Anayasa Mahkemesi'ne götürürüz

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, MİT Kanunu’nda değişiklik yapan teklifin yasalaşması halinde, Anayasa Mahkemesi’ne gideceklerini açıkladı. Kılıçdaroğlu, “Hukuk devletine aykırı olduğu çok açık. Eğer AKP tarafından yasal

Anayasa Mahkemesi'ne götürürüz

Kılıçdaroğlu, NTV’de gündeme ilişkin soruları yanıtladı. Kılıçdaroğlu, MİT Kanunu'nda değişiklik yapan teklifi eleştirirken, “Kişiye özel düzenleme olmaz. Bugüne kadar CHP olarak biz ‘şu savcı niye görevini yaptı ve ya yapmadı’ diye hiçbir eleştiri getirmedik. Savcıların elinde belgeler olur, onun gereğini yaparlar. Savcılar bilgisine başvurmak istedi, hükümet apar topar bir yasa çıkarmaya çalıştı. Buradaki temel nokta şu, MİT mensuplarıyla bir ilgili düzenleme var zaten, MİT Mensupları zaten Başbakan izin verdiği zaman gidip ifade verebilirler. Buradaki sorun şu; deniyor ki ‘Başbakan tarafından özel bir görevi ifa etmek üzere görevlendirilen’, kim bu? Mit mensubu olup olmadığı, Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı olup olmadığı belli değil, yabancı ajanlar da olabilirler, kim bunlar, belli değil” dedi.

 

TİB yasasını hatırlattı

Kılıçdaroğlu, daha önce de buna benzer bir düzenlemenin geldiğini ifade ederken, 2005 yılında Telekominasyon İletişim Başkanlığı’yla (TİB) ilgili, Başbakan’a TİB’in denetlenmesine yönelik yetki veren yasayı hatırlattı. Kılıçdaroğlu, “Biz bunu Anayasa Mahkemesi'ne götürdük, ‘böyle bir şey olamaz’, dedik, Başbakan özel olarak kişiyi ve ya komisyonu görevlendiremez. Anayasa Mahkemesi, oy birliğiyle bunun Anayasa’ya aykırılığına karar verdi. Dayandığını nokta şu; Anayasa’nın 128. maddesi var, kamu görevlilerinin kim olduğu, nasıl seçileceği, görev ve yetkileri belirlenmiştir ve Anayasa’nın 2. maddesi; hukuk devletinin temel unsurlarından birisi de hukuk güvenliğinin sağlanmasıdır ve hukuk güvenliğini de iki temel norma bağlıyor; birisi kurallarda belirlilik, ikincisi de öngörülebilirlik. Burada ikisi de olmadığı için oy birliğiyle iptal ediliyor. Aynı ifade bu yasada da getiriliyor” dedi.

 

Devleti çetenin ellerine teslim ediyoruz

Getirilen sınırlamanın “çok tehlikeli bir sınırlama” olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, “Tehlikesi şuradan kaynaklıyor, Mit mensupları hangi konularda sorgulanamayacak? ‘Suç işlemek için örgüt kurmak’ bunun için çağrılmayacaklar, ‘düşmanla işbirliği yapmak', ‘düşman devlete maddi ve mali yardımda bulunmak’ bunun için de çağrılmayacaklar, ‘cumhurbaşkanına suikast yapmak’, ‘silahlı örgüt kurmak’, ‘siyasal ve askeri casusluk yapmak’, bunlar için savcı harekete geçmeyecek deniyor, özel sınırlama getiriliyor, bu olmaz. Sayın Cumhurbaşkanının dokunulmazlığının bile istisnası vardır, vatana ihanet. Burada siyasi askeri casusluk var, vatana ihanettir bu” diye konuştu.

 

Kılıçdaroğlu, “Anayasa Mahkemesi’ne gidecek misiniz” şeklindeki soru üzerine de, “Elebette. Hukuk devletine aykırı olduğu çok açık zaten. Kimseye böyle bir yetki vermek doğru değil, ancak diktatörlüklerde olur, hiç bir sağlıklı demokraside Başbakan’a bu tür yetkiler verilemez. Bu gibi kurumlar çok tehlikelidir, demokrasi açısından risktir, devleti illegal yapının içine sokar, devlet illegal yapının içinde önemli bir rol üstlenir, bu doğru değil. Şimdi geldiğimiz noktada devleti resmen bir yasayla illegal bir çetenin avuçlarına teslim ediyoruz, bu doğru değil” dedi. Kılıçdaroğlu, tasarının AKP tarafından kabul edilip, yasalaştırılması durumunda, o zaman doğal olarak Anayasa Mahkemesi’ne gideceklerini belirtti.

 

Neden korkuyorsunuz

Kılıçdaroğlu, “Yargı, MİT ve emniyet arasındaki çatışmanın yanında başka bir başka iddia daha var, cemaat de gündeme geliyor. Sizce bir kavga var mı ve kimler arasında” şeklindeki soru üzerine, “Cemaatler, Belli bir inanç grubunun bir araya gelmesi, onların inançlarını kendi aralarında paylaşmaları bizim açımızdan sorun değil. Ama belli bir inanç grubunun siyaseti yönlendirmek, siyasete müdahale etmek, devletin yapısına müdahale etmek gibi bir anlayışı doğru bulmayız” dedi. Kılıçdaroğlu, “Böyle bir şey var mı?” sorusuna, “Elimizde somut bir veri yok, gazeteler yazıyor çiziyor ama elimizde somut veri yok. Somut veri olmadığı için bir tarafı suçlamak doğru değil” dedi.

 

Kılıçdaroğlu, “Ama ortada bir gerçek var, o gerçek şudur; savcı çıkıp şunu söylüyor; ‘eğer biz devletin önemli isimlerinden birisini çağırıp ifadesini almak istiyorsak, elimizde ciddi belgeler, bulgular var’ diyor. O zaman şunu sormak lazım; bu ciddi, bilgiler, bulgular varsa neden korkuyorsunuz? Varsa bir şey araştırılsın. Yıllar yılı devletin illegal bir örgüt tarafından yönetildiğini söyledik, illegal örgütlerin faili meçhulleri işlediğini söyledik. Burada bakan bir çam daha devirdi, o da çok vahimdir; ‘suça başlamadan diyor, örgütüne sızılamaz’ diyor. Ülkeyi yöneten bir Bakan, ‘örgüte sızmak için mutlaka suç işlemek gerekir’ diyor, böyle bir anlayış olabilir mi? Bu, gayrimeşru devleti meşrulaştırmak için çaba harcamak demektir. Böyle bir anlayışı kabul etmeyiz, bunun geri alınması lazım” dedi.

 

'Biz şu cemaattir, şu MİT müsteşarıdır' diye bakmıyoruz

Kılıçdaroğlu, cemaatlere nasıl baktığı ve “Deniz Baykal kaset skandalının yaşandığı dönemde, okyanus ötesine selam yollamıştı, bu konuyla ilgili ne düşünüyorsunuz?” şeklindeki soru üzerine ise şunları dedi:

 

“Biz kişilerle, makamlarla, unvanlarla ilgili değiliz, her seferinde söylüyorum, biz hukukun üstünlüğü, hukuk devleti açısından bakarız olaya. Demokrasi ve insan hakları bağlamında bakarız olaya. Hukuk açısından kim mağdursa onun hakkını savunuruz. Biz ‘efendim şu cemaattir, şu MİT müsteşarıdır, şu savcıdır’ diye bakmıyoruz. Demokrasi ve hukukun üstünlüğü açısından olaylara bakıyoruz. Bakmamız da gerekir zaten, bir siyasetçinin görevi de budur zaten. Eğer siz olaylara demokrasi ve hukukun üstünlüğü açısından bakmaz, irdelemezseniz o zaman dar sokaklara girersiniz, o dar sokaklar çıkmaz sokaklardır.”

 

Devletin içinde ciddi bir bölünme var

Kendilerinin, kim olursa olsun, hangi siyasal düşünceden, etnik kimlikten olursa olsun, Türkiye’de yaşayan tüm yurttaşların hukukun üstünlüğü çerçevesinde belli güvencelerinin olmasını isteyen bir siyasi anlayışa sap olduklarını ifade eden Kılıçdaroğlu, “Aslında bunun bütün siyasal partilerin ortak paydası olmazı lazım. Siz kalkıp da ‘şu bendendir, bu benden değildir’ diye bir ayrım yaparsanız, şimdi de devletin kurumlarını ‘benden yana olanlar kurumlar, bana karşı olan kurumlar’ diye ayırırsanız devlet dediğimiz gücü çatırdatmış olursunuz. Şu anda geldiğimiz nokta bu. Devletin içinde ciddi bir bölünme var” dedi.

 

Kılıçdaroğlu, Özel Yetkili Mahkemelerin de kaldırılması gerektiğini savunurken, “Bunlar bir anlamda, siyasi otoritenin toplumu baskılamak için elinde tuttuğunu sopalar şeklinde görev yaparlar. Bunlar operasyon mahkemeleridir. Bunlara talimat verilir, o talimatın gereği bu mahkemeler tarafından yerine getirirler” dedi.

 

Böyle bir saçmalık olabilir mi?

Kılıçdaroğlu, “Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un suçu da görev alanına giriyor mu sizce?” şeklindeki soru üzerine şöyle konuştu:

 

“Sayın İlker Başbuğ bu ülkenin yetişmiş, deneyimli devlet adamı. Ordu Komutanı, Kara kuvvetleri komutanı, Genelkurmay Başkanı yapan bu hükümet. Şimdi dönüp dolaşıyor, emekli olduktan sonra ‘sen terör örgütünün başısın’ diye tutuklanıyor. Şu soruyu kendimize sormamız lazım, bütün yurttaşlarıma da diyorum; Doğu-Güneydoğu’da PKK gider bir evi basar, ‘bana yiyecek verin’ der. Öldürülmemek için yiyecek verirler, asker gider ‘Siz terör örgütüne yardım ve yataklık yaptınız’ diye içeri alırlar. Şimdi ben şu soruyu soruyorum; İlker Başbuğ’u bir komutanken aldınız, ordu komutanı, kara kuvvetleri komutanı, genelkurmay başkanı yaptınız. Ve terör örgütünü de kara kuvvetleri komutanıyken kurduğu söyleniyor. Peki bu terör örgütüne yardım ve yataklık yapanlar kim? Onu terfi ettirenler mi? Onlar yargılanmayacak mı? Böyle bir saçmalık olabilir mi?”

YORUM EKLE