DHA YURT BÜLTENİ-4

(ÖZEL) 1)SURİYE'DE UMUDUN ADI: BEYAZ BARETLİLER SURİYE iç savaşının ardından 2013 yılında gönüllüler tarafından kurulan ve zaman içerisinde başlarına taktıkları baretlerden dolayı 'Beyaz Baretliler' ismini alan sivil savunma gönüllüleri,...

DHA YURT BÜLTENİ-4

(ÖZEL)
1)SURİYE'DE UMUDUN ADI: BEYAZ BARETLİLER

SURİYE iç savaşının ardından 2013 yılında gönüllüler tarafından kurulan ve zaman içerisinde başlarına taktıkları baretlerden dolayı 'Beyaz Baretliler' ismini alan sivil savunma gönüllüleri, yardımına koştukları sivillerin umudu olmayı başardı. İç savaşının başladığı 2011 yılından itibaren Suriyeli siviller, terör örgütleri ve rejimin saldırılarının hedefi oldu. Binlerce kişinin yaşamını yitirdiği saldırılarda, sağlık tesisleri ile eğitimli kurtarma ekiplerinin merkezlerinin hedef alınmasıyla sivillerin yardımına ulaşılmasında büyük sıkıntılar yaşandı. Savaşın en ağır faturasını ödeyen sivillerin saldırıların ardından kurtarılması için Suriyeli gönüllüler, sivil savunma ekipleri kurdu. AKUT tarafından Türkiye'de eğitim verilen Suriyeli sivil savunma ekipleri, zaman içerisinde gönüllü sayısının artmasıyla ülke genelinde faaliyet göstermeye başladı. Zor imkanlarla çalışma yürüten ekipler, saldırılarda enkaz altında kalanları çıkarmak ve yaralıları hastanelere ulaştırmak için verdikleri mücadele ile herkesin takdirini kazandı. Zaman içerisinde uluslararası alanda tanınır hale gelen sivil savunma ekipleri, başlarına taktıkları 'Beyaz' renkli baret nedeniyle 'Beyaz Baretliler' olarak anılmaya başlandı. Saldırılarda yüzlerce kişiyi kurtaran ekipler, arama kurtarma operasyonlarının yanı sıra yangın ve belediye hizmetlerine de iş makineleriyle destek verdi.
BEYAZ BARETLİLER, 255 ÜYESİNİ YİTİRDİ
Arama kurtarmanın yanı sıra sosyal yaşama yönelik çalışmalarıyla da adeta sivillerin umudu olmayı başaran Beyaz Baretliler'in 255 üyesi, bu süreçte müdahale ettikleri olaylarda meydana gelen patlamalar, çökmeler veya hava saldırılarında yaşamını yitirdi.
120 BİN SİVİLİ KURTARDI
3 bini aşkın gönüllüsüyle çalışmalarını yürüten Beyaz Baretlilerin şu ana kadar rejim ve destekçileri ile terör örgütlerinin saldırılarında 120 bin sivili kurtararak yaşama tutunmalarına aracılık ettiği bildirildi.
Rejimin kullanımı yasak kimyasal silahlarla düzenlediği saldırıları da uluslararası kamuoyuna duyuran ekip olan Beyaz Baretliler, ülkedeki tek amaçlarının gönüllü olarak sivillere yardım etmek olarak ifade ediyor.
REJİMİN SALDIRILARINDAN MAĞARALARDA KORUNUYORLAR
Son dönemde özellikle İdlib bölgesine yönelik saldırılarda enkaz altında kalanların yardımına koşan Beyaz Baretliler, rejim kuvvetlerinin de hedefi haline geldi. Beyaz Baretliler tarafından kullanılan birçok merkez, rejim ve destekçileri tarafından havadan ve karadan vuruldu, saldırılarda bazı gönüllüleri yaşamını yitirdi. Beyaz Baretliler, hem kendi güvenliklerini sağlamak, hem de sivillerin yardımına yetişebilmek için yeni yöntem geliştirdi. 
Beyaz Baretliler, İdlib ve kırsalındaki birçok nokta ile Suriye'nin farklı kentlerinde mağaraları kullanabilecekleri yeni merkezlere dönüştürdü. Bazı bölgelerde, yoğun uğraşların ardından mağaralar adeta merkeze dönüştürüldü. 5 metre genişliğinde ve yüksekliğinde çok sayıda girişi olan mağaraların içini acil müdahale ve yaşam olanı olarak belirleyen ekipler, hem kendilerini güvene aldı, hem de kullandıkları araç ve malzemeleri kamufle etmeye başladı. Adresleri hedef olmamak adına açıklanmayan merkezde 24 saat hizmet veren ekipler, birbirleriyle telsiz aracılığıyla iletişim kurarak, meydana gelen saldırı ve bombardımanların ardından olay yerlerine birkaç dakikada ulaşarak ihtiyacı olan sivillere yardım için çabalıyor.

Görüntü Dökümü 
----------------
- Beyaz Baretlilerin kullandığı merkez
- Merkeze dönüştürülen mağara
- Mağara içerisindeki bölümler
- Mağaraya gizlenmiş ambulans ve araçlar
- Ekiplerin olaya hazırlanmaları
- Ekiplerin kıyafetlerini giyip çıkmaları
- Ekiplerin müdahale ettiği olaylar (ARŞİV)
- Genel ve detay haberleri

 Haber-Kamera: Hasan KIRMIZITAŞ - Uğur CAN - SURİYE-)

===================================================

2)ORTAKLIKTAN ÇIKMAK İSTEYEN AMCASINI ÇAMURLA BOĞARAK ÖLDÜRMÜŞ

KONYA'nın Ilgın ilçesinde 8,5 ay önce yatağında ölü bulunan lokantacı Yılmaz Kaya'nın (37), aile içi cinayete kurban gittiği ortaya çıktı. Kaya'nın ağabeyi Ayhan Kaya (57) ile birlikte çalıştırdığı lokantadaki ortaklığından 500 bin lira alıp, ayrılarak sevgilisiyle birlikte yaşamak istemesi üzerine  ağabeyinin oğlu Tahsin Kaya (27) tarafından ağzına toprak ve çamur doldurulup, boğularak öldürüldüğü tespit edildi. Olay, geçtiğimiz yıl 1 Temmuz'da ilçeye bağlı Camiatik Mahallesi Kemal Türeli Caddesi üzerinde bulunan bir evde meydana geldi.  Yılmaz Kaya, gece mesaisinden çıktıktan sonra iş yerinin üst katında bulunan evine uyamaya çıktı. Saat 15.00 sıralarında eve gelen birlikte yaşadığı Gürcistan uyruklu Natalia Chalauri, Kaya'yı yatağında hareketsiz halde yatarken bulundu. İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Öldüğü anlaşılan Kaya'nın cenazesi otopsi işlemleri için Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi morguna kaldırıldı. Yapılan otopside ağız ve burun bölgesinde toprak  ve çamur bulunan Kaya'nın kesin ölüm sebebinin tespit edilebilmesi için cesetten alınan doku örnekleri Ankara Adli Tıp Kurumu'na gönderildi.
ÇAMURLA BOĞULARAK ÖLDÜRÜLMÜŞ  
Adli Tıp Kurumu'nda yapılan detaylı inceleme sonucu ağız ve burun bölgesi toprak ve çamurlu olan Yılmaz Kaya'nın  toprak ve çamurla boğularak öldürüldüğü saptandı. 
POLİS ADIM ADIM İZ SÜRDÜ
Yaklaşık 2 ay önce gelen rapor üzerine harekete geçen Konya Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, ilçeye giderek olayla ilgili çalışmaya başladı. Polis, Yılmaz Kaya'nın yakın çevresiyle görüşüp, olay yerinde de incelemelerde bulundu. Cinayeti, Kaya'nın tanıdığı, lokantaya ve eve rahatlıkla girebilen kişi ya da kişiler tarafından işlendiğini kanaatine varan polis,  lokantanın olay gününe ait güvenlik kamera görüntülerini inceledi.
Güvenlik kamera görüntülerinde Yılmaz Kaya'nın ortağı olan ağabeyi Ayhan Kaya'nın oğlu Tahsin Kaya'nın iş yeri içerisinde bulunan kız kardeşi Ümmü Can Kaya'yı (22) başıyla işaret yapıp dışarı çıktığını belirledi. Dışa çıktıktan sonra üst katta oturan amcasının evinin kapısına yöneldiği ve burada kameranın acısından çıktığını, 26 dakika sonra aynı istikametten geri geldiği ve içeri girdinde de kız kardeşine yine başıyla işaret yaptığını saptadı. Yine görüntülerde Tahsin Kaya, dışarı çıktığında ise Ümmü Can'ın o sırada lokantada bulunan amcasının birlikte yaşadığı Natalia Chalauri, adeta adım adım takip edip, sohbet ettiğini fark etti. Polis, bu olayın yaklaşık 2.5 saat boyunca sürmesi nedeniyle Ümmü Can'ın, Chalauri'yi. üst kattaki eve çıkmaması için oyalamış olabileceği üzerinde durdu. 
AMCASINI ÇAMURLA BOĞARAK ÖLDÜRMÜŞ
 Polisin araştırmasının ardından Cumhuriyet Savcısı'nın talimatıyla Kaya'nın ağabeyi Ayhan Kaya, yengesi Keziban Kaya (50), yeğenleri Tahsin Kaya, Ümmü Can Kaya ile 6 aylık hamile olan Leyla M.'yi (26) 12 Mart'ta gözaltına alarak sorgulamak üzere Konya'ya getirdi. Tahsin Kaya, emniyetteki sorgusunda cinayeti kendisinin işlediğini itiraf etti. Kaya, verdiği ifadesinde, olay yerine annesiyle  birlikte gittiğini, annesinin arabada beklediğini, kız kardeşi Ümmü Can'ın ise amcasının birlikte yaşadığı kadını yukarıya çıkmaması için lokantada oyaladığını  söylediği öğrenildi. Tahsin Kaya, ifadesinde "Amcamın piyasaya yaklaşık 1 milyon lira borcu vardı. Bize ortaklıktan ayrılmak istediğini söyledi. 'Bana 500 bin lira verin, borcu da siz üstlenin' dedi. Biz buna karşı çıktık. Ayrıca daha önce bir kez evlendi ve 2 çocuğu oldu. Onun çocuklarına biz bakıyorduk. Natalia ile de evlenmek istediğini söyledi. Bu konular nedeniyle amcama hınç güttüm. Birde arkamdan küfür ettiğini duydum. Evin anahtarını daha önceden temin etmiştim. Elime eldiven giydim. Eve girmeden önce merdiven boşluğunda bulunan saksıdan toprak aldım. Odaya girdiğimde amcam yüzüstü uyuyordu. Amcamın sırtına oturup boğmaya çalıştım. Aramızda boğuşma oldu. Amcam bu sırada yere düşüp başını vurdu. Amcam biraz sersemlemişti. Bu sefer yastıkla boğmaya çalıştım. En sonunda da aldığım toprağı ıslatıp çamur hale getirerek ağzına ve burnuna doldurdum. Boğulduğunu anlayınca aşağıya indim." dedi.
ATLETİYLE ÇAMURU TEMİZLEYE ÇALIŞMIŞ
Olaydan sonra amcasının mezarını sık sık ziyaret ettiğini de belirten Tahsin Kaya, "Amcam öldükten sonra atletini çıkartıp, ağzındaki çamurları silmeye çalıştım. Daha sonra çamurlu atleti pantolonumun içerisine sokup çöpe attım. Birçok gece bu olay nedeniyle uyuyamadım. Amcamın mezarını sık sık ziyarete gittim. Olay zamanı eşim 1 aylık hamileymiş. Eşimin ikinci çocuğumuza hamile olduğunu bilseydim böyle bir şeyi asla yapmazdım." dediği öğrenildi. Tahsin Kaya'nın öldürdüğü amcasının ağzındaki çamuru sildiği ancak ağzını açamayınca ağız içinde kalan çamuru silemediği öğrenildi. Kaya'nın 20 gün öncede ikinci kez baba olduğu öğrenildi.
TOPRAK YİYİYOR YALANI
Yaşanan olayın ardından Kaya ailesinin, Yılmaz Kaya'nın ağzından çıkan çamurla ilgili olarak çevresine Kaya'nın akciğer rahatsızlığı olduğu, birlikte yaşadığı Natalia'nın kendisine yurtdışından toprak getirdiğini bu nedenle de Yılmaz Kaya'nın toprak yediğini o nedenle de ağzında çamur bulunduğu yalanını söylediği öğrenildi. 
Natalia Chalauri'nin ise Kaya ailesinin gözaltına alınmasının ardından psikolojik bunalıma girdiği, bu konuda psikiyatrik destek aldığı belirtildi. 5 şüpheli ifadeleri alındıktan sonda Ilgın adliyesine sevk edildi. Şüphelilerden Tahsin Kaya çıkarıldığı mahkemece 'kasten adam öldürme' suçundan tutuklanırken, diğer 4 şüpheli adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı.

Görüntü Dökümü 
----------------
- Gözaltına alınan şüphelilerin Asayiş Şube Müdürlüğünden çıkartılması 

Haber- kamera: Tolga YANIK KONYA )

=======================================================

3) TERÖR GAZİSİ, MEMLEKETİNDEN BAŞKAN ADAYI OLDU

SİİRT'te 25 yıl önce teröristlerle girilen çatışmada 15 askerin şehit olduğu saldırıda ağır yaralanan ve şarapnel parçası isabet eden sol kolu dirsek altından ampute edilmesi nedeniyle gazi olan Gazi Turhan (45), doğup büyüdüğü Afyonkarahisar'ın Bolvadin ilçesi Özburun beldesinde MHP'den belediye başkan adayı oldu. Turhan, "Benim adım Gazi. Adımı hak ettim. Adımı hak ettiğim gibi yapacağım hizmetlerimizle halkla olan diyaloğumuzu da bir yerlere getirip hak ederek bu yolda yürümeye kararlıyız" dedi.
Siirt'in Eruh ilçesinde vatani görevini yapan er Gazi Turhan, 1994 yılında Dağdöşü mevkisinde PKK'lı teröristlerle girdiği çatışmada sol koluna ve vücudunun çeşitli noktalarına şarapnel parçası isabet etmesi sonucu ağır yaralandı. Şarapnel parçası nedeniyle sol kolu dirsek altından ampute edilen Gazi Turhan, adı gibi gazi oldu. Bundan sonra hayatını protez kolla sürdüren Gazi Turhan'ın o çatışmada 15 arkadaşı şehit olurken, 7 arkadaşı da yaralandı.
BELEDİYE BAŞKAN ADAYI OLDU
Gazi olduktan sonra yaşamını doğup büyüdüğü Afyonkarahisar'ın Bolvadin ilçesine bağlı Özburun beldesinde sürdüren Gazi Turhan, Hediye Turhan (38) ile evlendi ve 2 çocuğu oldu. Gazi Turhan, şimdi memleketine hizmet edebilmek için belediye başkan adayı oldu. MHP'den aday olan Gazi Turhan, arkadaşlarını şehit verdiği, kendisinin de gazi olduğu çatışmayı ve başkan seçilmesi halindeki hedeflerini Demirören Haber Ajansı'na () anlattı.
'ARKADAŞIM ŞEHİT OLDU, KUCAĞIMDA CAN VERDİ'
Gazi Turhan, terör örgütüyle girilen çatışma esnasında mevzilerine el bombası ve roketler atıldığını söyledi. Turhan, çatışma anlarını ve sonrasını şöyle anlattı:
"Siirt Eruh ilçesi Dağdöşü üs bölgesinde 1994 yılında 9 Kasım'da operasyondan dönmüştük. Operasyondan sonra bizim üst bölgesine baskın düzenlendi. Çatışma, gece saat 00.00 sıralarında başladı. 03.30'a kadar biz bilfiil bulunduğumuz mevzilerden karşılık verdik. 03.30 saatlerinde yanımdaki arkadaşım şehit oldu. Kucağımda can verdi. Daha sonra 20 dakika sonra benim yaralanma olayım gerçekleşti. Roket atıyorlardı. Bulunduğumuz mevziye alt tarafımızdan el bombası atıyorlardı. O şarapnel parçaları da benim koluma, ayağıma ve vücudumun muhtelif yerlerine denk gelmişti. Daha sonra üs bölgesinde sığınak yerimiz vardı. Oraya gittim. Orada ilk müdahalemi yine kendi hemşehrilerimden biri yaptı. Ayakkabımızın, botumuzun bağcığını çıkardık, önce onunla bağladık. Daha sonra sıhhiye arkadaş o ilk müdahalesini yaptı. Saat 06.00 gibi helikopter geldi. Bizi Siirt bölge hastanesine götürdüler. İlk cerrahi müdahaleden sonra Diyarbakır'a sevk edildim. Hava değişiminde 2 ay kaldım. Gülhane Askeri Tıp Akademisi'ne gittim ve kati raporum verildi. Ondan sonra bu süreç böyle devam etti."
'ŞÜKÜRLER OLSUN ADIMI HAK ETTİM'
İsmiyle yaşamanın her insana nasip olamayacağını kaydeden Gazi Turhan, "Benim adım Gazi. Adımı hak ettim. Türk'ün töresine uyduk. Güneydoğu'da 1994 yılında teröristlerle girdiğimiz silahlı çatışma sonucunda koluma isabet eden, ayağıma isabet eden şarapnel parçasıyla sol kolum dirsek altından ampute oldu. 15 arkadaşımız şehit oldu. 7 yaralı arkadaşımız vardı. Bunlardan biri de bendim. Şükürler olsun adımı hak ettim. Adımı hak ettiğim gibi yapacağım hizmetlerimizle halkla olan diyaloğumuzu da bir yerlere getirip hak ederek bu yolda yürümeye kararlıyız" diye konuştu.
'HEDEF KIZIL ELMA'
Belediye başkan adayı olmasını en çok belde halkının istediğini söyleyen Turhan, şöyle devam etti:
"Belediye başkanlığı adaylığı düşündüğüm bir şey değildi. Siyasi fikrimiz, görüşümüz ortaokul yıllarında başladı. Sürekli bu davayla devam etti. Afrin Harekatı'nda bir askerimiz söylediği bir söz vardı. 'Hedef kızıl elma' dedi. Allah'a şükürler olsun bütün Türk toplumu, bütün Türkiye sağcısı, solcusu daha farklı siyasi görüşe sahip olan insanlar orada bu askerimizin söylediği şeyi benimsedi. Çünkü burada bir fedakarlık vardı. Bana da bu teklifin yapılmasının sebebi bence bu olaylar. Benim gazi olmamım büyük etkisi var. Siyasilerin yine etkisi var. Allah'a şükürler olsun neleri yapıp, neleri yapamayacağımızı belde halkı biliyor. Elimizden gelen bir şey olduktan sonra dün de, bugün de, yarın da ne yapacağımızı, ne yapamayacağımızı bildikleri için bizi tercih ettiler."
'GÖÇ BİZİM EN BÜYÜK SORUNUMUZ'
Belediye başkanı seçilmesi halinde beldedeki işsizliğin önüne geçmek için projelerinin olduğunu da aktaran Gazi Turhan, "Göç bizim en büyük sorunumuz. En önemli projemiz bunu önlemek. Beldemizde işsizlik var, göç var. Bu göçü önlememiz için mutlaka beldede veya beldeye yakın bir bölgede halkın istihdam edilmesi için bir çalışma sahasının olması" dedi.
SEÇİM ÇALIŞMALARINI SÜRDÜRÜYOR
Gazi Turhan, seçim bürosunda seçmenleriyle bir araya gelerek projelerini anlatıyor ve beldede pazar esnafını, vatandaşları ziyaret ediyor. Rahatsızlığı nedeniyle evinde tedavisine devam eden vatandaşları da eşi Hediye Turhan ile ziyaret ederek 'geçmiş olsun' dileğinde bulunan Gazi Turhan, kapı kapı dolaşarak 31 Mart yerel seçimlerinde destek istiyor

Görüntü Dökümü
--------------
- Belde girişinden detay
- Turhan eşi ile birlikte seçim çalışması yaparken
- Pazar esnafını ziyaret ederken
- Hasta ziyareti yaparken detay
- Protezli kolundan detay
- Turhan seçim bürosunda seçmenleri ile konuşurken detay
- Seçmenleri Turhan için slogan atarken
- Beldeden detay
- Turhan ve protezli elinden detay
- Turhan'ın askerlik fotoğraflarından detay
- Turhan protezi koluna takarken detay
- Eşi yardım ederken detay
- Turhan'a eşi devlet övünç madalyasını takarken detay
- Turhan ve eşinden detaylar
- Turhan ile röp 

Haber-Kamera: Satılmış AKKAŞ/AFYONKARAHİSAR, ()

==========================================================

4)HÜKÜMLÜLER HEM EKONOMİYE HEM DE EĞİTİME DESTEK SAĞLIYOR 

BOLU'da, Açık Ceza İnfaz Kurumu'nda 280 hükümlünün çalıştığı mobilya, fırın, sedef kakma ile park ve bahçe atölyelerinde üretilen ürünlerle ülke ekonomisine katkı sağlanıyor. Ayrıca cezaevinde bulunan atölyelerde üretilen eğitim materyalleri, engelli öğrencilerin eğitim gördüğü Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı özel eğitim okullarına veriliyor. Bolu Kuruçay mevkiinde bulunan Bolu Açık Ceza İnfaz Kurumu’nda, İşyurtları Müdürlüğü tarafından kurulan atölyelerde 280 hükümlü çalışıyor. Hükümlüler, hem kendi ihtiyaçları için gereken geliri elde ederken, hem de üretilen ürünlerle ülke ekonomisine katkı sağlıyor. Sedef kakma atölyesinde elde edilen tavla, baston, sandalye ve çeşitli süs eşyaları gibi ürünlerin, Bolu Adliyesi’nde kurulan markette satışı yapılırken, imal edilen masa, dolap gibi mobilyalar da devlet kurumlarında kullanılarak ve piyasa fiyatının altına satışı yapılarak değerlendiriliyor. Cezaevinde bulunan fırın atölyesinde üretilen ekmek, poğaça ve simitler de hem Bolu Adliyesi'nde hem de cezaevindeki ihtiyacı karşılıyor. Ayrıca park ve bahçe atölyesinde üretilen bank ve masalar da Abant Tabiat Parkı ve Yedigöller Milli Parkı'nda değerlendiriliyor. 

ÖZEL ÖĞRENCİLERE EĞİTİM MATERYALİ
İşyurtları Müdürlüğü tarafından adeta fabrikaya çevrilen cezaevinde özel öğrenciler için de eğitim materyalleri üretiliyor. Burada üretilen eğitim materyalleri Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı özel eğitim okullarında engelli öğrencilere sunuluyor. Bolu Açık Ceza İnfaz Kurumu Müdürü Necati Uyanık, "Bolu Açık Ceza İnfaz Kurumu İşyurtları Müdürlüğümüzde 280 tane hükümlümüz sigortalı olarak çalışmaktadırlar. Burada bulunan hükümlülerimiz için ilk amacımız eğitmek ve var olan mesleklerini geliştirmek üzerine kuruludur. Kamu kurumlarımızın mobilya ihtiyaçları, park ve bahçelerimizin mobilya ihtiyaçlarıyla beraber Abant ve Yedigöller’e koyulmak üzere park ve bahçe mobilyaları yapmaktayız. Ayrıca geçen yıldan bu yana Milli Eğitim Bakanlığımıza, özel çocuklarımıza 70 bin adet özel eğitim materyali üretmiş bulunmaktayız. Sedef atölyemiz, park bahçe atölyemiz, fırın atölyemiz, mobilya atölyemiz bulunmakta. Bolu Adliyesi'nde temizlik işleri, tapu dairesinin temizlik işleri ile Bolu Adliyesi'nde çay ocaklarını işletmekteyiz. Ayrıca Bolu Adliyesi'nde satış mağazası açmış bulunmaktayız. Ürünlerimizi adliye marketimizde piyasanın altında fiyatlarla satmaktayız. Ürünlerden elde edilen gelirlerle de ülke ekonomisine katkıda bulunmaktayız." dedi.

Görüntü Dökümü
-------------------------
-Hükümlülerin çalışmaları
-Makinelerden görüntüler
-Elde edilen ürünlerin görüntüler
-Eğitim materyalleri
-Süs eşyaları
-Dekoratif ürünler
-Atölyelerden detaylar
Süre: 05.18-Boyut

BOLU,()- 
======================================================

5)SAMSUN'DA ÜNİVERSİTELİ MEHTER TAKIMI

SAMSUN Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) öğrencilerinin oluşturduğu Akademik Düşence Eğitim Medeniyet Topluluğu tarafından ‘Gençlik Mehteri’ kuruldu. 6’sı yabancı uyruklu toplam 20 öğrencinin katılımıyla kurulan takım,  marşları öğreniyor. 

Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) öğrencilerinin oluşturduğu Akademik Düşence Eğitim Medeniyet Topluluğu tarafından ‘Gençlik Mehteri’ projesi hazırlandı. Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından 'Gençlik Projeleri Destek Programı' kapsamında, 19 bin TL’lik destek sağlanan projede, geçen yıl ekim ayında mehter takımı oluşturulması için müzik aletleri alındı. Sonrasında Ondokuz Mayıs Üniversitesi öğrencileri arasında yapılan duyuru ile mehterde yer alacak gönüllüler belirlendi. 6’sı yabancı uyruklu toplam 20 öğrencinin katılımıyla ‘Gençlik Mehteri’ kuruldu. Mehter takımı Aralık ayı itibariyle çalışmalarına başladı. Öğretmen Süleyman Yıldırım tarafından öğrenciler mehter marşları öğretilmeye başlandı. Haftada 1 gün 2 saat çalışma yapan öğrenciler, mehter marşlarını çalarken büyük gurur duyduklarını söyledi.

'GÖNÜLLÜ OLARAK YER ALIYORLAR'

Gönüllü olarak öğrencilere mehter takımı oluşturulması için eğitim verdiğini söyleyen öğretmen Süleyman Yıldırım, “Üniversiteli arkadaşlarımız özverili bir şekilde tamamen gönüllü olarak mehter marşlarını çalmayı ve söylemeyi öğreniyorlar. Tam bir mehter takımı kuruyoruz. Bu takım geçici olmayacak. Bu arkadaşlarımız mezun olduğunda peşlerinden gelen diğer öğrenciler mehter takımında yer alacak. Mehter demek gönül demek, kardeşlik demektir. Farklı illerden hatta ülkelerden okumak için burada bulunan öğrencilerimiz kardeşlik içerisinde mehterde yer alacak. Eğitim çalışmalarımız tamamlandığında konser programlarımız da olacakö dedi.

"MARŞLARI EZBERLİYORUZ'

Akademik Düşence Eğitim Medeniyet Topluluğu Başkanı OMÜ Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü 3’üncü sınıf öğrencisi Fahreddin Yüksel de, büyük bir azim ve çalışma ile ders saatleri dışında mehter takımı oluşturmak için çalıştıklarını, marşların sözlerini ve müziklerini ezberleyip öğrendiklerini söyledi. Farklı ülkelerden olan üyelerinde katkısıyla uluslararası bir mehter takımı oluşturduklarını belirten Yüksel, “Amacımız ecdadımızdan aldığımız kültürel mirası üniversitemizde öğrenci arkadaşlarımıza aşılamak ve canlandırmak. Bu amaçla ‘Gençlik Mehteri’ni kuruyoruz. Marşları söylerken insanını tüyleri diken diken oluyor. Bende bu projenin içinde bulunmaktan dolayı çok mutlu ve gururluyumö diye konuştu.

'MEHTERDE BULUNMAKTAN GURUR DUYUYORUM'

OMÜ Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü 2’inci sınıf öğrencisi Mısırlı Mohamed Ali ise, arkadaşlarının haber vermesinin ardından mehter takımından bilgi sahibi olduğunu belirterek “Mehterde olmaktan gerçekten gurur duyuyorum. Eski tarihimizden bir adet. Zaten Osmanlı Mısır’da da vardı. Daha önce mehterle ilgili fazla bilgim yoktu. Şimdi marşları okumaya öğrenmeye başladımö ifadelerini kullandı. 

Görüntü Dökümü:
-----------------------
-Mehter takının çalışması
-Mehter takımı üyelerinden detaylar
-Röportajlar
-Detaylar
Haber-Kamera:Yaprak KOÇER-Hüseyin KALAY/SAMSUN, ()

=======================================================

6)ADANA, KARNAVALINA HAZIRLANIYOR

ADANA'da bu yıl 7'ncisi gerçekleştirilecek olan, 'Nisan'da Adana'da- Uluslararası Portakal Çiçeği Karnavalı' için hazırlıklar sürdürülüyor.
Resmi açılışı 6 Nisan'da, aktivitelerin ise 3- 7 Nisan tarihleri arasında düzenlenecek karnavala bu yıl da yerli ve yabancı turistlerin büyük ilgi göstermesi bekleniyor. Adana sokaklarını bir şölen havasına dönüştüren karnavalda, çok sayıda eğlenceli ve kültürel etkinlik düzenlenecek. 6 Nisan'daki Karnaval Korteji ise özel etkinlik gruplarının yine rengarenk kostümleriyle geçişine sahne olacak. Bunun yanında karnaval için Adana'ya gelecek çok sayıdaki ünlü sanatçı da, kortej yürüyüşü sırasında halkı selamlayacak. Sosyal bir proje olarak başlayan, sonrasında ise tanıtım faaliyetleri çerçevesinde bir turizm hareketini dönüşen karnaval, Adana'nın 'marka kent' olma yolundaki çabasına da doğrudan katkı yapıyor.
ADANA EKONOMİSİNE KATKISI 85 MİLYON TL
Bu yıl Adana dışından otellerde ve evlerde konaklamak üzere yatılı gelecek olanlarla çevre il ve ilçelerden günü birlik gelecek olan kişi sayısının 100 binden fazla olacağı öngörülüyor. Bunun yanında Adanalılarında katılımıyla kent sokaklarında yaklaşık 500 bin kişi karnavalı yaşayacak. Etkinlikler boyunca  yapılması beklenen yeme-içme, eğlence, alışveriş, hava ve kara ulaşımı ile diğer bazı harcamalar eklendiğinde ise Portakal Çiçeği Karnavalı ekonomisi  80-85 milyon liralık rakama ulaşıyor. Bu yıl gerçekleştirilecek karnaval için Adana'daki bakanlık ve belediye belgeli toplam 11 bin yatak kapasitesinin tamamı doldu.
ADANA'YA BEKLİYORUZ
Türkiye'nin ilk ve tek sokak karnavalı olan 'Nisan'da Adana'da - Uluslararası Portakal Çiçeği Karnavalı'nın fikir önderi Toyota Türkiye Pazarlama ve Satış A.Ş. CEO'su ve Nisan'da Adana'da Komitesi Başkanı Ali Haydar Bozkurt, "Karnavala katılacak herkesi açılış kortejine, hazırladıkları rengarenk kostümleriyle bekliyoruz. Dünya çapındaki benzer etkinliklerde olduğu gibi, Portakal Çiçeği Karnavalı'nın on binlerce turisti ağırladığı bir turizm aktivitesi haline geldi. Bu büyük şölene, Adana ve civarında yaşayanlar dışında başka illerden ve hatta ülkelerden binlerce katılımcı beklemekteyiz. Yurtdışından karnavalımıza katılacak olan çok sayıda grup ve kişiler var. Sürpriz etkinlikler planlıyoruz. Bunun yanı sıra her yıl olduğu gibi çok sayıda ünlü sanatçı ile birlikte iş ve cemiyet hayatından ünlü sima da yine Adana'da olacak. Nisan'da portakal ağaçları çiçek açtığı zaman yaklaşık 3 hafta süren bu güzel ortamı yaşamak için herkesi Adana'ya davet ediyoruz. Karnaval süresince bu havayı yaşamak için siz de Adana'yı ziyaret edin."

Görüntü Dökümü
------------------------
*ARŞİV*
- Karnavaldan genel ve detay görüntüler

SÜRE: 01'53" BOYUT:209 MB
Haber:Murat KİBRİTOĞLU-Kamera: ADANA,()

==================================================

7)SINIFI BOTANİK PARKA DÖNÜŞTÜRDÜLER

ERZURUM'un Yakutiye ilçesindeki Mecidiye İlkokulu'nda sınıf içinde çocuklara doğayı, yaban hayatı sevdirmek için botanik park oluşturuldu. Haftalık ders programında bir saatlerini botanık parkta geçiren öğrenciler çiçekleri suluyor, bakımlarını yapıyor. 
Yakutiye ilçesi Kazım Karabekir Mahallesi'ndeki Mecidiye İlkokulu'nda çocuklara doğayı, yaban hayatı sevdirmek için botanik park oluşturuldu. Okulun ikinci katında bulunan bir sınıfta araç lastikleri, bidonların içleri toprakla doldurularak saksı haline getirildi. Sızdırmazlığı sağlanan bir alana da toprak serilerek bahçe oluşturuldu. Erzurum'da yetişen bitki ve çiçeklerin ekildiği botanik parka ayrıca bazı yaban hayvanların da heykelleri konuldu.
Okulda kurulan botanik park öğrencilerin büyük ilgisini çekti. Haftada bir saat derslerini botanik parkta işleyen öğrenciler, çiçeklerin bakımını yapıyor, sularını veriyor, çöplerini temizliyor. Bu sırada da öğretmenleri çocuklara hem bitkileri tanıtıyor hem de doğal yaşamla ilgili bilgiler veriyor. 
Mecidiye İlkokulu Müdürü Osman Özer, 16 derslik bulunan okulda 250 öğrenciye eğitim öğretim verdiklerini söyledi. Botanik park projesini öğretmen, veli ve öğrencilerle birlikte hazırladıklarını belirten Özer, "Amacımız öğrencilerimize doğa sevgisi ve sorumluluk kazandırmaktı. Her hafta bir sınıfın bir saat ders programı var burada. Öğrenciler kitap okuma saatini burada geçirirken bitkilerin bakımlarını yapıyor ve suluyorlar. Hayvan figürleriyle de hayvan sevgisi aşılamak istiyoruz" dedi. Botanik parkta ders görmekten mutlu olduklarını söyleyen öğrenciler, çiçeklerine baktıklarını, temizlik yaptıklarını söyledi.

Görüntü Dökümü
---------------------
-Okulun dışından detay 
-Okul tabelasından detay 
-Öğrencilerin botanik sınıfına girmesi
-Kuruyan çiçek yapraklarını temizlemesi
-Çiçeklere su verilmesi
-Okul Müdürü Osman Özer ile röp
-Öğrenciler ile röp
Haber-Kamera: Salih TEKİN /ERZURUM,()

SÜRE: 04.11 BOYUT: 468 MB

YORUM EKLE