DHA İSTANBUL BÜLTENİ - 4

(HAVADAN GÖRÜNTÜLERLE)  1- ADNAN OKTAR'IN VİLLASINDA KAÇAK YAPILARIN BÜYÜK BÖLÜMÜ YIKILDI -  Villanın 3 ay önce ve bugün havadan çekilen görüntüleri aradaki farkı ortaya koyuyor. Haber-Kamera: Ali AKSOYER - İSTANBUL İstanbul'da...

DHA İSTANBUL BÜLTENİ - 4

(HAVADAN GÖRÜNTÜLERLE) 
1- ADNAN OKTAR'IN VİLLASINDA KAÇAK YAPILARIN BÜYÜK BÖLÜMÜ YIKILDI

-  Villanın 3 ay önce ve bugün havadan çekilen görüntüleri aradaki farkı ortaya koyuyor.

Haber-Kamera: Ali AKSOYER - İSTANBUL
İstanbul'da geçtiğimiz Temmuz ayında düzenlenen operasyon kapsamında tutuklanan Adnan Oktar'ın Kandilli'deki villasında kaçak yapıların büyük bölümü yıkıldı.
Yıkım ekipleri geçtiğimz perşembe villaya gelerek yıkıma başlamıştı. Geçen bir haftalık süre içinde kaçak yapıların büyük bölümünün yıkıldığı görüldü. tarafından havadan görüntülenen alanda sadece ana yapının kaldığı görülüyor. Bir iş makinesinin çalışmaya devam ettiği alanda kaçak yapılardan geriye moloz yığınları kaldı.

Görüntü Dökümü:
--------------
-Villanın bulunduğu alanın bugün çekilen görüntüleri
-Villanın Adnan Oktar'a düzenlenen operasyonun ilk günü çekilen görüntüleri (12 Temmuz)

11.10.2018 - 16.03 Haber Kodu : 181011143
11.10.2018 - 16.00 Haber Kodu : 181011141
=================================

(aktüel görüntülerle geniş haber) 
2-ŞİRİNEVLER'DE ORTAOKULDA YANGIN 

*Rahatsızlanan öğrenciler hastaneye kaldırıldı.

Haber-Kamera: Alper KORKMAZ-Taner YENER-İSTANBUL
Bahçelievler Şirinevler'de bulunan Şair Zihni ortaokulu'nda yangın çıktı. Elektrik panosunda çıkan yangın nedeniyle çok sayıda itfaiye ekibi sevk edildi. Okulda bulunan yaklaşık 900 öğrenci tahliye edildi. Rahatsızlanan bazı öğrenciler itfaiye tarafından taşınarak ambulansa konuldu. Öğrenciler hastaneye kaldırıldı. Yangın itfaiyenin yarım saat süren çalışmasının ardından söndürüldü. Yangın nedeniyle öğrenciler evlerine gönderildi. Rahatsızlanan öğrencilerin sağlık durumunun ise iyi olduğu öğrenildi. 

Görüntü Dökümü:
-Okuldan görüntü
-Öğrenciler
-İtfaiye ve sağlık ekipleri 
-Rahatsızlanan öğrenciler
-Detaylar

11.10.2018 - 15.02 Haber Kodu : 181011132
11.10.2018 - 14.21 Haber Kodu : 181011115
=========================

(ek bilgilerle) 
3-ÇOCUKLARININ GÖZÜ ÖNÜNDE EŞİNİ BIÇAKLADI 

Haber-Kamera: Ersan SAN - Murat SOLAK - Hüseyin COŞKUN - İSTANBUL
Esenyurt'ta çocuğunu döven eşini, çocuklarının gözü önünde bıçaklayan koca gözaltına alındı. 
Olay saat 12.45 sıralarında İncirtepe Mahallesi 240. Sokak üzerinde meydana geldi. İddiaya göre Hanife Karakaş, yaramazlık yaptığı gerekçesiyle çocuğunu dövdü. Olaya tanık olan baba Orhan Karakaş eşiyle tartıştı. Tartışma büyüyünce koca eşini önce darp etti ardından da bıçakladı. İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekibi sevk edildi. Yaralı kadın ambulansla Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi'ne kaldırıldı. Koca ise gözaltına alındı. Çocuklar ise anneanneye teslim edildi.Polis olayla ilgili soruşturma başlattı. 

Görüntü Dökümü:
----------------
-Yaralı kadının görüntüsü (ÖZEL)
-Sağlık ekibinin müdahalesi(ÖZEL)
-Hastaneye kaldırılması(ÖZEL)
-Binadan görüntü
-Polis ekipleri
-Kadının hastaneye getirilmesi
-Detaylar

11.10.2018 - 14.23 Haber Kodu : 181011116
=================

4- SALDIRIM: REFERANS METİN KABUL EDİLECEK 'İSTANBUL BİLDİRGESİNİ' OLUŞTURDUK

Haber-Kamera: Gülseli KENARLI - Harun UYANIK/ İSTANBUL
İstanbul'da düzenlenen 4. Uluslararası Yüksek Mahkemeler Zirvesi'ni değerlendiren Yargıtay Genel Sekreter Yardımcısı Mustafa Saldırım, "Ülkemiz adına gurur duyuyorum, 30 ülkeyi burada ağırladık. Yargıtayımız uluslararası bir belgeye öncülük ediyor. Bu gurur hepimizin. İnsan hakları alanında, yargı alanında Türkiye'de de güzel şeylerin yapıldığını göstermesi açısından çok somut ve canlı bir örnek oldu" diye konuştu.   

İSTANBUL BİLDİRGESİ
Yargıtay Genel Sekreter Yardımcısı Mustafa Saldırım, bugün başlayan "4. Uluslararası Yüksek Mahkemeler Zirvesi"ni ve İstanbul Bildirgesi'ni Demirören Haber Ajansı'na () değerlendirdi. Saldırım, İstanbul Bildirgesi'ne dikkat çekerek, "Bu uzun soluklu bir çalışmanın son ve en kritik aşaması. Dünyada çeşitli insan hakları belgeleri var, yargıya ilişkin bazı standartları belirleyen belgeler var. Ama yargıda şeffaflığa ilişkin alan, şu ana kadar hep boştu. Yargıtay'ın öncülüğünde Birlemiş Milletler ile yaptığımız iş birliği çerçevesinde biz tüm dünyada referans metin olarak kabul edilecek 'İstanbul Bildirgesi'ni oluşturduk. Bildirge en son 2016'da Balkanlar'dan gelen yüksek mahkeme başkanlarının onayıyla son şeklini aldı. Öncesinde Asya-Pasifik bölgesinden 13 yüksek mahkeme başkanları ve Yargıtay Yüksek Mahkeme Başkanı ve yargıtay başkanlarının katılımıyla oluşmuştu. Bu zirvenin en önemli yanı geçen yıl uluslararası uzmanlar ve Türk yargıçlarla geliştirdiğimiz 'İstanbul Bildirgesi Uygulama Tedbirlerinin Görüşülmesi'. Yarın ki oturumda bu uygulama tedbirlerinin de bu şekilde kabul edilmesi öngörülüyor" dedi.
Saldırım, 5 kıtadan 30 ülke temsilcilerin katılımı olması dolayısıyla zirvenin çok önemli olduğunu ifade ederek, "Bu 30 ülke dağınık şekilde değil, dünyanın belli başlı hukuk sistemlerini temsil eden ülkeler. Örneğin; Kanada, Amerika, Küba, Venezüella, Asya-Pasifik'te Nepal'den Hindistan'a, Sirilanka'ya, Avustralya'ya kadar, orta Avrupa'dan Belçika, Avusturya, İzlanda'ya kadar belli başlı tüm hukuk sistemlerini temsil eden yüksek mahkeme başkanları veya başkan vekilleri geliyor. Bu şekilde biz ileride Birleşmiş Milletlerden bu uygulama tedbirlerini, İstanbul Bildirgesini geçirdiğimiz zaman, uluslararası bir metin olarak, son derece demokratik bir meşruiyetle başvurumuzu yapacağız. Şubat ayında umuyoruz ki dünyada 'İstanbul Bildirgesi' olarak kabul gören bir metin olacak" diye konuştu.  

"DÜNYADAKİ TÜM ADALET POLİTİKALARINI ETKİLEYECEK BİR BELGE"
Mustafa Saldırım şöyle devam etti:
"Bildirgenin en kritik konusu; boş bir alanda ilk belge olması ve dünyadaki tüm adalet politikalarını etkileyecek bir belge olması. Biz İstanbul Bildirgesi'nin öncülüğünü yaparken dünyada en iyi uygulama örneklerini vermeye çalıştık. Mesela bildirge kararların kamuya açılması gerektiğini belirtiyor. Biz Yargıtay olarak bunları açtık. Etik kuralların olması ve bunların demokratik, şeffaf olması gerektiğini belirtiyor. Biz 'Yargıtay Etik, Şeffaflık ve Güven' projesi kapsamında Yargıtay'ın her kademedeki çalışanı için üç ayrı etik kod belirledik. Bununla kalmadık, eğitim programları verdik. Ayrıca şu anda hukuk fakültelerinde de yargı etiği dersinin önce seçmeli olması, daha sonra da zorunlu ders olması konusunda ciddi bir ilerleme sağladık. Bildirge basınla iletişimin önemli olduğunu söylüyor. Çünkü yargı, mahkemeler sansasyonel haberlerden doğru bir şekilde etkilenmiyorlar. Bu toplumun güven algısında bazı sorunlara yol açıyor. İstanbul bildirgesi diyor ki, 'basın ile iletişime önem verin, doğru bir şekilde Yargıtay'ın, yargının faaliyetlerini basın doğru bir şekilde anlasın, işlerini kolaylaştırın, onlara yer temin edin, olanakları sağlayın, bazı kararları anlamakta zorlanabilirler, anlayacakları şekilde bültenlerle bilgilendirin, önemli davaları önceden haber verin' gibi son derece ciddi yol gösterici hükümler içeriyor."

"BU GURUR HEPİMİZİN"
Saldırım, "Ülkemiz adına gurur duyuyorum, 30 ülkeyi burada ağırladık. Yargıtay'ımız uluslararası bir belgeye öncülük ediyor. Bu gurur hepimizin. İnsan hakları alanında, yargı alanında Türkiye'de de güzel şeylerin yapıldığını göstermesi açısından çok somut ve canlı bir örnek oldu" dedi.   

Görüntü Dökümü:
-------------------
- Saldırım'ın açıklamaları
-Detaylar

11.10.2018 - 15.32 Haber Kodu : 181011134
==============

5- 4. ULUSLARARASI YÜKSEK MAHKEMELER ZİRVESİ'NDE "ŞEFFAFLIK" DEĞERLENDİRMESİ

Haber-Kamera: Gülseli KENARLI - İbrahim MAŞE  / İSTANBUL
"4. Uluslararası Yüksek Mahkemeler Zirvesi"ne katılan ABD Devlet Mahkemeleri Ulusal Merkezi Başkan Yardımcısı Jeffrey Apperson ve Birleşmiş Milletler Yargıda Dürüstlük Grubu Koordinatörü Prof. Dr. Nihal Jayawickrama zirvede gazetecilere açıklamalarda bulundu.
Apperson ve Jayawickrama, yargıda şeffaflığı ele alan İstanbul Bildirgesi'ndeki "hakimlerin atanma prosedürü şeffaf olmalıdır" ve "Yargı, hakimlerin etik dışı davranışlarına ilişkin şikayetlere şeffaf biçimde karşılık vermelidir" şeklindeki 13 ve 14. ilkelerini değerlendirdi.

"BU İLKELERİN BİZİM İÇİN KILAVUZ İLKELER"
Apperson, ABD'de Federal Yargı mensubu olarak 35 yıl çalıştığını belirterek, şunları kaydetti:
"13 ve 14. ilkelerin, hakimlerin görevden alınması, haklarında disiplin tedbirleri uygulanması veya atanması ile ilgili olarak her bir ülkenin bu ilkelerden öğreneceği şeyler var. Bu ilkelerin bizim için kılavuz ilkeler, yönlendirici ilkeler olduğuna inanıyorum. Benim görüşüme göre, özellikle hakimlerin seçilmesi sürecinin mümkün olduğunca siyasi süreçlerden uzak tutulması, ayrı tutulması gerekiyor. Özellikle de atanmasıyla ilgili olarak her bir ülkenin öğreneceği şeyler olduğunu düşünüyorum. Bizler de ABD olarak bunları 'Evet evimize götürebiliriz, bu ilkeleri.' dedim. Çünkü biz ABD olarak diğer ülkelere model olan anayasası olan bir ülkeyiz, özellikle de Latin Amerika ülkelerine model oluyor ancak buradaki ilkeler, gerçekten evrensel ilkeler ve her bir ülkenin her zaman kendisine bir hedef olarak belirlemesi gereken belirli gerçekleri temsil eden ilkeler. ABD, her zaman açık fikirli bir ülke olmuştur ve bizim tabii ki dünya üzerindeki bütün ülkelerden her zaman öğreneceğimiz başarılı uygulamalar olacaktır. Umuyorum ki bundan sonra her ülke yargısını mümkün olduğunca siyasetten ayrı tutacaktır ki böylece halka eşit fırsatlar sağlayacak şekilde, tarafsız bir şekilde adalete erişim imkanı verebilelim" diye konuştu.

"REFORMLAR HÜKÜMETLER İÇİN DEĞİL, İNSANLAR İÇİN, EN ÖNEMLİ ŞEY"
Apperson, Türkiye'deki şeffaflık konusuna da değinerek, "Türkiye'nin elektronik kayıt sisteminde bildiğim kadarıyla çok iyi bir sistemi var. Mahkeme yönetimiyle ilgili olarak 2009'dan bu yana çalışıyor. Ben de zaten ABD'de bu konuyla ilgili reform sürecinde çalışmalarda bulundum, daha da şeffaflaştırılmasına yönelik olarak. 10-15 sene süren bir süreç oldu. Türkiye'de de tabii ki belirli hedefler belirlendi, reform gerçekleştirilmek üzere. Bu tür reformlara geçişler biraz zaman alır. Umuyoruz ki siyasetçiler bundan sonra bu hedeflerin yerine getirilmesinde öncü rol alırlar, çalışmalara devam ederler ama belirlenen hedefler çok iyi" dedi.
Apperson, "Bu reformlar hükümetler için değil, insanlar için, en önemli şey. Benim adanmışlığım, burada yapılan çalışmaların adanmışlığı, aslında bu yapılan reformlar halk için, insanlar için yapılan reformlar. Dolayısıyla aslında insanların adalete erişimini ve aynı zamanda eşitliğini ülke liderlerinin ne kadar çok önemsediğinin bir göstergesi" dedi.

"ŞEFFAFLIĞIN TANIMI YAPILDI"
Birleşmiş Milletler Yargıda Dürüstlük Grubu Koordinatörü Prof. Dr. Nihal Jayawickrama ise İstanbul Bildirgesi'ni değerlendirerek, "Yargı sistemleri açısından en önemli unsur olan şeffaflık Türk Yargıtay'ı projesi gerçekleştirene kadar hiç çalışılmamış bir konuydu. Şimdiye kadar şeffaflığın tanımı hiç yapılmamıştı. Başka uluslararası belgelerde, bağımsızlıkla ilgili yolsuzlukla mücadeleyle ilgili tanımlamalar varken bu konuda olmamıştı. Türkiye Yargıtay'ı bu projeyi gerçekleştirip bununla ilgili çalışmalar yapana kadar şeffaflıkla ilgili detaylı herhangi bir çalışma yoktu. Böylelikle şeffaflığın tanımı yapıldı. Böylelikle bu konumunun ne kadar geniş kapsamlı olduğu anlaşıldı" diye konuştu.
İstanbul Bildirgesi'nde 15 ilke yer aldığını vurgulayan Jayawickrama, "Adaletin idaresi büyük ölçüde iyileşecek eğer bu ilkler uygulanabilirse. Dünyanın her yerinde bu ilkelerin uygulanabilmesini ve uluslararası bir belge haline gelmesini umut ediyoruz" diye sordu.

Görüntü Dökümü:
-------------------
-Basın toplantısı
-Detaylar

11.10.2018 - 14.24 Haber Kodu : 181011117
=======================

6- ADİL ÖKSÜZ'ÜN YEĞENİ ESMAÜL HÜSNA ÖKSÜZ HAKİM KARŞISINDA

Haber: Özden ATİK /İSTANBUL
Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) sözde "Hava Kuvvetleri Komutanlığı imamı" ve darbe girişiminin de kilit isimlerinden firari Adil Öksüz'ün yeğeni Esmaül Hüsna Öksüz'ün  "Silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan 15 yıla kadar hapis istemiyle yargılandığı davaya devam edildi. Adil Öksüz'ün ABD'deki FETÖ üyesi kardeşi Mehmet Öksüz'ün talimatıyla doküman göndermek istediği iddia edilen Esmaül Hüsna Öksüz suçlamaları reddederek "Gönderdiğim evraklarda herhangi bir yasadışı işlem yoktu. Adaleti ve tahliyemi istiyorum" dedi. 
İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya, tutuklu sanık Esmaül Hüsna Öksüz getirilirken; avukatı Savaş İşleyen de katıldı. Mahkeme Başkanı, celse arasında sanık avukatının duruşmanın basına kapalı yapılması yönünde talepte bulunduğunu belirterek, mahkeme heyetince bu talebin reddedildiğini belirtti. 
Öte yandan mahkeme dosyasına Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) tarafından rapor gönderildiği, bu raporda da sanık Esmaül Hüsna Öksüz'ün 2013 Aralık ayı olmak üzere çeşitli dönemlerde Bank Asya'da hesap bakiyelerinin bulunduğu kaydedildi. Ayrıca EFT ve havale incelemelerinde, haklarında FETÖ üyesi olmak suçundan soruşturma yürütülen bazı kişilerden hesabına havale yapıldığının tespit edildiği belirtildi. 

TAHLİYESİNİ TALEP ETTİ
Duruşma savcısının sanığın tutukluluk halinin devamı yönünde mütalaa vermesinin ardından söz verilen sanık Esmaül Hüsna Öksüz, "Gönderdiğim evraklarda herhangi bir yasadışı işlem yoktu. Ben sadece bir çocuğa yardımcı olmak için bu işin içine düştüm. Bunca zamandır tutukluyum. Niye tutukluyum, bilmiyorum. Terör örgütüne yataklık etmek gibi bir durumum asla olamaz. Adaleti ve tahliyemi istiyorum" dedi. Mahkeme başkanının, sanığın ABD'ye göndermek istediği evrakların renkli fotokopi halinde değil de neden dijital ortamda telefonla göndermediğini sorması üzerine sanık Öksüz, "Yeğenim Şeyma ile konuştuğumda bu belgeleri babasının fiziki olarak göndermesini istediğini söyledi. Belgelerin fiziki olarak gönderilmesiyle fotoğrafının gönderilmesi arasında bir fark olduğunu sanmıyorum. Neden fiziki olarak gönderilmesini istedi bilmiyorum" diye konuştu. 

AVUKATI: "7 AYDIR TUTUKLUDUR, TAHLİYE EDİLSİN"
Sanık Esmaül Hüsna Öksüz'ün avukatı Savaş İşleyen ise müvekkilinin banka hesabında herhangi bir hesap artışı olmadığını belirterek "Para alışverişi olması doğal. Müvekkilim ile ilgili suçlama, resmi olan belgenin renkli fotokopisini göndermekti. Sadece bir evrakı göndermek istediği için 7 aydır tutukludur. Terör örgütü üyeliği ile suçlanacak bir durumu yoktur, saçma sapan bir suçlamadır. Yurtdışına kaçmış bir kişinin akrabası olduğu için cezalandırılmaktadır. Suçların şahsiliği ilkesi ihlal edilmiştir. Sadece 13 yaşındaki yeğeni Şeyma Öksüz'ün, babasına evrak göndermek istemesi üzerine 'Okula git, ben gönderiyorum' diyerek insani bir şey yapmıştır. Bakmakla yükümlü olduğu dedesi ve ninesi vardır. Şeyma Öksüz de müvekkilin sorumluluğundadır. Müvekkil kendisini okula götürmektedir. Basının ilgisinden dolayı heyet olarak kendinizi baskı altında hissedebilirsiniz" şeklinde konuştu. Avukat İşleyen, müvekkilinin suçsuz olduğunu belirterek tahliyesini talep etti. 

TUTUKLULUĞUNUN DEVAMINA KARAR VERİLDİ
Kısa bir aranın ardından mahkeme heyeti, sanık Esmaül Hüsna Öksüz'ün mevcut delil durumu ve atılı suçun vasıf ve mahiyetini dikkate alarak tutukluluk halinin devamına karar verdi. Duruşma ertelendi. 

DAVANIN GEÇMİŞİ
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, sanık Esmaül Hüsna Öksüz'ün kargo ile ABD'ye önemli örgütsel evrak göndereceği istihbaratı üzerine çalışma başlatmıştı. Esmaül Hüsna Öksüz, 13 Nisan'da alıcı olarak E.S. isminin yazıldığı zarfı kargo yetkilisine teslim ettiği sırada suçüstü yakalanmıştı. İncelemede zarfta, Adil Öksüz'ün kardeşi olan ve örgütün sözde Üsküdar il imamlığını yaptığı gerekçesiyle aranan Mehmet Öksüz, tutuklu olan eşi Şenay Öksüz ve çocukları Zeynep Şeyma Öksüz'e ait bazı evraklar bulunmuştu. Esmaül Hüsna Öksüz'ün ifadesinde, paketin kendisine ait olduğunu ve Mehmet Öksüz'ün talimatı üzerine kargo ile göndermeye çalıştığını söylediği öğrenilmişti. Emniyetteki işlemlerin ardından adliyeye sevk edilen Öksüz, çıkarıldığı mahkemece 28 Nisan'da tutuklanmıştı.  Savcılık soruşturması sonunda hazırlanan iddianamede, sanık Esmaül Hüsna Öksüz hakkında  "Silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapis talep edildi.

===========================

7- MURAT SANCAK'A SİLAHLI SALDIRI DAVASINDA "TANIKLAR" DİNLENDİ...

Haber: Serpil KIRKESER / Kamera: İSTANBUL
Büyükçekmece'de 20 Ağustos 2015'de eski Star Medya Yönetim Kurulu Başkanı Murat Sancak'ın içinde bulunduğu araca silahlı saldırı düzenlenmesine ilişkin biri tutuklu 6 sanığın yargılandığı davada tanıklar dinlendi. Esas hakkındaki mütalaasını hazırlaması için dosyanın Cumhuriyet Savcısına verilmesine hükmeden mahkeme duruşmayı erteledi.

15 .DURUŞMA YAPILDI
Bakırköy 15. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen 15. duruşmada tutuklu sanık Turgut Üney ve başka suçtan tutuklu sanık Okan Karakuş ile tutuksuz sanıklar Serdar Bekir Orhan ile Zeki Yılmaz hazır bulundu. Mahkeme Başkanı, dava dosyasının soruşturmasını yürüten kolluk görevlileri hakkında FETÖ üyeliğinden soruşturma  bulunup bulunmadığı yönünde İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü'ne yazı yazıldığını belirterek, gelen cevap yazısında soruşturmayı yürüten kolluk görevlilerinden A.U., C.Ç. ve E.K.'nin KHK'lar ile kamu görevinden çıkarıldıkları, diğer polis görevlileri hakkında FETÖ ile ilgili herhangi bir adli ve idari soruşturmanın bulunmadığının bildirildiğini açıkladı. 

BİLİRKİŞİ SANIKLARIN SOL KOLLARINI İNCELEDİ
Şikayetçilere karşı eylemin gerçekleştirildiği aracın şoför koltuğundaki kişinin sol kolunda dövme olabileceği değerlendirildiğinden,
bu konuda görüş bildirmesi için Adli Tıp Kurumu Uzmanı Bilirkişi Mehmet Korkut duruşma salonuna alındı. Uzman Bilirkişi Mehmet Korkut, "2 türlü dövme vardır. Birisi geçici dövmedir. Boya ile yapılır. Diğeri ise Tatooaj adı verilen kalıcı dövmedir. Bu dövme boya maddesi enjekte edilen enjektörler ile derinin iç tabakasına zerk edilerek gerçekleştirilir. Ancak kimyasal ve cerrahi işlemler ile silinmeye çalışılabilir. Ancak bu kalıcı dövmeden iz kalır. Tamamen iz kalmadan silinmesi mümkün değildir. Dokuda hasar oluşur silinse dahi orada işlem yapıldığı anlaşılır" dedi. Bu açıklamanın ardından  4 sanığın sol kollarını açması istendi. Bilirkişi Mehmet Korkut, sanıkların sol kollarına baktıktan sonra şunları söyledi: "Sanık Serdar Bekir Orhan'ın sol omzundan dirsek eklemine kadar 25x10 cm kalıcı dövme vardır. Bunu tespit ettim. Hazır olan diğer sanıkların sol kollarında herhangi bir dövme bulunmamaktadır. Ayrıca sanık Okan'ın sol kolunda bir bıçak yarası vardır. Bu izin dövme işleminden kaynaklandığını düşünmüyorum. Eski kesi izleri olduğunu tespit ettim. Zira aynı kolda başka kesi izleri de var." 

TANIKLAR DİNLENDİ
Duruşmada tanık olarak dinlenen Barış Kaya, "Sanıkların hiçbirini tanımıyorum. İsimlerini duymadım. Murat Sancak'ı tanırım. Evlerimiz yakındır.  Etiler ya da Levent'te kumarhane işletmedim. Murat Sancak'a gerçekleştirilen eylemden olay tarihlerinde basında haberdar olmuştum. Ancak benim adımın geçtiğinden yeni haberdar oldum. Bu konuyla ilgili herhangi bir resmi şikayetim bulunmamaktadır. Başka Barış Kaya'dan bahsediliyor olabilir. Evime yakın oturan başka bir Barış Kaya tanımıyorum. Aracı Murat Sancak'tan satın almadım. Olay tarihinde siyah renkli aracım vardı. Ortadaki harflerin Murat Sancak'ın aracının plakası ile aynı olması rastlantıdan ibarettir. Özel bir anlam taşımıyor. Benim aracım eski kasadır. Murat Sancak'ın aracı yeni kasadır" ifadelerini kullandı. 

"MURAT SANCAK'IN KENDİSİNE KARŞI BU EYLEMİ KİMİN GERÇEKLEŞTİRDİĞİNİ BİLDİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM"
Başka suçtan hükümlü olan diğer tanık Aziz Gökyıldız, "Benim ömrümün yetemeyeceği kadar kesinleşmiş mahkumiyetim var
Sanıklardan Turgut Üney ile 40 yıldır aynı mahallede oturuyoruz. Hüseyin Çaydavul, Okan Karakuş ve Fatih Sekman'ı da mahalleden tanıyorum. Zeki Yılmaz ve Serdar Bekir Orhan'ı tanımıyorum. Bu olay tarihinde ben cezaevindeydim. Bu olayı mahalleden tanıdığım arkadaşlarımın bu olayı gerçekleştirdiğini düşünmüyorum. Ben bu olayın tamamen dışındayım.  Murat Sancak'ın kendisine karşı bu eylemi kimin gerçekleştirdiğini bildiğini düşünüyorum" diye konuştu. 

"BU OLAYIN ARKASINDA FETÖ TERÖR ÖRGÜTÜNÜN OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUZ"
Şikayetçi Murat Sancak'ın avukatı Hüsnü Güneş, tanıkların beyanlarına bir diyeceklerinin olmadığını belirterek "Barış Kaya'nın bu olaylarla bir ilgisinin olmadığını zaten söylüyoruz. Biz bu olayın arkasında FETÖ terör örgütünün olduğunu düşünüyoruz, olay kurgulanmıştır" dedi. 

"GİZLİ TANIK OLAYI DA YİNE FETÖ TERÖR ÖRGÜTÜNÜN BİR KURGUSUDUR"
Tutuklu sanık Turgut Üney'in avukatı Hakan Akkoyun, "Bu olayın Barış Kaya'ya karşı gerçekleştirilmek istenildiğini düşünüyoruz. 
Barış Kaya ile ilgili sanıklar Hüseyin ve Okan'ın ikrarları vardır. Gizli tanık olayı da yine FETÖ terör örgütünün bir kurgusudur.
Müvekkilim gizli tanık beyanına göre 3 yıldır tutukludur, tahliyesini talep ediyoruz" diye konuştu. 

MÜTALAA HAZIRLAMASI İÇİN DOSYA SAVCIYA VERİLDİ
Sanık Turgut Üney'in tutukluluk hallinin devamına karar veren mahkeme heyeti,  aracın gerçekte bulunup İstanbul Trafik Tescil Müdürlüğü'nden sorulmasına hükmetti. Esas hakkındaki mütalaasını hazırlaması için dosyanın Cumhuriyet Savcısına verilmesine hükmeden mahkeme heyeti duruşmayı erteledi.

İDDİANAMEDEN
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Murat Sancak, İsmail Özay ve Mehmet Karar'ın içinde bulunduğu aracın 20 Ağustos 2015 tarihinde Büyükçekmece'de saldırıya uğradığı belirtiliyor.  İddianamede, şüpheliler Turgut Üney'in 3 kez "tasarlayarak öldürmeye teşebbüs", "suç üstlendirmeye azmettirme" ve "ruhsatsız silah bulundurma" suçlarından 40 yıldan 65 yıla, şüpheli Serdar Bekir Orhan'ın 3 kez "tasarlayarak öldürmeye teşebbüs", "ruhsatsız silah bulundurma" suçlarından 40 yıldan 63 yıla
kadar hapisleri talep ediliyor. İddianamede Şüpheli Fatih Sekman'ın 3 kez "tasarlayarak öldürmeye azmettirme" suçundan 39 yıldan 60 yıla, şüpheli Zeki Yılmaz'ın "tasarlayarak öldürmeye azmettirme" suçundan 13 yıldan 20 yıla, şüpheliler Hüseyin Çaydavul ve Okan Karakuş'un "suçu üstlenme" suçundan 2 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması isteniyor.   

Görüntü Dökümü:
----------------------
Olayla ilgili arşiv görüntüler 

YORUM EKLE