaklı bir dünyanın savaşını verdi. Tüm sevgim ve saygımla minnetle anıyorum. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat: Suç teşkil edecek, içerik ve yorumlardan doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Antonio Banderas 2017-10-24 14:49:33

Diana halktan biri idi. Bir anlamda bizim Anadolu kadınına çok benziyodu. Son derece saf ne naif bir görüntünün altında, son derece analitik ve kararlı bir kadın.
O halde Charles ile neden evlendi? Bence Charles ile yaptığı evlilik, akıllı bir kızın bir anlık gafletine yenik düşmesinden başka bir şey değildi. Zaten evlilik süreci o kadar hızlı gelişmiş ki kendini bir anda sarayda bulmuş. Zaten çok kısa sürede nasıl bir kazana düştüğünü anlamış.
Sonra da kaderine küsüp boyun eğmek yerine kendi hayatını yaşamayı tercih etmiş. Tabi bu durum ayyuka çıkınca, Diana yı öldürmeyi tercih ettiler. Tabi bunda Diana nın müslüman bir adamla birlikte olmasının rolü büyük. Sevgiler.