İkilemlerimiz

Ne çok öğreti var artık çevremizde, değil mi? İçsel huzuru yakalamamıza yardımcı olanlar, başarıya götürenler, iletişim yeteneklerimizi arttıranlar, dişil ile eril enerjimizi dengeleyenler, sağlıklı ilişkiler kurmamızı sağlayanlar, çakralarımızı açanlar, sadeleşmemizi önerenler... Bu saydıklarım daha çok, ruhsal ve psikolojik dengemizi kurmamıza yardımcı olanlar. Kişisel gelişim diye adlandırılan öğretiler yani.

Bunlarla sınırlı kalsa iyi. Bir de sağlık, beslenme, spor alanlarında havada uçuşan pek çok bilgi var. Tereyağı tüketmeli miyim? Vegan mı olmalıyım? Ne! Etle beslenmek zararlı mıymış? Yok artık! Şekeri hayatımdan çıkartmalıyım. Sebze ve meyveleri de artık kendi topraklarımızda üretmiyormuşuz. Hepsi hormonluymuş, organik değilmiş. Ben ne yiyeceğim? Zaten çiğ süt de çok pahalı. 
Spor desen, üstüne saatlerce konuşursun. Yok, aletli pilates en iyisiymiş. Yok, yoga insanı fazla nefes nedeniyle aptallaştırıyormuş. Daha neler neler... Hasta olduğunda ise yandın! Uzun süre antibiyotik kullanımı yazan, seni ilaçlara bağımlı kılan doktorlar... Yerine geleneksel, alternatif tıbba baksan doğruluğundan emin olmadığın pek çok bilgi... Altın suyu, gümüş suyu içenler... Çeşit çeşit ot ve her birinin farklı bir hastalığa faydası... Hangisini tüketeceğini şaşırırsın. 
İnsan kafayı yer değil mi, bu kadar bilgi ve öğreti kalabalığının arasında? Nereden tutsan elinde kalıyor. Oysa ki hepimizin amacı aynı aslında. Daha mutlu, huzurlu ve sağlıklı bir yaşam sürdürebilmek.  Peki ne yapacağız, nasıl karar vereceğiz? Bu kadar öğreti arasında hangi yasayı uygulayacağız? Bu kadar çok seçenek arasında hangi besini tüketeceğiz? Hangi sporu yapacağız?

Bir kararsızlığa mı düştün? Ne arkadaş tavsiyesi, ne anne-baba, ne o yasa, ne bu yasa. Hepsine kapamalı kendini. Kalbinin, evinin kapılarını sıkı sıkı kilitlemeli. Kendine sormalı. Şöyle sessiz bir ortamda kendi başına kalmalı, ruhunu ve kalbini dinlemeli. Kendini iyi ve değerli hissettiren, ruhuna iyi gelen, sevgi gibi olan şey. En doğru karar, en sağlıklı iletişim, en büyük başarı! Pek çok yasanın, kişisel gelişim öğretisinin, anne-baba, arkadaş tavsiyesinin arasından sıyrılıp kendimize dönmeli. En doğru yol göstericimiz, kendi ruhumuz. 

Sevgiden kaynaklanan, ego içermeyen her davranış doğru. Başkalarının hakkına girmediğimiz, diğerlerinin değerlerine saygılı olduğumuz, hak gözeterek dürüst davrandığımız her hareket, olması gereken. Her yasanın öğrettiği, her dinin söylediği gibi. Çok da karmaşıklaştırmaya gerek yok yani. 
Spor, beslenme, sağlıklı yaşama gelirsek... Ben gelenekselciyim. Türk usulü, anneanne kahvaltısına bayılırım. Avokado ile yulaf ezmesini de denedim, beceremedim. Bana çok yapay geliyor. Yine de arada yiyorum, çeşitlilik olsun diye. Ama çok da abartmamak lazım. Her şeyden kararında yemek en güzeli. O yüzden vegan olmaya hiç niyetim yok. Sağlıklı ev yemeklerimiz gibisi var mı?

Modern dünya yeni öğretiler, yeni yasalar, yeni yiyecekler, yeni ilaçlar, yeni sağlık ve başarı formülleri sunarken diyorum ki çok da gelenekten, eskilerden, basitlikten uzaklaşmamak lazım. Modernite ve geleneği buluşturduğumuz noktada sanki bu coğrafyada huzuru yakalayabileceğiz. Modernite ve geleneği, Doğu ile Batı’nın sunduğu öğretileri dengelediğimiz, harmanlayabildiğimiz sürece mutlu olabileceğiz; inancım bu yönde. 

YORUM EKLE