ÖYM'lerin kaldırılmasını içeren Kanun Teklifinin maddeleri yarına kaldı

Özel Yetkili Mahkemelerin (ÖYM) kaldırılmasını içeren Kanun Teklifinin TBMM Adalet Komisyonu’ndaki görüşmeleri tamamlandı, ancak maddeleri yarına kaldı

ÖYM'lerin kaldırılmasını içeren Kanun Teklifinin maddeleri yarına kaldı

Muzaffer Gençdoğan/ ANKARA
 

AKP’den 100’ü aşkın milletvekilinin imzasıyla verilen “Terörle Mücadele Kanununun 10. Maddesi Uyarınca Kurulan Ağır Ceza Mahkemelerinin Kaldırılmasına ve Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”nin Adalet Komisyonu’ndaki görüşmeleri aralıksız 10 saat sürdü. Geçen zamanın büyük bölümünde usul tartışmaları yaşandı. Söz alan muhalefet milletvekilleri “Aynı teklife benzer şekilde daha önce kendileri ve diğer milletvekillerince verilen kanun tekliflerinin dikkate alınmadan iktidardan gelen söz konusu düzenlemenin görüşülmesinin İçtüzüğe aykırı olduğunu” savundular ve alt komisyon kurulmasını istediler. Ancak Komisyon Başkanı AKP’li Ahmet İyimaya, “Taktir yetkisini kullandığını” belirterek görüşmelere devam edileceğini söyledi.

CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, muhalefet milletvekillerinin benzer içerikteki tekliflerinin dikkate alınmayacağının anlaşıldığını belirterek, kendisinin daha önceki tarihlerde verdiği Kanun Teklifi’ni yırttı ve Komisyonu terk etti. BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan da, benzer tepkiyle salonu terk ettiği sırada Komisyon Başkanı İyimaya’nın ikna etmesi sonucu geri döndü.

Yolsuzlukların üstünü örtmeye çalışıyorsunuz

MHP Konya Milletvekili Faruk Bal, Kanun Teklifiyle hukuk kurallarının alt üst edildiğini savundu. Hükümetin 17 Aralık operasyonundan sonra Cumhuriyet savcıları ve emniyet mensuplarını görevden aldığını anımsatan Bal, “İdari tedbirlerle yolsuzluk operasyonlarının önlenemediği ortaya çıktı, kanuni tedbire ihtiyaç duyuldu. Bu kanun teklifi, içinde bulunulan hukuksuzluğa uydurulmak istenen bir düzenlemedir” dedi. Bal “2010 yılındaki Anayasa değişikliğini bugün ‘çete, terör örgütü, hain’ diye itham ettiğiniz yapının desteğiyle referandumdan geçirdiğiniz için en büyük suçlu sizsiniz” diye konuştu. Faruk Bal, Teklifin yolsuzluk ve usulsüzlüklerin üstünü örtmek için hazırlandığını da öne sürerek şöyle devam etti:

Delilleri yok edeceksiniz

“Bu düzenleme yürürlüğe girerse, Reza Sarraf öyle itibarlı bir hale gelecekki, hakkını aramak için bir dilekçe bile yazmayacak ama savcılar usul denetimi yapacak. Yani  köpeği öldürene sürükleteceksiniz. Bu kanun teklifiyle 17 Aralık operasyonuyla elde edilen delilleri yok edeceksiniz. Ağır ceza mahkemelerinin, bir soruşturmayla ilgili mal varlığına tedbir konulmasına ilişkin karar vermesi için idareden yani iktidarın hakimiyetindeki BDDK, SPK, MASAK’tan ‘mal varlığının suçtan elde edildiğine dair rapor’ yani izin alınacak. Operasyonlarla ilgili görev yaparken görevden alınan kamu görevlilerinin dava açma hakkı elinden alınacak… Hukukçulardan saç baş yolan yok. Bu teklif kanunla delil karartma, kanunla yolsuzluğu aklama demektir. Biz, bu düzenlemenin geçmemesi için göğsümüzü siper ederek İçtüzük haklarımızı sonuna kadar kullanacağız.”

Adaletle ilgili kusurunuz affedilmez

17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonundan sonra AKP’den istifa eden İzmir Bağımsız Milletvekili Ertuğrul Günay da, adalet kavramının hiçbir koşul ve şartta zedelenmemesi gerektiğini söyledi. Türkiye’de adalete güvenin çok düşük olduğunu anketlerin ortaya koyduğunu vurgulayan Günay, “İşimize gelmediğinde adliyeyi yerin dibine batırmak, başkalarının işine yarar” dedi. Yolsuzluk iddialarını kapatmak yerine sorumluların yargı önüne çıkarılması gerektiğini dile getiren Günay, “Türkiye’nin 2002’de başladığı yürüyüşün devam etmesini çok isterim. Buradan akılla çıkılır, panikle çıkılmaz, öfkeyle çıkılmaz. Kolumuzu değil, sakalımızı keselim. Yargıya bunu yaparsanız kolunuzu kesmiş olursunuz” diye konuştu. Günay, bütün dinlerde en önde gelen kavramın adalet olduğunu kaydederek, “İbadetle ilgili kusurunuz affedilebilir, adaletle ilgili kusurunuz affedilmez. Bu çatı altında yaptığımız iş, parti çıkarına uygun ya da aykırı olabilir. Adalete aykırıysa hiçbir cihanda açıklanmaz, açıklayamazsınız, hesabını veremezsiniz” dedi. Çıkan yasaların adil olduğuna toplumun inanması gerektiğini anlatan Günay, sözlerini şöyle sürdürdü:

Bunu yazan adam, ikinci sınıfa bile geçemez

“Ergenekon örgütünün varlığına inanıyorum. Sezgilerim, vicdanım öyle diyor. 18 Nisan 2009’da Ergenekon soruşturmasını, ‘toplumun vicdanını yaralıyor’ diye eleştirdim. Adalet Bakanı ertesi gün, ‘Adalet tıkır tıkır işliyor, herkes işine baksın’ diye cevap verdi. Adaletin tıkır tıkır işlemediğinin ne zaman farkına vardınız? 17 Aralık sabah 6.00’da. Savcıyı, polisi koruduk o zaman. ‘Polis destan yazdı’ dedik. Bugün, koruduğumuz o kesimi yok etmeye çalışıyoruz. 5 bin 600 dosya ve 20 bin soruşturmayı darmadağın ediyoruz. Yasanın zamanlamasının, genel amacının adalet duygusunu fevkalade zedelediğine inanıyorum. Türkiye’de hukuk sistemi işlemez hale gelecek. Bir mahkeme, ağırlaştırılmış müebbete oyçokluğuyla karar verebiliyor mu?Evet. Tedbir kararını niye oybirliğiyle veriyor? Bunu yazan adam hukuk fakültesinin birinci sınıfından ikinci sınıfına geçemez. Bunu yazan adam hukukçu olamaz. Bu maddeyi, yazan kişiye iade edin.”

Siz de ‘Allah kahretsin’ diyorsunuz ama…

Başbakan Erdoğan’ın uluslararası bir televizyon kanalına verdiği mülakatta rüşvetin tanımını yaptığını ve “o paralar devletin kesesinden alınmadı” dediğini ifade eden Günay, “Başbakan’ın söylemi, suçun tevil yollu ikrarıdır. Danışmanlar, ülkenin başbakanına yazık ediyorlar. Çok dostlukla söylemeye çalışıyorum” diye konuştu. “Ben bu siyasi hareketin bu tartışmalarla yüz yüze gelmesini istemezdim” diyen Günay, yolsuzluk iddialarını yargıdan kurtaracak önlemler almak yerine failleri yargı önüne çıkarmanın doğru olacağını söyledi. Günay, “20 milyon oy almış bir parti, 3 kişinin açgözlülüğü yüzünden böyle bir muameleye muhatap olmamalı. Siz de büyük ihtimalle içinizden, benim gibi, ‘Allah kahretsin’  diyorsunuzdur” ifadesini kullandı.

İkili ceza uygulaması devam edecek

BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan da “Terörle Mücadele Kanunu kaldırılmadan özel yetkili mahkemelerin kaldırılmış olmayacağını” savundu. Kaplan “Bu Kanun Teklifiyle ÖYM’leri kaldırıyoruz görüntüsü altında 273 tane yeni ÖYM kurmuş oluyorsunuz. ÖYM’lerin görevini devralacak ağır ceza mahkemeleri, ikili ceza vermeye devam edecek. Hem Türk Ceza Kanunu, hem de Terörle Mücadele Kanunu’ndaki cezaları vermeyi sürdürecek. Bu, hukukun genel kurallarına ve Anayasa’ya aykırıdır” dedi.

Çok ciddi adil yargılanma ihlalleri var

Komisyon toplantısına davetli olan İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Adem Sözüer ise, sorunların uygulamadan kaynaklandığını söyledi. Uygulamaların doğru yapılması halinde yasa değişikliğine gerek olmadan ne tutuklama ne de malvarlığına tedbir koymada sorun yaşanacağını ifade eden Sözüer, telefon dinlemelerin ise dünyada örneği az görülecek şekilde kötüye kullanıldığını belirtti. Sözüer, “Kolluk bir grubu ‘suç örgütü’ diye tanımladığında, örgütlü suçlar için istisnai olarak öngörülen düzenlemeler otomatik olarak uygulanmaya başlandı. Sayısı bilinmeyecek şekilde süresiz dinlemeler yapıldı” dedi. Sözüer, özel yetkili mahkemelerin kaldırılmasının yerinde olacağını ve çok ciddi adil yargılanma ihlalleri olduğunu vurgulayarak, “Bir soruşturmada gizlilik ihlal edilmiş ve dava açılmadan kişiler damgalanmışsa, bir komisyon kurularak yeniden yargılamaya karar verilmesi önerilebilir” şeklinde konuştu.

Söylediklerinizin hepsini yaşadım

CHP Zonguldak Milletvekili Mehmet Haberal, Sözüer’in konuşması üzerine söz alarak, “Söylediklerinizin hepsini yaşadım” dedi. Yasaların insanların hak ve özgürlüklerini koruyacak nitelikte olduğunu, ancak uygulamada insanlık dışı şeyler yaşadıklarını anlatan Haberal, şunları söyledi:

“Silivri'de yargılama yapılmadı, işkence yapıldı. Silivri’de demir kapıların arkası işkence yeridir. Demir kapıların arkasında bulunanların kaçında somut olguya dayalı tutuklama kararı verilmiştir? İki şeyden dönüş yok. Biri insan hayatı, biri zaman. Zaman geçti, döndüremezsin. 13 Nisan 2009’dan beri soruyorum, suçum ne? TBMM’den çıkacak kararlar insanların geleceğini garanti altına almalı. Adalet Allah’ın emridir.”

Amacınız rüşvetten tutuklananları dışarı çıkarmak

CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç de, Teklifin milletvekillerine aitmiş gibi gözükse de esas olarak Hükümet Teklifi olduğunu öne sürdü. Genç “Aceleniz var, yolsuzluk ve rüşvetten tutuklananları dışarı çıkarmak istiyorsunuz. Bunu açıkça söyleyin artık. Yolsuzluk ve rüşvet operasyonlarıyla ilgili hakkında fezleke hazırlanmış olan bir Bakan şimdi burada oturuyor. Sormuyor musunuz ‘Senin burada ne işin var?’ diye… Bu, ilkel toplumlarda bile olmaz” dedi.

Yolsuzluğa karışanları aklama paketi

CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi de, Kanun Teklifini eleştirirken, 11 yıldan beri çıkarılan demokratikleşme paketlerine rağmen Türkiye’nin demokratikleşemediğinin bu Teklifle netleştiğini savundu. Hamzaçebi “Adına demokratikleşme paketi diyerek buraya getirdiğiniz Teklifle yeni hukuksuzluklar yaratıyorsunuz” dedi. Hamzaçebi, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’a yönelik “Sayın Bakan, demokratikleşmeyelim lütfen… Demokrasi gerekçesiyle adım atmayın. Çünkü, attığınız her adımın altından başka bir çapanoğlu çıkıyor” eleştirisini yaptı. Hamzaçebi, tutukluluk süresinin 5 yıla indiriliyor olmasının bir müjde değil, Anayasa Mahkemesi’nin Mehmet Haberal ve Mustafa Balbay kararlarına uyma gereği olduğunu söyledi. Akif Hamzaçebi “Müjde olması gereken, yeniden yargılamayla ilgili bir düzenleme bu Teklifte yok. İptal edilen Adli Kolluk Yönetmeliği’nin bir bölümünü buraya taşıyorsunuzki bu çok yanlıştır. Teknik takip için mahkemenin oybirliğini istiyorsunuz, öbür tarafta idam cezası için oy çokluğu yetiyor. Hukukta böyle bir çelişki olamaz. Karapara aklama suçlarıyla ilgili bilirkişi müessesesini kaldırıyor, bunu yürütme organının eline veriyorsunuz. Açık bir Anayasa ihlalidir. Bu Teklif, 17 Aralık soruşturmalarına açık şekilde müdahaledir. Yolsuzluğa karışanları Parlamento’da aklama paketidir” diye konuştu. 

YORUM EKLE