"UĞUR IŞILAK" REFERANDUM ÖZEL RÖPÖRTAJI

“Uğur IŞILAK” Türkiye Gençlik Teşkilatı Referandumda Evet Konserlerinin Yozgat Ayağında Haber24 Sorularını Yanıtladı. Yeni Anayasa Paketindeki bazı maddelere özel olarak değinen IŞILAK Hollanda ve Avrupa da yaşanan son olaylara da kendi üslubu ile değindi. Röportaja Türkiye Gençlik Teşkilatı Genel Başkanı Hakan POLAT, Genel Başkan Vekili Ömer Tekiner TGT Teşkilat Başkanı Tahir Ersöz ve Üniversiteler Birliği Başkanı Mevlüt BORA eşlik ettiler. TGT Yozgat İl Başkanı Saygı ÇAKIR Yozgat'da Haber 24 ekibini ağırlamaktan memnuniyetini iletirken TGT Genel Başkanı Hakan POLAT Yozgat Uğur IŞILAK konserinde 'EVET' diyerek 'Milletimiz Üstüne Düşeni yapacaktır' dedi.

"UĞUR IŞILAK" REFERANDUM ÖZEL RÖPÖRTAJI

Uğur IŞILAK Özel Röpörtajı

Röpörtaj Haber: Merve KARAMAN

UĞUR IŞILAK İLE GÜNDEM SÜRECİNİ DEĞERLENDİRDİK..

Ses sanatçısı, şair, besteci ve 24. Dönem Millet Vekili Uğur IŞILAK ile Türkiye Gençlik Teşkilatı adına Ülke Çapında verdiği Konserlerden Yozgat ayağında kendisi ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

Sanatınızı icra ederken tasavvuftan etkilendiğinizi görüyoruz. Bize bu etkiden bahseder misiniz?

Bu biraz genetik biraz araştırma sonucu biraz da sevda. Genetik dememin sebebi şu bizim sülale tasavvuf meşrebidir. Dedem öleydi, Dedemin babası öyle dolasıyla bu bir silsiledir. Tasavvufta genelde silsile yoluyla devam eder. Herhâlde dedelerimin duası olsa gerek diye düşünüyorum. Dua mutlaka tesir eder günün birinde. O onun zürriyetinden olanlara hep dua edermiş. Bize de herhalde böyle bir duanın kıyısından köşesinden bir şeyler bulaştı ki bizde büyüklerimize gönül verdik. Haşa bir mutasavvıf veya tasavvuf yolunda bir kişi olarak addetmek edepsizlik olur kendimi ama büyükleri seviyorum büyüklere hürmet ediyorum ve büyükler hakkında benim mekânımda benim bulunduğum yerde ileri geri konuşan birisi olduğu zaman buna engel olurum bu onları sevmemin farklı bir delili diyelim. Bu tabi ki sanatımıza da yansıyor çünkü bizde sanat konusunda doğru bozulmayan mısra-ı berceste şeklinde ifade edilen birçok beyit bu tarz gönüllü insanlardan çıkmış. Mesela Divan Edebiyatında Fuzuli dediğimiz zaman Fuzuli’nin menşeine baktığımızda tasavvuf vardır, daha evveline gidelim bir Ahmet Yesevi eserlerine baktığımızda yine aynı şey vardır. Hemen Yunus Divanına baktığımızda aynı meşrep vardır. Dolasıyla sanatta derinlik yani gelişme iki türlüdür biri dikey biri yataydır. Yatay olan enformatiktir, dikey olan derinlemesinedir. Tasavvuf derinlemesine olan bir şeydir, mecburi değildir, ihtiyaç değildir bu sizin kişisel zevkinize kişisel isteğinize kişisel olarak tercihinize bağlıdır ve büyüklerimiz hakikaten bu yönüyle bu ülkede eskimeyen pörsümeyen eserler ortaya koyabilenler de yine olanlara gönül verenler olmuştur. Son olarak şunu söyleyeyim bu aslında yeterli Necip Fazıl’ın otuzlu yaşlara kadar bir dönemi vardır. Onun  ’Bohem ‘  olarak tabir ettiği günü birlik yaşadığı bir hayat ve bir de Abdulhâkim  Arvasi Hazretleri ile tanıştıktan sonra ortaya koymuş olduğu fikir ve sanat eserleri vardır. Necip Fazıl’ı Necip Fazıl yapan Abdulhâkim Arvasi’den sonraki dönemdir. Dolayısıyla buradan da anlıyoruz üstat dediğimiz kişilerin temeline baktığımızda böle bir keskin bakışlı irşad edicinin nazarına muhatap olmadan bu eserlere sadır olabilmesi mümkün değildir. Bizde sadece o yolda ilerlemeye çalışıyoruz.

Sizi milletvekilliğine iten sebep neydi? Hayranlarınızdan olumlu veya olumsuz tepkiler oldumu?

Yok, ben aday adayı olmadım. Belki daha bilmeyenler vardır; ben aday adayı olmayan üç, beş milletvekilinden biriyim. Aslında çokta Siyasete girme meraklısı değilim, durum böle gelişince artık siyasetle ilgili bir şeyler yapma mecburiyetinde hissettim fakat bizim dönem maalesef Türkiye’nin en kısa Siyaset dönemiydi. Beş aylık bir dönemdi, öyle bir tarih oldu(gülüyor). Böle tarihe geçtik(gülüyor). Sonrasında da aslında devam etmedim etmek istemedim, bundan sonra da devam etmek istemiyorum açıkçası. Çünkü yaptığımız iş hakikaten benim siyasette olmamdan şuanda ki yaptığım işi yapmam fayda bakımından bu topluma hizmet bakımından daha önemli diye düşünüyorum.

Bir film yapmak isteseniz adı ve konusu ne olsun isterdiniz ya da nasıl bir rol tercih ederdiniz?

Birçok film teklifi aldım Yirmi beş Otuz yıllık sanat hayatımda ama hiç birini kabul etmedim. Çünkü o sahaya girmek istemedim kendi işimin dışında farklı işlerle uğraşmak istemedim işin açığı ama ille birini oynayacaksam bir gün herhalde Ahmet Yesevi Hazretleri’ni hayır demezdim (tebessüm ediyor)

Hollanda, Almanya ve bütün Avrupa ülkelerinde yaşanan olaylara nasıl bakıyorsunuz, Vatandaşlarımız orda güvende mi sizce?

Yani her geçen gün biraz daha sıkıntılı bir sürece giriyoruz. Zaten her zaman Avrupa Birliğinin bir çifte standardı olduğunu biz dillendiriyor söylüyorduk. Bizim yıllardan beri Avrupa Birliği kapısında beklememizin temelinde yatan sebepte bu çifte standart, bizi bir türlü içselleştirememeleri. Her ne kadar Demokrasi adına sürekli üst perdeden konuşmuş olsalar da Türklere Demokratik bir bakış açısından bakmadılar. Bugüne kadar belki inancımız gereği, belki tarihimiz gereği rahatsızlık duydular fakat bizim bağımsız hareket etmemizi de istemediklerinden dolayı bizi hep Avrupa Birliği kapısında oyaladılar oyalamaları lazımdı ki bizim başka arayışa teşebbüs etmeyelim. Şimdi oyalamasalar biz hakikaten Doğuda farklı bir arayışa gireceğiz, Asya da farklı bir arayışa gireceğiz ve bu onlar açısından daha tehlikeli bir durum arz edecek onun için oyalama yolunu tercih ettiler. Fakat son dönemlerde bu Evet - Hayır meselesinde, referandum meselesinde, 18 maddelik Anayasa Paketi değişikliği meselesinde artık Türkiye’nin hakikaten İki yüz yıllık vesayeti vesayet prangalarını söküp atacak bir Anayasa değişikliği olduğunu gördükleri için bu vesayet değişikliğinden yahut vesayetin sona ermesinden aşırı bir rahatsızlık duydular ve artık bu Türkiye’ye ve Türklere karşı olan tutumlarında o sinsi olan gizli olan tutumlarını aşikâr etme ihtiyacı duydular. Ben uzun süre Avrupa’da kaldım ve Avrupalılar hakikaten başka ülkelerin siyaset meselesine çok fazla karışmaz öle bir gelenekleri vardır. Fakat ilk defa ben Alman devlet kanalını, Avusturya devlet kanalını, Hollanda devlet kanalını bu kadar anti- demokratik ve aynı zamanda teamüllere aykırı bir yayın politikasıyla gördüm. Şöyle ki mesela Alman kanalında başka bir dilde yayın yapılmaz ama ilk defa şu gördüğüm Kırk-Elli yıllık ömrü hayatımda ilk defa Alman televizyonunda Hayır propagandası hem Türkçe yapılıyor, hem Almanca yapılıyor. Yahu böle bir şey görülmemiş bugüne kadar siz Türkçe yayın yapmazdınız ne oldu?  ve bütün Almanya bu tavrı takındıktan sonra tabi Hollanda onları takip etme ihtiyacı duydu, öbür tarafta ise Avusturya. Norveç Fetö mensuplarına kucak açtı. Böle bir sıkıntılı süreç yaşıyoruz ama bu aslında Avrupa’nın gerçek yüzü biz Avrupa’nın gerçek yüzünü görmüş olduk. Bu aslında üzücü bir hadise değil bizim açımızdan sevindirici bir hadise niye yıllardır gizledikleri yüzünü aşikâr etti. İki yüz yıllık vesayetin sona ermesi çok zorlarına gitti çünkü onlar dilediği zaman dilediğini yaptıran ülkeleri severler Mısır’ı düşünün şimdi eğer demokrasi bu kadar önemliyse bir ülke için Mursi’nin devri bitip Sisi’nin oraya cebren iktidarı ele almasından rahatsız olan bir tane Avrupa ülkesi oldu mu? Demokrasiye aykırı bir şekilde geldiler binlerce insanı bir Cuma vakti katlederek şehit ederek iktidarı devir aldılar. Bir tane Avrupa ülkesi buna karşı ses çıkardı mı? Madem siz Diktatörlüğe bu kadar karşısınız madem anti - demokratik uygulamalara bu kadar karşısınız bir ses çıkarsaydınız bir ses. Yani buradan zaten anlıyorsunuz burada garez Müslümanlara, burada garez tarihi değerlerine dönenlere, ruh köklerine dönen kim varsa. Mısırda çünkü ruh köklerine Mursi vesilesiyle dönme noktasındaydı. Bu çifte standardın bu iç yüzün dışa yansıması bizim için bir kazanım bundan sonra yol haritamızı ona göre çizeceğiz

Referandum sürecini nasıl değerlendiriyorsunuz sizce halk bunu benimsedi mi, anladı mı başkanlık sistemini?

Belli başlı konuları anladı. Mesela neyi anladı koalisyon olmayacak yahut koalisyon pesinde kosan partiler olmayacak bundan sonra birisi iktidara gelecek 5 yıl bu ülkeyi yönetecek adam gibi yönetirse bir 5 yıl daha yönetmesi için seçilecek yönetemezse millet onu alaşağı edecek bunu anladı en azından bu bir iki vekil sayısı 550 idi temsil 600 olacak neden bütün dünya ülkelerinde bu böyle 50 bin kişiye bir milletvekili düşerken bizde 120 bin kişiye bir milletvekili düşüyor hatta 600 un üzerine çıkmak lazım ama biz şimdilik 550’yi 600’e çıkardık ole bir temsil ile bir artış olacak bu da milletin hayrına olan bir şey başka ne değişecek temel olarak cumhurbaşkanının yetkileriyle alakalı mesela 18 yas ile alakalı 18 yaşındaki çocuğa diyor vekillik verilir mi bu simdi bir taraftan doğru 18 yasında daha hayatı bilmeyen üstelik hala okumakta olan bir gence milletvekili gibi çok önemli bir yetki verilirse acaba yetki sarhoşu olur mu 90 yaşındaki bir vatandasın milletvekili olmasına bir engel var mı gülüyoruz 100 yaşındakine engel var mı gülüyoruz yok 100 yaşındaki bir vatandaş milletvekilliği yapabilir mi yapamaz normalde enerjisi olmaz yürüyemez merdiven çıkamaz meclise gelemez bir suru hastalıkları olur peki anayasada 100 yaşındaki biri milletvekili olamaz diye bir madde var mı yok 100 yaşındakini milletvekili yapan bir parti var mı yok simdi 18 yaşındaki kişiyle de alakalı aynı şeyi düşünmemekteyim. Yanı bir tane iki tane belki 18 yas grubu temsil eden vekil olacak ama meclis 18 yaşındaki gençlerimizle dolmayacak çünkü siyaset tecrübe gerektiren bir şey ben 18 yasında ki gençlerimizi küçük gördüğüm için solamıyorum bunu ama siyasetin tecrübe olduğunu düşünüyoruz ben 25 yaşındakinde milletvekili olması taraftarı değilim çünkü bu ıs bana göre en az 35 den sonra hayatı anlamak mesela ben 20 yaşındaki uğuru da biliyorum fakat 35 yasından sonra ki uğuru da biliyorum 35 e kadar kolay öfkelenen bir uğur sımadı öfkesine hakım olan bir uğur bir defa siyasetçi öfkesine hakım olmalı bu da 20 lı yaslarda olmaz ne kadar anlatsanız da olmaz çabuk kızar çabuk hakaret eder onun için mutlaka temsilciler olacak uç beş tane ama asıl olan tecrübeli insanların siyaset yapmasıdır ben bunu savunuyorum

15 Temmuz şehitlerimiz ile alakalı bir şarkı yazmayı düşünüyor musunuz?

Ben hemen 15 Temmuzdan sonra bole bir eser yaptım yeniden yükseliş yeniden diriliş diye o hala sosyal medya da mevcut ama direkt olarak 15 Temmuzu anlatan bir hikâyesi olan eser yapmadım ki bir eser çıktı çünkü 15 Temmuz marsı olarak ondan sonrada baktım halk bunu benimsedi tekrar bole bir şeyin yapılması uygun olmaz dedim biraz geri durdum inşallah bizim millî ruhumuzu millî duruşumuzu anlatan bir eser var ama ne zaman çıkarırız onu bilmiyorum referandumla ilgili de sunu soleyim. Bir hayır cenahı var bir evet cenahı var eve tın açıklaması çok kolayda hayırım açıklaması çok zor hayırım açıklaması yok aslında ama bu kadar zor olmasına rağmen hayırım açıklaması sırf muhalefet olmak için hayır demenin bu ülkenin hayrına olmadığını düşünüyorum onun için hayır diyenlere mutlaka saygı duyuyorum sadece bir şey istiyorum hayır demek için hakikaten bir çok sebep yok onlar sebep olarak sunu soluyorlar cumhurbaşkanının sınırsız bir yetkiye sahip olması dilediği zaman meclisi feshi etmesi şuandaki cumhurbaşkanından daha fazla yetkiye sahip değil şuandaki cumhurbaşkanını vatana ihanetin dışında yargılayamazsınız hiçbir şekilde ama obur şekilde yargılanabiliyor meclisteki üçte iki çoğunlukla rahatlıkla hakkında soruşturma açılabiliyor simdi bütün bunlara bakıldığında böyle bir algı yönetimi ile ilgili her şeyi saptırmakla bir yere varamayız yanı en azından yalanı bir köseye bırakıp iftirayı bir köşeye bırakıp daha detaylı inceleyip Hayır’ın niçinini sorgulamaları gerektiğini düşünüyorum bu noktada da özellikle insanımıza bir sanatkar olarak sole bir tavsiyede bulunmak istiyorum hayırcılarda bizim insanımız evet diyenlerde bizim insanımız bu toplumda bole katı kutuplaşmalara sebebiyet vermemeli hayır da dese evet de dese biz 16 nisandan sonra yine kardeşçe bu ülkenin insanları olarak yasayabilmeliyiz aman ha aman altından kalkamayacak söz ifade etmeyelim.

Güncelleme Tarihi: 01 Nisan 2017, 10:58
YORUM EKLE
YORUMLAR
MEVLÜT BORA
MEVLÜT BORA - 2 yıl Önce

UĞUR IŞILAK PİYASADAKİ ÇOK DEĞERLİ SANATÇILARDAN BİRİ. YOZGATTA TÜM DİNLEYENLERİ MESDETTİ. ORGANİZASYONA EV SAHİPLİĞİ YAPAN TÜRKİYE GENÇLİK TEŞKİLATINA DA TEŞEKKÜR EDERİZ

Deniz erden
Deniz erden - 2 yıl Önce

Fikirlerine herzaman ihtiyaç duyduğumuz sayın Uğur IŞILAK'I yeni dönemde vekil olarak görmek istiyoruz.

zeynep k.
zeynep k. - 2 yıl Önce

Gerçek bir sanatçı.. Sanatını en güzel şekilde icra eden bilgi ve sevgi yönünden; saygı yönünden donanımlı bir insan. yolun açık olsun.

Hüseyin
Hüseyin - 2 yıl Önce

Türkiye Gençlik Teşkilatı yeniden dirlişin milli şahlanışın adıdır.