'ABD ile Türkiye arasındaki ilişkiler kırılganlaştı'

American Turkish Council'ın (ATC) direktörü James Holmes, son sekiz ayda ABD-Türkiye ilişkilerinin böylesine kırılgan hale geleceğini hiç kimsenin tahmin edemediğini söyledi

'ABD ile Türkiye arasındaki ilişkiler kırılganlaştı'

ABD'yle Türkiye arasındaki en yaygın iş kuruluşu American Turkish Council’ın (ATC) direktörü James Holmes, Başbakan Tayyip Erdoğan Washington'ı ziyaret ettiğinde ikili ilişkilerin yirmi yılın en iyi düzeyde olduğunu, şimdi ise kırılganlaştığını söyledi. Holmes bunda Erdoğan'ın sert tutumunun etkili olduğuna dikkat çekti.

Holmes, son sekiz ayda ABD-Türkiye ilişkilerinin böylesine kırılgan hale geleceğini hiç kimsenin tahmin edemediğini söylüyor. Diplomatik kariyerinden emekli olmadan önce devlette pek çok görev üstlenmiş olan Holmes, Başkan Obama’nın Suriye’yle diplomatik anlaşma yolunu seçmesinin bir nedeninin AKP hükümetinin Washington’a karşı takındığı sert tutum olduğuna dikkat çekiyor. Ancak her kim olursa olsun, iki ülke arasındaki ilişkileri hiç kimsenin bozamayacağını ima ediyor. 1990’lı yıllarda ABD’nin Ankara Büyükelçiliği’nde de görev yapan Holmes, özellikle de ATC bünyesinde iş bağlantıları ve ticari ortaklıkların her zaman olduğu gibi gelişerek devam ettiği mesajını veriyor.

James Holmes'un Cumhuriyet gazetesinden Leyla Tavşanoğlu'na verdiği söyleşi şöyle:

- Başbakan Erdoğan’ın “dış güçlerin” Türkiye’nin istikrarını bozmayı hedefledikleri sözleri ve ABD’nin Ankara Büyükelçisi Frank Ricciardone’yi istenmeyen adam ilan etmekle tehdit etmesi üzerine Türkiye-ABD ilişkilerini nasıl görüyorsunuz?

J.H.- Sekiz ay önce Başbakan Erdoğan Washington’u ziyaret ettiğinde herkes ikili ilişkilerin yirmi yılın en iyi ilişkileri olduğunda hemfikirdi. O dönemde hiç kimse ilişkilerin bir şekilde kırılgan bir hal alacağını düşünemezdi. Bu değişimin bir nedeni Başkan Obama’nın, Suriye’nin yaygın kimyasal silah kullanımına askeri harekâtla karşılık vermek yerine diplomatik anlaşma yolunu seçmesi olabilir. Bu karara sebep olan nedenlerden bazıları muhtemelen ABD ve Büyükelçi Ricciardone’ye yöneltilmiş aşırı sert suçlamalardır. Ama bunların hiçbiri Türkiye’yle ABD’nin çok değerli ve çok önemli stratejik bir anlaşmayla birbirlerine bağlı oldukları ve çok uzun bir dostluk, ortak değerler tarihini paylaştıkları gerçeğini değiştiremez.

- ABD Savunma Bakanı Chuck Hagel, bir aydan fazla zaman önce Ankara’yı ziyaretini programlamıştı. Hagel’in son anda ziyaretini ertelemesini neye bağlıyorsunuz?

J.H.- Bu sorunuzun cevabını bilmiyorum. Ayrıca bu konuda bir spekülasyon yapmam da yanlış olur. Çok meşgul bir ABD Savunma Bakanı’nın son anda bile olsa bir ziyaretini ertelemesi için pek çok nedeni ve işi olabilir. Savunma Gelecek bir tarihte Türkiye’yi ziyaret edeceğinden eminim. Çünkü ikili ilişkilerimiz fazlasıyla dinamik ve önemli.

- Washington Post gazetesinde ABD’nin iki Ankara Büyükelçisi Eric Edelman ve Morton Abramowitz’in ortak bir makalesi yayımlandı. Makalede iki büyükelçi Başkan Obama’ya AKP Hükümeti’ne uyarıda bulunması çağrısı yapıyordu. Ayrıca Türkiye’yi çok iyi bilen analistlerden Henri Barkey de Başkan Obama’nın en önemli sorununun Türkiye haline geldiğini ileri süren bir yazısı yayımlandı. Acaba ne oldu da Washington’da AKP hükümetine karşı böylesine kaygılar oluştu?

J.H.- Büyükelçiler Edelman ve Abramowitz’i bu yazıyı yazmaya sevk eden nedenleri ya da Başbakan Erdoğan’da ne gibi özellikler görüp bu yazının etkili olabileceğini niçin düşündüklerini bilemem. Ancak şu sonuca varabilirim: Bu yazı muhtemelen ikili ilişkilere katkı yapmak yerine iç siyaset değeri gözetilerek yazılmıştır.

- AKP hükümetiyle Gülen Cemaati arasındaki koalisyon parçalandı. Sizce bu gelişmenin Türk siyasetinin geleceğine nasıl etkileri olabilir?

J.H.- Keşke bana bunca siyasi soru yerine bizim American-Turkish Council (ATC) üyelerinin ticari ve yatırım faaliyetleriyle ilgili sorular yöneltseydiniz. Benim, sağlam ikili ilişkilerimizin geleceği ve ticaretin siyaset yolunda meydana gelen ve gelebilecek kimi sarsıntıları her zaman düzelteceğine sonsuza kadar inancım var. ATC üyelerimiz, benim de sürekli teşvik ettiğim uzun vadeli iş yapmaya kendilerini bağladılar. Biz çok daha zorlu zamanlardan geçtik ve her seferinde de daha güçlendik. Olayların yönü olumluya yönelecektir. Bütün bunlar olurken hiç kimse panikleyerek tasını tarağını toplayıp evine dönmedi. İşimizin başındayız. Ekonomi yavaşlayabilir ama çökmez. Bu yıl için Türkiye’nin ekonomik büyümesinin çoğu Avrupalı komşusundan çok daha iyi olacağına da iddiaya girerim. Ticari fırsatlar sayısız. Yarışın galipleri de maraton koşucuları olacaktır. ATC olarak biz üyelerimizin böylesine uzun vadeli bir yarışı sürdürmelerini teşvik ediyoruz.

- Özellikle karışık Ortadoğu bölgesinde Türkiye’nin komşularla sıfır sorun politikasının gerçekçi olduğunu düşünüyor musunuz?

J.H.- Sorunuz devamlılığı olan bir siyasetin gerçekçi olarak görülebileceğini ima eder gibi. Komşularla sıfır sorun siyaseti, Türkiye’nin başlangıçta umduğunun aksine esnek ve sürdürülebilir olmadığını kanıtladı. Ama bence bu baştan yanlış bir siyaset değildi gibi. Baştan bu siyaset Türkiye’yi bölgesel bir oyuncu olarak gösterdi ki yine bence bu iyi bir durumdu. (Büyükelçi Holmes, Tahran’la Washington arasındaki yakınlaşmanın Türkiye’nin rolünü nasıl etkileyeceği ve Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim’in, Ankara’nın Özgür Suriye Ordusu’na silah yardımında bulunduğu suçlamasını nasıl değerlendirdiği sorularımı yanıtsız bıraktı.

YORUM EKLE