İlişkilerde Güvensizliğe Bakış Açısı

Bir olay, birçok kişi, herkes farklı değerlendiriyor. Herkes kendince sonuçlar çıkarıyor. Olayı olay yapan her zaman bakış açısıdır. Değişimin ilk ve esas adımlarından biri de bakış açısını değiştirmektir.

Mesela güvensizlik konusu, genellikle kötü deneyimlerle kazanılan olumsuz bir duygu, ilişkilerimizde de olumsuz sonuçlara yol açıyor.

Güvensizlik konusunda; şüphe, hayatımızın bir parçası. Biraz şüphe tabii ki iyidir fakat hat safhada bir güvensizlik duygusu hayatımızda sonu olmayan problemlere yol açabiliyor. Bazı durumlarda kişiyi rahatsız edebilecek boyuta ulaşabiliyor. Üstelik genellikle “ben güvensizim” lafı direkt kabulleniliyor.

İnsan günden güne değişen bir varlıktır. Her sabah kalktığımızda aynı hissedemeyiz ya da bir olaya her zaman aynı tepkiyi vermediğimiz günler olur. O halde kendimize bile güvenemeyiz. Hatta bazen hafızamıza bile güvenemeyebiliyoruz. Hayat değişim içindedir.

Duygusal güven aramanın altında birçok duygu yatar. Mesela yalnızlık korkusu, birinden güç almak, özgürleşme duygusu, dengeli ilişki isteği hatta sahip olma dürtüsü bile olabilir.

Bu hayatta yüzde yüz güven söz konusu bile değildir. Maddi güven için de bu böyledir.

Fakat güven olmadan da ilişki yürütmek çok zorlaşıyor. Yaşanılan kötü deneyimler insanı iyice kendi yalnızlığına çekiyor.

Peki bu konuyla ilgili ne yapabiliriz?

Güven-güvensizlik için; güveni öncelikle kendi içinizde tanımlayın. “Güven nedir?” sorusu kişiye göre farklılık gösterecektir. Ben bu yazımda güveni, karşı tarafı tanımak olarak ele alıyorum. Karşındaki kişiyi tanıyorsun; ona şunu söylersem bana çok kızar veya çok sevinir gibi bir ön görüşün var. Eğer karşındaki kişiye bir sırrını söylediğinde gidip paylaşacağını düşünürsen söylemezsin. Bu noktada onu sır tutamayacağını bilecek kadar tanıyorsundur. Böylelikle daha az yanılırsın.

İlişkilerde ise güvensiz olan kişiler bazı durumlarda karşıyı tanımadan ilişkisini sonlandırabiliyor veya aslında tanıyor, ortadaki yanlış hareketi görüyor fakat “Ben güvensizim o yüzden böyle düşünüyorum” diyerek daha ağır bir sona hazırlanıyor.

Bu tip durumlar için öncelikle kendinizi güvensiz olarak tanımlamak doğru değil. Bazı kişileri tanıdıkça tanımak istemezsin, bir şekilde birbirinize uyumlu değilsinizdir. Fakat bu insanlar sizi güvensiz değil daha seçici birisi yapıyor, bunu kabullenmekle başlayın. Yani olay güvensizlik değil de yeterince tanımamak olsun.

“Güven nedir?” sorusuna siz kendi cevabınızı bulabilirsiniz. Bakış açınızı değiştirdikten sonra güvensizlik sıfatından kendinizi soyutlayabilirsiniz.

Tecrübeler bizim hayatta kalmak adına yaşadığımız olaylardır. Elbette tecrübeler dikkate alınmalı fakat biz bu tecrübeleri hayatımızı olumsuz etkilemesi için yaşamıyoruz, aksine olumlu etkilemesi için yaşıyoruz. Gardımızı almamızı sağlayan olaylar aslında. Eğer genelleyip tüm hayatımızı o tecrübelere sığdırırsak bu da yanlış bir hareket olacaktır. Çünkü öğrenilecek, deneyimlenecek şeyler bitmez. Bazen bir kelimenin adını değiştirip ona göre davranmak bize daha pozitif bir pencere açabilir. Güvensizliğin adını yeterince tanımamak diye değiştirmek gibi :)

YORUM EKLE