DHA YURT BÜLTENİ 15

Melisa Tuana bebeğin öldüğü kreş izinsiz çıktı, 2 kişi gözaltında (3) BAKICI FATMA BAKIR TUTUKLANDI Melisa Tuana'nın yaşamını yitirdiği Elif Oyun Kültür ve Sanat Derneği adı altında 2 yılı aşkın süredir hizmet verdiği kreşin...

DHA YURT BÜLTENİ 15

Melisa Tuana bebeğin öldüğü kreş izinsiz çıktı, 2 kişi gözaltında (3)
BAKICI FATMA BAKIR TUTUKLANDI

Melisa Tuana'nın yaşamını yitirdiği Elif Oyun Kültür ve Sanat Derneği adı altında 2 yılı aşkın süredir hizmet verdiği kreşin gözaltına alınan dernek başkanı S.A. ile bakıcı Fatma Bakır, emniyetteki işlemlerin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edildi. Adliyeye sevk edilen 2 şüpheliden bakıcılık görevi yapan Fatma Bakır tutuklanırken, dernek başkanı S.A. ise adli kontrol şartıyla serbest kaldı. Fatma Bayrak'ın, ifadesinde, olayda ihmalin olmadığını öne sürerek suçlu olmadığını söylediği öğrenildi. Adliyeden araca bindirilirken basın mensuplarının kendisini görüntülediğini fark eden tutuklu bakıcı başörtüsüyle yüzünü kapatarak araca bindi.

Görüntü dökümü:
----------------------
Tutuklanan kadının görüntüsü
Bebek cenazesi
Detaylar

Haber/Kamera: Yavuz YILMAZ/ İNEGÖL (Bursa), () 

===================

ERMENEK'TEKİ MADEN FACİASINDA ÖLEN İŞÇİNİN ANNESİNİ, 'ÖLDÜ' HABERLERİ ÜZDÜ

KARAMAN'ın Ermenek İlçesi'nde 2014 yılı Ekim ayında 18 işçinin öldüğü maden faciasında oğlunu yitiren ve "Benim oğlum suda yüzme bilmez ki" sözleriyle herkesi ağlatan Ayşe Gökçe'nin (77) öldüğü yönünde haberler çıktı. Haberlere üzüldüğünü belirten Ayşe Gökçe, esprili bir şekilde "Ben ölmedim. Mezarlıktan döndüm geldim. Kabul etmediler. Yaşıyorum ben. Haydi uğurlar olsun herkese" dedi.

Ermenek'in Pamuklu köyünde Has Şekerler Madencilik Şirketi'ne ait linyit ocağını 28 Ekim 2014 tarihinde eski ocakta biriken suyun basması sonucu 18 işçi mahsur kaldı. Facia ardından başlayan arama- kurtarma çalışmaları 38 gün sürdü. Bu çalışmalar kapsamında 18 işçinin cesetleri farklı zamanlarda ulaşılarak ocaktan çıkartıldı. Kurtarma çalışmaları sırasında "Benim oğlum suda yüzme bilmez ki" sözleriyle Türkiye'yi ağlatan Ayşe Gökçe de oğlu Tezcan Özcan'ı yitirdi. Ayşe Gökçe'nin eşi Recep Gökçe de (77), oğlunun cenaze töreninde giydiği yırtık kara lastik ayakkabılarıyla yürekleri burkmuştu.

Son bir haftadır sosyal medyada ve bazı haber sitelerinde Ayşe Gökçe'nin öldüğü haberleri yayıldı. Öldüğü yönünde çıkan haberlerin kendisini üzdüğünü belirten Ayşe Gökçe, esprili bir şekilde "Ben ölmedim. Mezarlıktan döndüm geldim. Kabul etmediler. Yaşıyorum ben. Haydi uğurlar olsun herkese" dedi. 

Eşinin elini tutup gezen Recep Gökçe de "Eşim hakkında öldü diye söylenti çıktı. Hamdolsun eşim yaşıyor" dedi.

Ölen madencinin eşi Ayşe Gökçe de kayınvalidesi hakkında çıkan haberlerin kendilerini üzdüğünü belirtti. Gökçe, "Biz de televizyondan duyduk, üzüldük. Kayınvalidem ölmedi. Tarlalarda, bahçede geziyoruz. İyiyiz, öyle bir şey yok" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
- Ayşe ve Recep Gökçe çiftinden detay
- Röportajlar 
- Genel ve detay

Haber- kamera: Ali Rıza ETCİ ERMENEK KONYA ))

==============================================

EŞİYLE TARTIŞAN KADIN, 5'İNCİ KATTAN KANEPEYE DÜŞTÜ

ÇORUM'da eve geç geldiği gerekçesiyle eşi Uğurcan B. (32) ile tartışıp 6 katlı apartmanın 5'inci katındaki evinin penceresinden atlayan Semra B. (36), bina önündeki kanepenin üzerine düştü. Bacakları ve vücudunun birçok yerinde kırıklar oluşan Semra B. hastanede tedaviye alındı. Olayla ilgili gözaltına alınan Uğurcan B. ise adli kontrolle serbest bırakıldı.

Olay, Ulukavak Mahallesi'nde 6 katlı apartmanda 30 Ekim Salı gecesi meydana geldi. Semra B., iddiaya göre, eve geç saatte geldiği gerekçesiyle özel sektörde çalışan Uğurcan B. ile tartışmaya başladı. Çiftin tartışması, kavgaya dönüştü. Kavga sırasında Semra B., oturduğu evin yatak odası penceresini açarak atlamak istedi. Eşinin müdahalesine rağmen Semra B., 5'inci kattan kendisini boşluğa bıraktı. Semra B., şans eseri, bina önündeki bahçede bulunan kanepenin üzerine düştü. Komşuların ihbarı üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Bacakları ve kaburgası kırılan Semra B., olay yerindeki ilk müdahalesinin ardından ambulansla Hitit Üniversitesi Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldı. Burada ameliyat edilen Semra B., daha sonra Ankara'daki bir hastaneye sevk edildi.

EŞİ SERBEST BIRAKILDI

Olayla ilgili gözaltına alınan Uğurcan B., çıkarıldığı mahkemece adli kontrol uygulanarak serbest kalırken, bacakları ve vücudunun birçok yerinde kırıklar oluşan eşi Semra B.'nin hayati tehlikeyi atlattığı, tedavisinin de sürdüğü belirtildi.

HADİSLER DİKKAT ÇEKTİ

Bu arada, olayın yaşandığı apartmanın girişinde asılı levhadaki, 'Zulüm etmeyiz, zulme de uğramayınız. Zira zulme rıza zulümdür' ve 'Sizin en hayırlınız eşlerine ve çocuklarına karşı en iyi davrananınızdır' Hadis-i Şerif'leri dikkat çekti.

Görüntü Dökümü:
- Bina ve kanepe
-Olay yeri inceleme
-Detaylar

SÜRE: 1.15 Dk ) (BOYUT: 509 MB)
Haber-Kamera:Yusuf ÇINAR/ÇORUM, ()

=======================

SATIN ALDIĞI MERSİN BALIĞINI, NESLİNİN TÜKENME TEHLİKESİ NEDENİYLE DENİZE BIRAKTI
 
TRABZON'da, balıkçı tezgâhında canlı gördüğü Mersin balığını satın alarak denize bırakan Erşan Yılmaz, bu anların görüntülerini sosyal medya hesabında paylaştı. Denizlerde avlanması yasak olan ve nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan balığın denize bırakıldığı anlara ait görüntüler, sosyal medyada ilgi çekerek, beğeni topladı.

Kentte balık restoranı işletmecisi Erşan Yılmaz, Trabzon Balık Hali'ni gezdiği sırada bir tezgâhta canlı Mersin balığı olduğunu fark etti. Yılmaz, nesli tükenme tehlikesi altında olan ve avlanması yasak olan Mersin balığını satın aldı. Yılmaz, satın aldığı balığı içi su dolu bir leğene koyarak denizle buluşturmak istedi. Leğen içinde çırpınan balığı denize bırakmak için zamanla yarışanan Yılmaz'ın bu anları da arkadaşları tarafından cep telefonu kamerasıyla kaydedildi.  Yılmaz'ın taşıdığı balığı, sahil kıyısından denize bırakmasına ilişkin anlara ait görüntüler daha sonra sosyal medya hesabında paylaşıldı.

Yılmaz'ın "Mersin balığı; denizlerimizde avlanması tamamıyla yasak olan bir balık türü. Bu sabah bir balıkçı ağına takılmış. Çok değerli olan bu yavruyu ait olduğu yere kadar ulaştırmanın sevincini yaşıyorum" diyerek paylaştığı görüntüler, pek çok takipçi tarafından ilgiyle izlendi, beğeni topladı.

'BİZ YAPILMASI GEREKENİ YAPTIK'

İzleyenlerin ve balıkçıların bu konuda daha duyarlı olması için görüntüleri sosyal medya hesabında paylaştığını anlatan Yılmaz, "Bu balıklar genelde balıkçıların ağlarına takılıyor,  çok nadir görürülüyor. Balıkçı bunu tuttuğu zaman normalde kendisi tutup denize bırakması gerekiyor. Ama tezgâha getiren de oluyor. Sabah da bir tane gelmiş, oradaki arkadaşlar ayırmışlar, 'aldık onu oradan denize bırakalım' dedik. Biz yapılması gerekeni yaptık. . Biz de bu anları paylaştık. Balıkçılar ve vatandaş bu konuda daha bilinçli olmasını istedik" dedi.
Yılmaz, Mersin balığının, tatlı ve tuzlu suda yaşayabilen nadir balıklardan biri olduğunu da ekledi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
-Leğenin içindeki balıktan görüntü
-Leğenin arabaya konulmasından görüntü
-Sahile gidilmesinden görüntü
-Balığın denize bırakılmasından görüntü

Haber: Uğur AYDIN - Kamera: TRABZON, ()- 

========================================

ÜNLENDİ BARAJI'NDA SON NOKTAYA GELİNDİ

Suat DENİZ / IĞDIR, ()-IĞDIR'ın kent merkezi başta olmak üzere, 3 ilçe, 3 belde ve 70 köyun içme suyunu karşılayacak olan Ünlendi Barajı'nda sona gelindi. Vali Enver Ünlü, "Bu proje bitiğinde Iğdır'ın yüz yıllık içme ve sulama suyu sorunu çözülecek" dedi.

Iğdır'da içme suyu ve Aras Vadisi'nin sulama sorununu çözecek bölgenin en önemli baraj projesinde gelinen en son çalışmaları hakkında DSİ 242'inci Şube Müdürlüğünde bilgilendirme toplantısı yapıldı. Vali Enver Ünlü'nün başkanlığında yapılan toplantıda DSİ 24'üncü Bölge Müdür Yardımcısı Mustafa Mehtun Çağlar, proje hakkında sunum yaptı. Yapılan toplantının ardından Vali Enver Ünlü, beraberinde İl Genel Meclis Başkanı Kurban Oluz, meclis üyeleri DSİ 24'ncü Bölge Müdür Yardımcılar ve kurum amirleriyle Ünlendi Barajı'na giderek yüklenici firma yetkilerinden bilgi aldı.

Iğdır'ın su sorununa çözüm bulmak için 252 milyon TL'ye mal olan Ünlendi Barajı'nın içme suyu projesinde son nokta gelinirken, kentin yaklaşık 10 bin hektarlık tarım arazisinin sulama sorunu da projenin bitiminde hayat bulacak. Yüzde 95'i bitirilen ve test çalışmaları yapılan içme suyu projesiyle Iğdır kent merkezi başta olmak üzere, Aralık, Tuzluca ve Karakoyunlu ilçeleriyle 3 belde ve 70 köy 2019 Şubat ayın ilk haftası içme suyuna kavuşacak. Hummalı çalışmaların sürdüğü barajın yapımıyla bölgenin adeta tarım başkenti olan Iğdır'da, kentin 100 yıllık içme suyu ve sulama suya sorunu ortadan kaldırılacak.

Proje hakkında bilgi veren Vali Enver Ünlü, yaptığı açıklamada, Ünlendi Barajı'nın yüzde 25'lik olan içme suyu projesinin tamamlandığını, 45 günlük bir test çalışmasının ardından, il merkezi başta olmak üzere ilçelerin, belde ve köylerin şebeke suyunun ocak ayı sonundan verileceğini söyledi. Ünledi Barajı’nın bitiminde Iğdır'ın su sorunu çözüleceğini anlatan Vali Ünlü konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bu proje bitiğinde Iğdır'ın yüz yıllık içme ve sulama suyu sorunu çözecek. Bu barajın kabaca depolayacağı suyun yüzde 25'i içme suyu, yüzde 75'i de sulama suyunda kullanılacak. Mevcutta burada akan su 3 ay kullanılıyordu, bu baraj sayesinde ancak üç ay kullanılan su 8 ay depolanacak. Bir tabir vardır, 'Su akıyor Türk bakıyor'  artık DSİ'nin bu çalışmalarıyla, bu devasal barajlarla depolayacağımız bu suyla, hem vatandaşlarımız sağlıklı bir içme suyuna kavuşacak, hem de bölgedeki tarım arazilerimi sulamış olacağız."

Yapılan konuşmasının ardından Vali Ünlü ve berberindeki heyete sırasıyla Ünlendi Barajı şantiyesinde, içe suyu arıtma tesisinde ve içme suyu ishale hattı üzerindeki çalışmaları yerinde inceledi. Iğdır'a günlük sulamayla birlikte 125 bin küp arıtma su temin etmek için, yapılan harcamanın yaklaşık 25 milyon TL olduğu açıklandı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:
-Valinin baraj sahasında açıklaması
-Baraj alanından detay
-Arıtma tesislerinde inceleme
-DSİ Bölge Müdür Yardımcısı açıklaması

Haber-Kamera: Suat DENİZ/ IĞDIR, ()
(2.38 DK-84.2 MB)

=========================

KUTSAL EMANETLER, MÜZELERDE SERGİLENMEK ÜZERE ‘YOĞUN BAKIMDA’

BURSA Büyükşehir Belediyesi Konservasyon Atölyesi, ameliyat iğnesi, lazer cihazı ve buhar makinesiyle adeta bir hastanenin yoğun bakım ünitesini andırıyor. Bu ünitenin hastaları ise, 500 yılık Kâbe örtüsü ve 18’inci yüzyıla ait Sultan Murat Hüdavendigar’ın sanduka örtüsü gibi kutsal emanetler. İstanbul Topkapı Sarayı’ndaki kutsal emanetlerin konservasyonunda da görev alan Konservatör Levent İnan, ağır hasarlı kutsal emanetleri, Bursa Büyükşehir Belediyesi’nce kente kazandırılan müzelerde sergilenecek duruma getirmek için adeta bir yoğun bakım hastasına müdahale eder gibi titizlikle çalışıyor.

Bursa’yı yaşayan canlı bir tarih şehri haline getirmek amacıyla Cumhuriyet dönemi yapılarından Osmanlı’ya, 2300 yıllık Bitinya surlarından 8500 yıllık arkeolojik bölgelere kadar her alan restorasyon çalışmalarını sürdüren Büyükşehir Belediyesi, tarihi cami, medrese, han, külliye gibi yapıların depolarında saklanan ve zaman içinde ağır hasar gören, dönemin evliyalarına ait kıyafetler, sanduka örtüleri, Kabe örtüsü gibi malzemeleri de konservasyonla geleceğe taşıyor. İstanbul Topkapı Sarayı’ndaki kutsal emanetlerin konservasyonunda da görev alan Konservatör Levent İnan’ın koordinatörlüğünde 8 yıl önce Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından kurulan Konservasyon Atölyesi’nde ilk olarak Üftade Hazretlerine ait 500 yıllık eşyalar birer birer elden geçirilip koruma altına alınmıştı.

Mısır’ın Yavuz Sultan Selim tarafından 1517’de fethi ve İslam dininin liderliği olan Halifeliğin Memluklerden Osmanlı Sultanlarına geçişinin önemli bir siyasi belgesi niteliği taşıyan ve Yavuz Sultan Selim tarafından Bursa Ulu Cami’ye hediye edilen yaklaşık 500 yıllık Kabe örtüsü de konservasyon lazer cihazı ile el değmeden ve büyük bir dikkatle yine bu atölyede temizlendi. Konservasyon atölyesinde geleceğe taşınan kutsal emanetler arasında Sultan Murat Hüdavendigar’ın türbesindeki sanduka üzerine serilen 18. Yüzyıla ait altın tel işlemeli örtü de bulunuyor. Örtü üzerinde yılların neden olduğu korozyon yine lazer cihazıyla konservatör İnan tarafından titizlikle temizlendi. İlk günkü orijinal görüntüsüne kavuşan sanduka örtüsü, Büyükşehir Belediyesi tarafından kente kazandırılan Kuran-ı Kerim ve Hat Müzesi’nde özel bir vitrinde sergilenecek. Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin müzelerinde sergilenecek tarihi değeri bulunan ağırlıklı olarak tekstil malzemelerinin bakım onarımını yaptıklarını belirten Konservatör Levent İnan, Bursa’daki atölyenin Türkiye’de örnek niteliğinde olduğunu çünkü bu kadar ağır hasarlı malzemelerin çalışıldığı başka yer olmadığını kaydetti.

POŞETTEN ÇIKAN TARİH

Üzerinde çalıştıkları eserlerin genelde bir poşet veya bir bohça içinde kendilerine geldiğini ve çoğu zaman ne olduğunun bile anlaşılmadığını hatırlatan İnan, “Murat Hüdavendigar’ın türbesindeki sanduka üzerindeki altın tel işlemeli örtü ağır hasarlıydı. Türbe ortamında kapılar açık olduğu için örtü her türlü nem ve dış şartlara maruz kalır. Kumaş narin malzeme olduğu için de hızlı yıpranır. Hatta bazı noktaları dokunulamayacak kadar hasarlı olduğu için lazer teknolojini kullanarak üzerindeki korozyonu kaldırdık. Primitif yöntemlerle desteklemelerde bulunduk. Artık kuran müzesinde sergilenecek ve müze ortamında yüzyıllarca özgün halinde durabilecekö diye konuştu.

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, devam eden çalışmaları yerinde görmek için konservasyon atölyesini ziyaret etti. Konservatör İnan’dan çalışmalar hakkında bilgi alan Başkan Aktaş, “Taşınabilir kültür varlıklarının korunması için kurduğumuz konservasyon laboratuvarında yüzlerce yıllık kutsal emanetleri,  aslına uygun olarak restore edip, yeninden gün yüzüne çıkarıyoruz. Tarihi emanetlerin restorasyonu lazer cihazı ile el değmeden ve büyük bir dikkatle gerçekleştiriliyor. Tarihe ışık tutan belgeler olma özelliği taşıyan eserler, konservasyon işleminin ardından 21-22 derece sıcaklık ve yüzde 45-50 sabit nemli odalarda koruma altına alınıyor. Bu eserlerin Bursa kent belleğindeki yerini alması için çalışmalar aralıksız sürüyor. Bu eserlerin arasında; Kâbe örtüleri,  sakal-ı şerif bohçaları, kadife üzerine işlemeli seccadeler ile birçok ecdat emanetinin yanı sıra yüzlerce yıllık el yazması Kur’an-ı Kerim'ler bulunuyor. Yine Murat Hüdavendigar’ın altın işlemeli sanduka örtüsü de bakımda olan eserlerden biri. Bu eserleri bütün özgünlüğü ile gelecek kuşaklara aktarmaya çalışıyoruzö dedi.

Görüntü Dökümü
-------------------------
-Kutsal emanetlerin onarılma calışmaları
-Belediye Başkanı Aktaş Röp.
-Detaylar

Haber Kamera: Muammer İRTEM/ BURSA,()
 

YORUM EKLE