16 Nisan seçimleri mutlak ve net bir şekilde Milli İrade zaferi ile sonuçlanırken bizlere yüzleşmemiz gereken başka mesajlarda vermiştir. Evvela dost ve düşman tanımını baştan yapmamız gerektiğini göstermiştir. 16 Nisan referandum sonuçlarını içlerine sindiremeyecek şer cephesi saldırı için hazırlanıyor.

“16 Nisan makam siyaseti değil, Vatan siyaseti yapılması gerektiğini göstermiştir.”

Elde ettikleri veya elde etmeyi bekledikleri makamlar uğruna ülkesini ve davasını satanları ihanetin sessizliğinde gördük bir kez daha. Omuz omuza bizlerle yürüyor sandığımız yol arkadaşlarımızın sadece birer gölge olduğunu gördük. Birer karanlık gölgeden ibaret olanların ibretlik ihanetlerini gördük. Bize bizden başka dost olmadığını anladığımız gibi en büyük düşmanların da bizden olanlar diye bildiklerimizden çıktığını gördük.  

Kampanya dönemi, hisseli ihanet kumpanyaların faaliyetleri ile kumpasların derinliğini de gösterdi. Makamlara gelen kişilerin meydanlara gelmemesini gördük. Meydanlarda gözükmemek için toz ve duman olanlarla puslu havada kendini gizlemek için kendi izinde sırlar gizleyenleri gördük. Geçmişin karanlığı ile geleceğin kirli hesapları ve esarete dayalı siyasetin kuklalarını tanıdık ve anladık, referandumda kazanılan zaferin ne kadar büyük olduğunu. 

Hendek siyaseti yapanlarla, İttihat ve Terakkinin uzantısı olan ihanet ve terörizm sözcüsü ana muhalefet ve mason damgalı hainlerin kaçaklar çiftliğinden yönettiği ihanet birlikleri etrafımızı sarıyor.  Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler, NATO ve fonlarla yönetilen ihanet cephesinin 16 Nisan sonrası okyanus ötesinden yönettiği akıl ve ahlak ötesi ihaneti izliyoruz. 

Türkiye’yi kaybetmek üzere olan Batı, gerekirse Avrupa Birliğini feda etmeyi göze alır fakat Türkiye’yi kaybetmeyi göze alamaz. Bu sebeple referandumla da istediği sonucu elde edemeyen Batı, yargı,  siyaset, bürokrasi ve ordu içine yerleştirdiği kadroların tasfiye olmaması için yaklaşan baskın seçim öncesi harekete geçme hazırlıkları yapıyor. 

Yalanı yaymak için Taksim’i mesken tutan dünya basınını izliyoruz. Hainler için yığılmış ihanetin köşe taşlarının hemen yanına park etmiş canlı yayın araçları, dünyaya Türkiye’de kargaşa ve kaos var yalanını yaymak için yayında. Kökeni Pensilvanya çiftlik komşuluklarına uzanan ve ihanetin alt yapısında yer alanların referandum sonuçlarında deşifre olan sabotajlarını milletimiz gördü ve anladı. Panik ile atağa geçen işbirlikçi hainler, ihanetlerini saklamak için daha büyük ihanetlere mecburlar. 

Diğer yandan, ana muhalefet eliyle desteklenen bölücü hendek siyasetçileri, yatak odasında siyasi jübile yapanlar ve kan dillerinden saçılan zehirli cümlelerle toplumu zehirleyenleri dehşetle izliyoruz. Eline, diline ve beline hakim olamayan CHP, hain egemen bir Anadolu için Batılı sahiplerinin vereceği her tür ihanet fırsatını değerlendirmek için hazırda beklemekte. 

Gezi kalkışması ve 15 Temmuz darbe işgal girişimini bir araya getirerek, uluslararası basının önünde Türkiye’de Turuncu Anadolu Baharı tezgahlayacaklar. İşin içinde birinci derecede ana ihanet partisi, terörvekilleri, FETÖ, ihanet medyası, batılı ajanlar ve terör sezonunu açmak isteyen Marksist Leninist komünist örgütlerin tümü var. Plan dahilinde, Suriye’de Türk askerine saldırı, Kandil’de pusular, terör bombaları, iç kalkışma planıyla beraber NATO üyesi bir ülkeye barış ve huzur getirmek için Kıbrıs, Akdeniz ve Avrupa bölgesinde hazırda bekletilen NATO Ordusu da var. 

Terörize edilmiş radikal grupları polis ile çatıştırarak başlatacakları isyan hareketini toplumun tüm tabakalarına yayıp arkasından mezhep kavgalarını da planlayanlar tarihin en büyük katliamı için emir bekliyorlar. 

Türkiye mevcut durumdaki işgal ve kuşatma hareketinden kurtulmak için, bir an evvel elde edilmiş hakların yürürlüğe girmesi için harekete geçmek zorunda. Özellikle yargı eliyle gelecek kalkışma girişimlerinin önünün kesilmesi şart. Kurşun askerlerin, ana muhalefet başkanı için düzenlediği yasadışı tören ile, hainlerin göreve hazır olduğu mesajı verilmeye çalışılmıştır. 

Erbakan’ın koalisyon ortaklığı ile çılgına dönen 28 Şubat diktatörleri, ebedi Milli İrade İktidarı karşısında sadece öfke, kin ve nefret dolu açıklamalar yaparak toplumda çatışma istiyorlar. 

28 Şubat ve 15 Temmuz tarafları arasında derin ayrımlar olmasına rağmen, bağlı ve bağımlı oldukları sahipleri onları asrın ihanet projesinde bir araya getiriyor.

Din düşmanlığının Komuta Merkezi olan FETÖ ile Müslüman Düşmanlığının Kalesi olan CHP Anadolu’dan İslam’ı silme hedefinde bir araya getirildikleri proje kapsamında devletimizi yıkmaktan başka bir amaca sahip değiller. Anadolu’da son denenen ve tarihin en tehlikeli silahı olan ırkçılık ile Türk Kürt savaşı çıkarmayı başaramayan Batı şimdi referandum sonuçlarının meşruluğu tartışmasından, mezhep, ırk ve siyasi akımlar arasında çatışma ve iç savaş planı peşinde koşuyor. Referandum milletin devletine sahip çıkma bilincinin milli mücadele bilinciyle vücuda gelmiş halidir. 

Bilinmesi gereken ana konu, Türkiye Düşmanlığının özünün İslam Karşıtlığı olduğudur. Osmanlıyı önce Avrupa'da sonra Anadolu'da istemeyen Batının, Osmanlı düşmanlığının temelinde, Osmanlıyı yıkıp yeni bir devlet kurmak istemelerinin özünde de bu fikir vardı. Anadolu'yu İslam'dan arındırmak için  Türkleri İslam'dan ayırmak gerekli idi. Türkleri İslam'dan ayırmak için ise Hilafet ve Saltanatın kalkması ile dilin değişmesi şarttı. Öte yandan inkılap adı ile yapılan tüm zulüm ve katliamın temelinde ise Türkiye'de yaşayan azınlıkların Millete egemen hale getirilme gayesi vardır. Milletimiz azınlıkların alfabesi, azınlıkların giysi ve adetleri, azınlıkların koyduğu kurallarla yaşamaya mecbur edildi. Bu dayatma ve diktatörlüklerle Anadolu'dan İslam'ı silme politikasının başına da Gazi Mustafa Kemal suikastinin ortağı İsmet İnönü getirildi. İsmet İnönü, Kasım Gülek ve Fethullah Gülen üçlüsü ile Türkiye'de 100 seneyi planlayan Siyonizm bugünde bu üç kişinin nesli ve uşakları ile geleceğimizi silmeye çalışıyor. Dünyaya demokrasi dersi verdiğimiz referandum sürecine rağmen iç savaş çıkarmak adına, vatana ihanet edip ve toplumda bölücülük çıkararak suç işleyenler, batılı sahiplerinin menfaatini korumak adına ülkemizi bir felakete sürüklemektedir. Milli İrade zaferi ile kurtuluş savaşı sonucunda Anadolu'dan sürülen düşmanların nesilleri, devletimizin sinesinden sökülüp atılıyor. Ülkede huzuru bozmaya çalışan dış destekli tüm bu felaket tellallarına karşı en büyük gücümüz Milli Birlik ve beraberliğimiz olacaktır.       

Devletimiz ve Milletimizin tarihimizde ilk kez bir araya gelip güçlendiği bugünlerde, her zamankinden daha fazla birbirimizi sevmek ve düşmanı bilmek zorundayız.

İSTİKLAL Milli Birlik ve Beraberliğimizde saklıdır....

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat: Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.