KOLTUK KAVMİ

31 MART’TAN 31 MART’A…

15 Temmuz’un gizli güçlerinin sandıkta darbe kalkışması…
“ Abdülhamit Han'dan asıl istenen İstanbul, kutsal emanetler ve İslam’ın Batıla boyun eğmesi idi. “
31 Mart;
Siyonizm tarafından kurgulanıp, kökenleri tarihin kötülüğündeki karanlıkta saklı İttihat ve Terakki üzerinden uygulanan kalkışma planı…
Saltanatı bitirmek, Hilafeti kaldırmak ve İstanbul’da olduğunu sandıkları kutsal emanetleri sandıkla çalmak için düzenlenmiş darbe hareketi...
31 Mart kalkışması;
Osmanlıyı kuşatmış batı ordularının,
Vatanını satmış hainlerin,
Milletini satmış kripto Ermeni ve Siyonistlerin,
Devletini satmış kiralık siyasilerin,
İslam düşmanlığı ile küfre düşmüş iblisi şirk toplumunun;
Osmanlı’nın manevi sancağını yok edip, Anadolu’yu Küfür İmparatorluğunun merkezi, İstanbul’u da başkenti yapmak için planlayıp uyguladıkları tuzaklar bütünüdür.

Birinci Dünya savaşı sonrasında Batılı güçlerce Anadolu'yu işgal için getirilen Yunan askerleri, 31 Mart’ta işgal için İstanbul’a getirilen Hareket ordusunun bir başka türevidir. Yani Anadolu işgalinde kullanılan Yunan ordusu ile 31 Mart’ta Hilafet ve Saltanatı işgal için İstanbul’a getirilen ordu aynı karanlık gücün organizasyonudur.
Nasıl ki bugün NATO, DEAŞ, PKK, FETÖ gibi diğer tüm terör örgütleri ve diktatörler Büyük İsrail masalı adı altında aslında Siyonizmin “Global Batıl İmparatorluk“  çalışmalarına hizmet ediyorsa o günkü manzara da bundan çok farklı değildi.

Hareket ordusu eliyle işgal planlayanlar, aynı gizli güçleri son olarak 15 Temmuz’da kullanmak istediler.
Abdülhamid Han’dan Osmanlı’nın Sancağını isteyip, batıla biat etmiş bir Ümmet ve “ batıllaşmış “ bir Türk Milleti hayali kurup, Yüz yıl önce 31 Mart’ta siyasi ayağı ittihat ve terakki, askeri ayağı hareket ordusu olan kalkışma ile Osmanlı’ya, Türk Milletine ve Ümmete operasyon düzenleyenler, bugün yine bir 31 Mart’ta ittihat ve Terakki’nin devamı Zillet İttifakı üzerinden sandıkta Türk Milletine “ SANDIKTA DARBE OPERASYONU” düzenlemeye kalkıştı.

Seçime giren ana muhalefet, sandık operasyonunu üstlenen FETÖ, ittifakı siyaset dışından destekleyen Kandil militanları ve bu büyük organizasyonu arka planda kurgulayanlar, 15 Temmuz’u GİZLİ ELİ Global Baronlardır.
Ana muhalefet görüntüsüyle milli ve yerli duruşun düşmanı olanlar, İttihat ve Terakki örgütünün devamı olarak zalimler tarafından kurulan zulüm örgütüdür.
 
Yeni Batıl Dünya Düzeninin merkezini İstanbul yapmak için Abdülhamit Han’dan Osmanlı'nın Batıla boyun eğmesini isteyen Pagan Roma uygarlığının mirasçıları, bugünde aynı planlarla Recep Tayyip Erdoğan’a saldırıyor ve ondan aynı şeyi istiyor…

Dünyanın güç atlasını değiştiren, Mazlumların üzerine merhamet güneşini çağıran, Ümmeti ayağa kaldıran Recep Tayyip Erdoğan üzerine oynanan oyun, 31 Mart’ın sene-i devriyesinde yüz yıl önce İstanbul ve Abdülhamid Han üzerinde oynanan oyunun tekrarıdır. 
İnsanlık tarihi boyunca şeytanın yolunda yürüyüp şirke düşen kavimlerin torunları, bugün iblisin yolundan da ayrılıp kendilerini tanrı ilan edecekleri Batıl Krallığını kurmak isteyen cehennemin ebedi kavmidir.

Batıl karanlığın kavmi Pagan sunaklarında putlarına sunmak ve karanlık güçlerden tanrılık mazbatası almak için insanlık üzerine azap çağırıyor, Kudüs’te sunak ve İstanbul’da tapınak istiyorlar…

31 Mart kalkışmasının yıldönümünde içimize sinmiş sinsi İblisi kalıntılar bugünde Türkiye düşmanlığı ile Devletimize ve İslam Düşmanlığı ile Milletimize saldırmaya hazırlanıyor. 
31 Mart seçimlerini FETÖ aklıyla sandıklarda başlatmak istedikleri SANDIK DARBESİNİN ilk hareketi olarak planlayanlar, Nisan ayında ikinci adımı harekete geçirerek batı destekli Paris ve Gezi Misali isyan sahnelerini Paris ve Gezi Misali sokaklara yaymak için bekliyorlar.

Yaşadığımız seçimleri, “ Zulüm 1453’te başladı” deyip, Osmanlı egemenliğine girmiş İstanbul’u ve İslam Nuru ile aydınlanmış Ayasofya’yı tekrar batıl adına geri almanın fırsatı olarak gören fıtratı bozuklar, batılılar tarafından tasarlanmış ve FETÖ tarafından uygulanmış sandık hırsızlıkları ile milletimize ve devletimize ihanet etmişlerdir.
Bizi bekleyen günler içimizdeki sinsi azınlıkların ve vahşi azgınlıkların dönemi olarak kan ve gözyaşı mevsimine dönüştürülmek istenecektir.

31 Mart sürecini daha da iyi anlamak ve olayın vehametini görmek için olayın diğer iki farklı yönünü işlemek zaruridir. Bu yönler bugüne kadarki önem ve bundan sonraki dönemin şifrelerini ifşa etmek için elzemdir.
Evvela olayın ana güzergahını izah için grizgah yapmak gerekir. Bu kısımda hep konuşulan planın sahibi olan ruhban ve hanedan saklıdır.
Kimdir ülkemiz üzerinde bu oyunları oynayanlar, tuzakları kurgulayanlar? Nedir bunların bu acımasızlığının sebebi ve sinelerinde gizledikleri? 
Binlerce yıllık kurgularıyla İsyan kavmi olmuş ailelerin ruhbanları 2000 yıldır “beklenen” yıldızın doğuşu ile son dönemi başlatmışlardır. Bu yıl, yıldızın görülüşünün ikinci ylıdır. Yani olayların fitili ateşlenmiştir. 
Şimdi istedikleri Miracın Mabedi Kudüs ve Yeni Düzenin Merkezi olacak İstanbul şehirlerini ele geçirerek, sadece birkaç ay kalmış olan efsanevi ve esrarengiz Kainat dizilimi öncesi son hamleyi yapabilmektir. 
Çin’in beyaz piramitleri, Babil’in büyücüleri, Yahudi Ruhbanlar, İran sürgünü, Kudüs’ün düşmesi,  Mısır Firavunları, Pagan Roma tanrı kralları, Konstantin ve İstanbul…! 
Anahtarın kilidi, kilidin kapısı, kapının yapısı ve mührün nişanesini bulmak için diktatörler ve terör örgütleri icat edip İslam ülkelerini ve Müslüman coğrafyasını kana bulayanlar her şeyi gören gözlerini Anadolu’ya çevirdiler…
Anadolu’ya mührün nişanesi için gelecekler.
Elmadaki o ilk ısırık ve İncir yaprağından bu yana aradıklarını bulmayı umanlar onlarca yıldır İncirlik’te konuşlandılar ve izlediler, dinlediler, beklediler...
Bu, ülkemizin etrafını Garbın afakını saran çelik zırhlı duvar misali sarmalarının bir sebebidir ve bu durumdan kurtuluş vesilemiz İman dolu göğsümüzü batıl akınını durdurmak için siper etmemiz olacaktır…

Yüz yıllık Cumhuriyet tarihimizin son 17 senesi içinde, binlerce yıllık insanlık tarihine mühür vurmuş dik duruşunun yansımaları da var elbette. Boyun eğmemeyi, teslim olmamayı, zalim karşısında dik durmayı, zulüm karşısında susmamayı, mazlumdan yana olmayı atalarından ve Peygamberinden öğrenmiş milletimizin, ikinci Viyana kuşatmasında başlayan gerileme sürecinin sonu, demir dağları aşması misali dirilişinin ve cesaretle haykırış olarak kötülük kavmini yerin dibine hapsedip yükselişinin sembolü olmuş son 17 sene…
Hem ülkemiz içinde hem de dünyada Türk ve İslam düşmanlarına korku salan, sömürü atlasını yıkan duruşu başlatan dönem.
Doğu medeniyetinin güneşinden ilham alıp, zenginliklerini sömürdükleri doğu medeniyetini ve milletlerini tarihten silmeye çalışan batı karşısında yükselen bir güneş. 
Mazlumların kaderiyle birlikte dünyanın yörüngesini de değiştirip, doğu medeniyeti üzerine çökmüş batıl karanlığı yok edip batısından doğan bir güneş misali ilham veren yükseliş başlıyor… İşte bu yönü ile dahili ve harici bedbahtların harekete geçmesini sağlayan 17 sene!

Sayısız ihanetler, ekonomik krizler, toplumsal kargaşa ve kalkışma planları, 15 Temmuz darbe girişimi, terör eylemleri, suikast planları derken Recep Tayyip Erdoğan asıl yok edilmek istenen hedefteki isim.

İşte 31 Mart bir yönüyle Kabil Neslinin insanlık cinayeti olurken diğer yönüyle de İskaryot ihanetinin vücut bulmuş halidir. 
Milli Beka adına Cumhur İttifakı kurulurken, ülkemizi yıkma hayalleri yıkılan düşmanlarla kişisel menfaatleri uğruna ülkemizin geleceğiyle oynayanların ittifakında diğer bir çevre ve yeni çehreleriyle yeni bir topluluk çıktı ortaya. 

Koltuk Kavmi…
Makamsal kaygılarla hareket eden bu nesil Global ihanetin aradığı figüranlar olarak ideal piyon özelliklerine haizdir…

İşte bu makamsal kaygılarla hareket ederken gelecek kurgusu yapamayanlar ile Recep Tayyip Erdoğan’ı yok etmek isteyenlerin yolu da 31 Mart’ta kesişti…

Erdoğan sonrasının hesaplaşmasını bugünden yapmak isteyenler, Ak Partiyi bitirmek isteyenlerin ekmeğine yağ sürmekten ileriye gidemezler. 
İstanbul’a Belediye Başkanı olacak kişi aynı zamanda Avrupa’nın bir çok ülkesinden büyük bir gücün doğal lideri konumuna gelmiş olacaktır. 
Görülen o ki Erdoğan karşıtı bir lobi ve Türkiye karşıtı gizli el, ama sinsi bir planın parçası olarak veya konjonktür gereği bir araya gelmiş oldu.
Recep Tayyip Erdoğan’ın liderlik koltuğunda olmadığı Ak Partiyi, İslamsız bir Türkiye’nin teminatı olarak görenler telafisi olmayan bir sinsi tuzağın hamlelerini yapıyorlar.
Erdoğan’dan sonrasının hesabını yapanlar farkında olsun veya olmasın, ziynetlerini eritip buzağı yapıp ona tapan kavim misali telafisi olmayan bir tuzağın içine düştüler.
Düşmanlarımızla hainlerin ortak menfaatleri Erdoğan sonrası Türkiye’yi kurgulamakta çakışmıştır…

Recep Tayyip Erdoğan’ının ömrünü adadığı dava ve siyasi hayatında açmış bir sadakat çiçeği Binali Yıldırım!
Buram buram Anadolu ve inanmışlık kokan…

Bu kamplaşma ve kutuplaşma içinde gözü Güle değil dikene takılmışların, sahte babacan tavırları içinde kökeni Davut yıldızına kadar uzanan gizemli gül haç ittifakının mütevelli mensuplarının koltuk ihtirasına inat, Dava diyen, memleket diyen, bir gönül insanı koltuk kavmi çekişmelerinde kurban edilmek istendi.
Hedefte yine Recep Tayyip Erdoğan, kurban Binali Yıldırım…

Yazılı olmayan ama artık yadsınamaz olan kural odur ki; İstanbul’u yöneten Türkiye’yi yönetir. Erdoğan’ın özellikle İstanbul adaylığı için istediği Binali Yıldırım seçim öncesinde olduğu gibi seçim sürecinde de dahili ve harici birçok kişi ve kesimi rahatsız etmiştir.
Küçük hesapların bir araya getirdiği büyük tuzaklar içinde koltuk iştahıyla nefsine yenilip ihanet kapanında yem olmuş Lobi Çevresi işte bu ihanet tablosunun alt parçalarıdır.

Diğer bir konu ekonomik güce sahip olmak ve Ak Parti kuşatmasını ekonomi eliyle de gerçekleştirmektir. 

Ak Parti gücünü ve özünü yerel yönetim anlayışı ile hizmet aşkını vatan sathına yayarak oluşturmuştur. Yerel yönetimler eliyle sahip olunan güç aynı zamanda Türkiye ve dolasıyla Ak Parti düşmanlarının stratejisine yöne vermiştir.
Ak Parti düşmanı stratejistler, Ak Partiyi durdurmak ve sonrasında yok etme hamlesini yapabilmek için özellikle “ EKONOMİSİ GÜÇLÜ BÜYÜKŞEHİR BELEDİYELERİNE” operasyon kurgulamışlardır. 
Bu vesile ile Ak Partinin ekonomisi güçlü şehirlerle bağlantısı kesilecek, hem ekonomik hem de Ak Partinin ulaştığı vatandaşlar arasına bir duvar örülmüş olacaktı. Bu duvarın bir yanında Ak Parti, diğer yanında Ak Partinin gönül belediyeciliği eliyle ulaştığı milyonlar var elbette. 
Ak Parti’nin yerel seçimlerde Türkiye ekonomisinin lokomotifi, İzmir, Ankara, İstanbul, Adana, Antalya, Mersin gibi şehirleri kaybetmesini sağlayarak Türkiye etrafına örülen ekonomik kuşatma tarzında Ak Parti etrafına da ekonomik kuşatma başlatmak. 
Büyük şehirlerin kaynakları ile beraber kamu idarelerini ve nüfus hareketlerini yöneterek, daha sonrası için planlanan toplumsal tepki, gösteri veya kargaşalarda kullanılacak hazır bir güç oluşturmak. 
İttihat ve Terakki uzantısı Zillet ittifakının bir diğer amacı da, İslam ile düşmanlık ve mücadele kapsamında zararlı ve tehlikeli gözüken dernek, vakıf veya STK’lara saldırmak idi. Bu sebeple de özellikle Büyükşehir Belediyelerinin Ak Parti elinden alınması gizli el planının olmazsa olmazıdır.  
Özellikle İstanbul başta olmak üzere büyük şehir belediyelerinin vakıflar ve STK temsilcileri ile olan tüm bağlarını koparmak. Bu stratejiyle Ak Partinin doğal aktif gücünü sabote ederek teşkilatlanmasını dağıtmak amaçlanmıştır.
Bu sinsi hedefin bir diğer yönü de merkezi hükümet üstünde yerel yönetimler eliyle baskı kurmaktır.
Batı tarafından kurgulanan ekonomik kriz öncesi dış dünyaya karşı hükümeti zayıflatmak, yerine getirilmeyen hizmetlerde dahi hükümeti suçlamak için belediyeleri isteyen Zillet İttifakı ayrıca kendi tabanını oluşturmak için belediyeleri Hendek Operasyonlarında olduğu gibi kullanmak istiyor. 
Zillet ittifakı ile Yerel yönetimlerde gönül belediyeciliğinin yerini HENDEK BELEDİYECİLİĞİ alacaktır. Yerel yönetimlerin kaynakları Türkiye düşmanlarını finanse etmek için kullanılacaktır. 
Zillet İttifakı Belediye kaynaklarını direk veya dolaylı olarak Türkiye düşmanları ile Bölücü Terör Örgütlerine akıtmak için tüm planını yapmış durumdadır.

Merkezi hükümeti ele geçiremeyen batılı süper güçlerin asıl amacı, 31 Mart seçimlerinde muhalefet üzerinden il genel meclislerini ve büyükşehir belediyelerini ele geçirerek merkezi hükümete yaptıramadıkları uygulamaları yerel meclislerde yaptırmaya çalışmaktır. 

Tüm bu adımlar için üç veya dört aylık bir dönem bekleyecek olan batı, sonbahar ile birlikte harekete geçecekleri Ortadoğu merkezli operasyonlar öncesinde ülkemizde siyasi, ekonomik, toplumsal kargaşalar planlıyorlar.

Seçim meydanlarında bahsettikleri bahar; sonbaharda planladıkları “ TÜRK BAHARI” olarak batılı güçlerin masasında özü ülkemizi işgal olan sinsi bir plan olarak beklemektedir.

Ülkemize düşmanlık yapanlar, Recep Tayyip Erdoğan’ı ana hedef olarak görmektedir. Stratejilerini Ak Partiden kurtulmak yerine Erdoğan’dan kurtulmak olarak değiştirenler, önümüzdeki dönemde, Türkiye’yi seçime değil, Ak Parti’yi kongreye götürmeye çalışacaktır. 

Tuzakların diğer merkezinde Milletin sevgilisi olmuş Erdoğan’ı itibarsızlaştırma operasyonları ile algı oluşturmaktır. Ekonomik krizler, EYT, faiz oranları gibi FETÖ aklıyla üretilmiş teoriler, Ak Parti içine sinmiş kripto troller ve FETÖ HÜCRELERİ bu operasyonu sürdürmektedir. 

Recep Tayyip Erdoğan millet nezdinde tartıştırılmaya çalışılıyor. Sabotajlar, algı operasyonları, yalan kampanyalar vb. algı operasyonlarıyla Türkiye’nin Avrupa’yı korkutan yükselişi karalanmaya çalışılırken diğer taraftan hükümet ve Recep Tayyip Erdoğan başarısız gösterilmeye çalışılarak yıpratılmak istenmektedir. 
Ak Parti yıpratılmaya çalışılarak kongre sürecine sürüklenip bu süreçte Lider değişimi ile ülkede yönetim değiştirme hayali kuranlar milletimizin Erdoğan’a olan samimi ve vefalı sevgisinin 15 Temmuz destanındaki gücünü bir kez daha görecektir.

SANDIK DARBESİ…

Abdülhamid Han’dan Osmanlı’yı isteyen Herzl’in rolünü FETÖ
Abdülhamid Han’ı tahttan indirmeyle vazifeli İttihat ve Terakki rolünü Ana Muhalefet
Darbe için bekleyip halkı sindirmek ve Kutsal emanetleri çalma için kurulan Hareket Ordusu Rolünü 15 Temmuz Cuntası
Ve Ülkede kargaşa çıkarma işini Terör örgütlerinin üstlendiği kirli organizasyonda arka plandaki gizli güç ve karanlık el ise hep aynıdır…

YORUM EKLE