Yeni bir suikast dalgası!

Yeni Şafak Gazetesi Yazarı İbrahim Karagül dünyanın farklı ülkelerinde İsrail hedeflerine yönelik saldırıları değerlendirdiği yazısında yeni bir suikast dalgası beklediğini belirtti.

Yeni bir suikast dalgası!

A Haber canlı yayınına katıla Karagül çarpıcı iddialarda bulundu:

"Son günlerde Tiflis’ten Bangkok’a, Yeni Delhi’ye hatta Singapur’a kadar bir terörist suikast girişimleri var. Bunların merkezinde hep İsrailli diplomatlar oluyor. Daha önce İranlı nükleer bilimcilere yönelik saldırılar vardı ve bunları Mossad istihbarat mensuplarının yaptığını İngiliz basın yayın kuruluşları da yayınlamıştı. Tahran’da arabasına bomba yapıştırılarak havaya uçurulmuştu İranlı bir nükleer bilimci. Ama son günlerde dikkat çekici bir biçimde İsrail’in ilişkilerinin çok iyi olduğu ülkelerde İsrail misyonlarına yönelik bir takım saldırı girişimleri ortaya çıkarılıyor. Doğrudan İran ve Hizbullah suçlanıyor İsrail tarafından. İran da bu iddiaları yalanlıyor.Yine son olarak Hizbullah lideri yalanladı.

 

Hizbullah’ın şimdiye kadar Lübnan dışında dünyada bu tarz operasyonlara girişmediğini biliyoruz. Ama hasım güçler, bu bölgede olsun, dünyanın değişik coğrafyalarında olsun hasım güçler genelde bilinen askeri ve güvenlik literatürü dışında bir takım başka argümanları kullandıklarını da bilebiliyoruz. Örtülü operasyonlar kullanılıyor mesela yıllardır İran’a karşı. Irak işgalinden önce bölgede bir takım örtülü operasyonlar olmuştu. Suriye Lübnan’dan çıkarılmadan önce Lübnan’da yoğun suikastlar ve örtülü operasyonlar yapılmıştı. Şimdi de başka coğrafyalarda örtülü operasyonlar yapıldığını biliyoruz.

 

Bunların son günlerde İran İsrail bağlantılı olarak artması dikkat çekiciydi. İlk defa İsrailliler yoğun bir biçimde ardı ardına ve İsrail’in stratejik ilişki içerinde olduğu ülkelerde olması hepimizin dikkatini çekiyor. İran’a yönelik yaptırımlar ardı ardına yoğunlaştırılıyor. Hatta İsrail’in başını çektiği bir uluslararası kampanya yürütülüyor. İran nükleer tesislerine karşı bir saldırı kampanyası bu. Suriye’ye odaklanmışken böyle de bir süreç var. Sanki bir çatışma krizin daha da şiddetlenmesi öncesi bir takım hesaplaşmaların varlığı hissediliyor.

 

Gürcistan ile Azerbaycan’ın durumu İsrail-İran meselesi açısından aynı. Gürcistan İsrail’in askeri ve güvenlik olarak çok ağırlıklı olarak bulunduğu bir ülke. Azerbaycan ile İsrail ilişkileri de çok yoğun. Geçtiğimiz günlerde İran, Azeri büyük elçisini Tahran’da çok ağır bir biçimde uyardılar. İranlı nükleer bilimcilerine yönelik saldırganların Azerbaycan’dan İran topraklarına girdiğini iddia ettiler. İran Azerbaycan ilişkilerinde böyle bir gerilim söz konusu.

 

Bunu şu açıdan söyledim. İran’a yönelik müdahale senaryolarında Gürcistan kadar Azerbaycan’ın da askeri olarak kullanılacağına dair bir takım işaretler var. İki ülke ilişkileri de çok güçlü bu konuda. Tiflis’te olabiliyorsa bir sonraki adımda Azerbaycan’da da bir şeyler olabilir kanım var.

 

Bugüne kadar bu coğrafyada gördüğümüz bazı şeyler bize bazı tecrübeler kazandırdı. Her büyük müdahale ve çatışmadan önce Küçük çaplı örtülü operasyonlar ve suikastlar yapılıyor. Şimdiye kadar yaşadığımız bütün krizlerden önce böyle şeyler yaşandı. Son dönemde İran ve İsrail bağlantılı bu tarz şeyler yoğunlaşmaya başladı. Yoğunlaşmaya başladıysa bunun devamı gelecek demektir. Lübnan’da olduğu gibi. Umarım olmaz. Daha büyük ve ses getirici suikastlar da olabilir. Yine Libya meselesinde ve Ortadoğu ile bağlantılı birçok meselede olduğu gibi. Avrupa’da belli noktalarda terör eylemleri saldırılar oluyor. Bunların bir çoğu istihbarat kökenli de olabiliyor. Doğu Avrupa ülkelerinde bunlar daha önce yaşandı. Benzer şeyle, İran’a karşı, İran’ın terör ihraç ettiğine dair bir kamuoyu oluşturmaya yönelik bir takım girişimler söz konusu olabilir. Bunlar tabi ki bir ihtimal.Bu ihtimalleri ciddi görüyorum. "

YORUM EKLE