DHA İSTANBUL BÜLTENİ -3 

  1- EKONOMİ BAKANI ZEYBEKCİ: BUNLAR TÜRKİYE'NİN KALICI HASTALIĞI DEĞİLDİR * Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, "(KURDAKİ DURUM) Türkiye'nin fazlası var, kasada fazlası var. Buna rağmen yaşadığımız şeyler Türkiye'nin gerçeğini...

DHA İSTANBUL BÜLTENİ -3 

 


1- EKONOMİ BAKANI ZEYBEKCİ: BUNLAR TÜRKİYE'NİN KALICI HASTALIĞI DEĞİLDİR

* Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci,

"(KURDAKİ DURUM) Türkiye'nin fazlası var, kasada fazlası var. Buna rağmen yaşadığımız şeyler Türkiye'nin gerçeğini yansıtmıyor. Bunlar canımızı yakıyor. Fakat bunlar Türkiye'nin kalıcı hastalığı değildir"

"Bunlar geçicidir. İşinize bakın, önünüze bakın"

Haber-Kamera: İdris TİFTİKCİ - İSTANBUL
Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci kurdaki yükselişle ilgili, "Bunlar geçicidir. İşinize bakın, önünüze bakın" dedi.
Bakan Nihat Zeybekci, İstanbul'da  "Otomotiv Yetkili Satıcıları Derneği Genel Kurul Toplantısı"nda konuştu. Konuşmasında kurdaki yükselişe değinen Zeybekci, "Bunlar hiçbir şekilde Türkiye'nin gerçeğini yansıtmıyor" dedi.
Zeybekci, "Türkiye'nin 1 yıllık vadeli mükellefiyetlerini gözönüne alın, Merkez Bankası stoklarına bakın, ödeyeceği mükellefiyetlerine bakın... Türkiye'nin fazlası var, kasada fazlası var. Buna rağmen yaşadığımız şeyler Türkiye'nin gerçeğini yansıtmıyor. Bunlar canımızı yakıyor. Fakat bunlar Türkiye'nin kalıcı hastalığı değildir. Bunlar geçicidir. İşinize bakın, önünüze bakın. Bu suni şekildeki hareketlenmeler geçecektir ve Türkiye önüne bakacaktır" diye konuştu.

Görüntü Dökümü:
--------------
-Zeybekci'nin açıklaması


11.04.2018 - 12.08 Haber Kodu : 180411051
=====================

2- BAŞBAKAN YARDIMCISI ŞİMŞEK: İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ DURDURULMAZSA SONUÇLARI AĞIR OLACAK 

Haber- Kamera: Cansel KİRAZ- Güven USTA-İSTANBUL
Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, TÜSİAD'ın düzenlediği 'Düşük Karbonlu Kalkınma Sürecinde Finansmanın Rolü' paneline katıldı. Türkiye'nin ilk çeyrekte ortalamaların üzerinde bir sıcaklık artışıyla karşı karşıya olduğunu belirten Şimşek, "Peki Paris Antlaşması dışında ne yapıyoruz? Biz gerçekten orman alanlarını genişletiyoruz. İkinci olarak yenilenebilir enerjiye güçlü bir şekilde yatırım yapıyoruz. Üçüncü olarak da enerji verimliliğini artırmak için bir çaba içerisindeyiz" diye konuştu.
Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD), 'Düşük Karbonlu Kalkınma Sürecinde Finansmanın Rolü' panile düzenledi. Panele TÜSİAD Başkanı Erol Bilecik, Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek ve iş insanları katıldı. 
Milli enerji ve maden politikasına dikkat çeken Bilecik, "2027'ye kadar rüzgar ve güneş enerjilerinin 10'ar bin megawatt artırılması ve ulusal enerji verimliliği stratejisinde açıklanan yüzde 14 enerji verimliliği hedeflerini fevkalade önemli görüyoruz. Biz de TÜSİAD olarak ülkemizin iklim değişikliği ile mücadele ve düşük karbonlu kalkınma konusunda ulusal politikaların oluşturulması ve uygulaması ihtiyacını ısrarla gündeme getiriyoruz ve vurguluyoruz. Bu konudaki görüş ve önerimizi iklim değişikliği ile mücadele alanında 'TÜSİAD Tutum Belgesi' ile ortaya koymuştuk. Önümüzdeki dönemde programımızda bu çalışmaları yoğun bir şekilde yine gündeme getirmeye devam edeceğiz" dedi. 

KÜRESEL ISINMAYLA KARŞI KARŞIYAYIZ
İklim değişikliğine dikkat çeken Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek ise "Ankara'da bu sene biz doğru düzgün kışı yaşamadan belki doğrudan doğruya yaza bile atlama riskimiz var gibi hissediliyor. Gerçekten bir iklim değişikliği var ve bunun sonuçları çok ağır. Burada dikkat ederseniz 1950 sonrasında çok çarpıcı küresel ısınmayla karşı karşıyayız. Bu tesadüf değil tabii. Çünkü günlük gördüğünüz gibi 41 milyon ağaç kesiliyor. 100 binden fazla uçak bugün itibariyle havada. Bir nokta iki milyon araç her gün yollara çıkıyor. 10 buçuk milyon ton kömür, 9 buçuk milyar metre küp doğalgaz, 95 milyon varil petrol tüketiyoruz her gün. Yine 95 milyon metre küp sera gazı, her gün gezegenimize salınıyor" şeklinde konuştu. 

"ENERJİ VERİMLİLİĞİNİ ARTIRMAMIZ LAZIM"
Finans konusunda atılacak adımların ekonomik bir mantığı olduğunu aktaran Mehmet Şimşek, "İklim değişikliği eğer durdurulmazsa bunun sonuçları son derece ağır olacak. Sektörel olarak baktığınız zaman en önemli sektörün enerji olduğunu görüyorsunuz. Ulaştırma da çok önemli ama enerji kritik bir alan. Düşük dozda küresel ısınma yaşanırsa bazı senaryoya göre 21 trilyon dolarlık bir ekonomik maliyetle karşı karşıya kalacağız. Daha yüksek bir senaryoya oranla da 33 trilyon dolarlık.Gerçekten ekonomik maaliyetleri çok yüksek olduğu için bugünden şirketlerimizin ve devletin politikalar geliştirerek yatırımlarını o çerçevede şekillendirerek bunu engellemesi gerekiyor. Bizim enerji verimliliğini artırmamız lazım" dedi. Yenilenebilir enerjiye teşvik konusunda ülkenin doğru bir yolda olduğunu söyleyen Şimşek, "Çevre dostu teknolojilerin, yatırımların, enerjinin finansmanında yeni bir döneme girmemiz çok kritik" diye konuştu. 
Şimşek, 2040 yılı itibariyle elektrikli araç satışının diğer araçların önüne geçeceğini aktardı. Şimşek, "Elektrikli bir taşıt, bugün benzinle, motorinle çalışan bir taşıta göre çok daha düşük maliyette. Bütün mesele aracın maliyetini bir miktar aşağı çekmek. Burada biz doğru bir vergi politikasına sahibiz" dedi. 

"ORMAN ALANLARINI GENİŞLETİYORUZ"
Türkiye'nin ilk çeyrekte ortalamaların üzerinde bir sıcaklık artışıyla karşı karşıya olduğunu belirten Şimşek, "Peki Paris Antlaşması dışında ne yapıyoruz? Biz gerçekten orman alanlarını genişletiyoruz. İkinci olarak yenilenebilir enerjiye güçlü bir şekilde yatırım yapıyoruz. Üçüncü olarak da enerji verimliliğini artırmak için bir çaba içerisindeyiz. Orman alanlarına baktığınız zaman 1973 yılında gördüğünüz gibi 20.2 milyon hektarlık bir alan vardı 2015 itibariyle 22.3 milyon hektarlık bir alan söz konusu. Var olan alanların iyileştirilmesi çok önemli" ifadelerini kullandı. 
Finans noktasına dikkat çeken Mehmet Şimşek, "Bu hızla giderse finansmanda sorun yaşanacağına inanmıyorum. Yeter ki biz bunu ekonomik hale getirelim. Vergi, teşvik ve kredi politikalarımızı bu çerçevede şekillendirdiğimizde zaten bu teknolojilere yatırımı rantabl hale getiriyoruz, ekonomik anlamda getirisini artırıyoruz. Yeterince de kaynak var" diye konuştu. 


Görüntü Dökümü
------------
- TÜSİAD Başkanı Erol Bilecik'in konuşması
- Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek'in konuşması
- Genel ve detaylar

 
 
 11.04.2018 - 14.26 Haber Kodu : 180411102

========================

3- KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI KURTULMUŞ: TÜRKİYE KENDİ EKSENİNİ TAHKİM ETMEK ZORUNDADIR

Haber-Kamera: Enver ALAS-İSTANBUL
İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi'nin 50'nci yılı kutlama töreninde konuşan Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş, dış politikada Türkiye'nin kendine özgü bir yol izleme mecburiyeti izlemesi gerektiğini söyledi. Kurtulmuş, "Türkiye eksen mi kaydırıyor' şeklinde tartışmalarla ilgili olarak da "Çok açık söylüyorum. Türkiye'nin bir tane ekseni vardır.  O eksen de Türkiye'nin kendi eksenidir. Türkiye kendi eksenini tahkim etmek zorundadır" dedi. 
Numan Kurtulmuş, İstanbul Üniversitesi (İÜ) İşletme Fakültesi'nin kuruluşunun 50'nci yılı nedeniyle düzenlenen kutlama etkinliğine katıldı. Üniversitenin Avcılar yerleşkesindeki Prof. Dr. Mehmet Oluç Konferans Salonu'nda gerçekleşen etkinliğe Bakan Kurtulmuş'un yanı sıra İÜ Rektörü Prof. Dr. Mahmut Ak, İşletme Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Recep Pekdemir, Türkiye Bilimler Akademisi Başkanı Prof. Dr. Ahmet Cevat Acar ile fakültenin eski mezunlarıyla bugünkü öğrencileri ve öğretim görevlileri katıldı. 
Etkinlikte konuşan Numan Kurtulmuş, 50'nci yılı kutlanan fakültenin, kuruluşundan bugüne kadar emeği geçenlere teşekkür etti. Dünyanın zor bir süreçten geçtiğini kaydeden Bakan Kurtulmuş, bugün yaşanılanların başka bir türbülans olduğunu ve 1. Dünya Savaşı sonrası devam eden sürecin de bir parçası olduğunu belirtti. 

"SAVAŞ VE ÇATIŞMA YANLILARIYLA BARIŞ VE DÜZEN YANLILARI ARASINDA MÜCADELE VAR"
Kurtulmuş, 1. Dünya Savaşı sonrası denge kurulamadığı için arkasından 2. Dünya Savaşı'nın geldiğini aktararak, "45 yıllık soğuk savaş döneminde dünya ekonomik, siyasi, kültürel alanda yoğun bir mücadelenin içerisinde oldu. 90'lardan sonra yeni bir dünya düzeninin kurulabileceği ümit edilirken ne yazık ki teknolojik rekabetin insanların hayrına kullanılması yerine bölgeler ve ülkeler arasında muazzam bir rekabetin konusu olduğuna şahit olduk. Şimdi önümüzdeki süreçte maalesef dünyanın her yerinde ve her ülkesinde savaş ve çatışma yanlılarıyla barış ve düzen yanlıları arasında bir mücadele var ve bu mücadele devam edecek" diye konuştu.  

"DEAŞ, PKK, PYD VE DİĞER TERÖR GRUBU UNSURLARIN NASIL ORTAYA ÇIKTIĞINI ÇOK İYİ BİLİYORUZ" 
Bakan Kurtulmuş, soğuk savaş döneminin sona ermesinden sonra dünyada Çin, ABD, Rusya ve Avrupa olmak üzere 4 önemli merkezin ortaya çıktığını, bu merkezler arasındaki mücadelenin de küresel ölçekte bahsedilse bile yoğun bir çatışma ortamına sürüklendiğini vurguladı. Kurtulmuş, "Bu dört merkezin her alanda ortaya çıkan rekabeti, çelişkileri, çatışmaları öyle görünüyor ki önümüzdeki on yılları etkileyecek durumda. Bunlarda biri 7 yıldır Suriye'de yaşanan savaş. Vekalet savaşları adı üstünde, elini ateşe sokmadan bölge dışı güçlerin o ateşe maşalarıyla yaklaşması ve o maşaları kullanarak kendi küresel güç dengeleri lehine güç oluşturma mücadelesidir. Bu çerçevede DEAŞ'ın PKK'nın PYD'nin ve diğer terör grubu unsurların nasıl ortaya çıktığını çok iyi biliyoruz" dedi. 

"SAYIN TRUMP, BİR GECE KALKTI DEDİ Kİ..."
Vekalet savaşlarının yeni dünyanın, yeni nesil savaşlarından birisi olduğunu, bunun bedelini de savaşın tarafı olmayan mazlum halklarının ödediğini aktaran Numan Kurtulmuş, aynı şekilde ticaret savaşlarıyla da karşı karşıya olduklarını dile getirdi. 
Kurtulmuş şunları söyledi:
"Sayın Trump, bir gece kalktı dedi ki 'çelikte ve alüminyumda gümrük duvarlarını yükseltiyorum'. Bu açıkça ticaret savaşlarının butonuna basmaktı. Arkasından Çin de 128 kalem malda gümrük duvarlarını yükselttiğini ilan etti. Aynı şekilde başka ülkeler arasında da ticaret savaşları devam edecek. Şimdi bunun arkasından yeni nesil çatışmalarının bir başka unsuru olan bölgesel savaşları planlayan bazı karanlık odaklar var. Ne yazık ki bölgemiz bu bölgesel savaşların önemli hedef tahtalarından birisidir. Daha şimdiden önümüzdeki 15 yıl içerisinde başlatılacak büyük bölgesel savaşların sinyallerinin geliyor olması tesadüf değil."

"ESECEK RÜZGAR ÇOK ETKİLİ OLUŞACAK DEPREMLER ÇOK DAHA TESİRLİ OLACAKTIR"
Numan Kurtulmuş, önümüzdeki dönemde her alanda bu büyük mücadelenin devam edeceğini, çatışmaların bazı çevreler tarafından sürdürülmek isteneceği bir dönem olacağını vurguladı. Kurtulmuş, "Önümüzdeki dönemde esecek rüzgar çok etkili, oluşacak depremler çok daha tesirli olacaktır. Onun için Türkiye'nin üzerindeki en temel sorumluluk, durumunu tahkim edecek birikimini ortaya koymaktır" diye konuştu.  

"TÜRKİYE EKONOMİK VE TEKNOLOJİK ALANDA DA BAĞIMSIZLIĞINI TAM MANASIYLA DA KAZANACAKTIR"
Türkiye'nin PYD ve PKK ve diğer terör örgütlerine karşı Afrin'de ve Fırat Kalkanı Harekatı'nda büyük bir başarı kazandığını hatırlatan Bakan Kurtulmuş, "Türkiye, sanayisini ayarlamak, yüksek teknolojilerle rekabet edebilmek durumundadır. Türkiye durumunu tahkim etmek mecburiyetindedir. Bunun bir alanı ekonomidir. İyi ilerliyoruz. Allah Türkiye'ye şöyle 10 yıl 15 yıl kazasız belasız siyasi ve ekonomik istikrarla bu süreyi aşmayı nasip etsin. İnşallah Türkiye ekonomik ve teknolojik alanda da bağımsızlığını tam manasıyla da kazanacaktır" şeklinde konuştu. 

DIŞ POLİTİKADA 'EKSEN KAYDI' TARTIŞMALARI
Dış politikada Türkiye'nin kendine özgü bir yol izleme mecburiyeti izlemesi gerektiğinin altını çizen Kurtulmuş, zaman zaman 'Türkiye eksen mi kaydırıyor' şeklinde tartışmalar yapıldığına değinerek, "Çok açık söylüyorum. Türkiye'nin bir tane ekseni vardır.  O eksen de Türkiye'nin kendi eksenidir. Türkiye kendi ekseninin tahkim etmek zorundadır. Gençlimizden beri hep olmuştur; ABD'ye yakınlaşırsın, 'Doğu'dan mı uzaklaşıyorsun' derler. Doğu ülkeleriyle yakınlaşırsın 'Batı'dan mı uzaklaşıyorsun' derler. Türkiye, Doğu'ya ve Batı'ya bağımlı bir ülke değildir. Türkiye kendi ayakları üzerinde yükselebilecek büyük bir ülke ve medeniyetin toplamıdır, büyük bir birikimin sonucudur. Rusya ile de ilişkimiz olacak, Çin'le de olacak, İslam dünyası ve Türk dünyası ile de olacak, Batı ile Avrupa ve ABD ile de ilişkimiz olacaktır. Biz, birisini diğerine tercih etme durumunda kalan uydu ülke, kuyruk ülke değiliz " ifadelerini kullandı. 

KÜLTÜREL BAĞIMSIZLIK
Konuşmasında kültürel ve ekonomik bağımsızlık konusuna ilişkin de görüşlerini paylaşan Bakan Kurtulmuş, "Kültürel bağımsızlığı olmayan ülkelerin ekonomik açıdan bağımsız olma ihtimali yok. Biz milli kültürel gücümüzün bağımsızlığımızın farkına varacağız. Dünyanın hiçbir yerinde olmadığı kadar tarihi çeşitlilik ve kültürel zenginliğimiz var. Küresel ölçekte millet mirasımızı harekete geçirmenin önemli şartlarından birisi kültürel mirasa sahip çıkmaktır. Bunun üzerinden yeni bir ufuk, yeni bir medeniyet ve dünya inşa etme gayreti içinde olacağız. Bütün bunları yapabilmekte hiç kuşkusuz bilimde, sanatta kültürde güçlü olmaktan geçiyor. Bilim yuvlarımızı dünya ile rekabet edebelir ve dünya piyasasında rakipleri halt edebilir hale getirmektir" dedi. 
Açılış konuşmalarının ardından Numan Kurtulmuş, 50'nci yılını kutlayan İşletme Fakültesi'nin öğrencileri ve akademik kadrosu ile günün anısına fotoğraf çektirdi. 


Görüntü Dökümü
-------------------
-Törene katılan protokol
-Salonda bulunanlar
-Bakan Kurtulmuş'un konuşması
-Toplu fotoğraflar
-Genel ve detaylar

11.04.2018 -14.28  Haber Kodu : 180411103

====================

4- ŞULE İDİL DERE'NİN ÖLÜMÜNE İLİŞKİN DAVA :  KAMYON ŞOFÖRÜNÜN SÖZLERİ SALONDA TEPKİ GÖRDÜ

Haber: Yüksel KOÇ / İstanbul
Kadıköy Yoğurtçu Parkı'nda hafriyat kamyonunun altında kalarak yaşamını yitiren Şule İdil Dere'nin ölümüne ilişkin açılan davanın üçüncü duruşması yapıldı.  Şule İdil Dere'nin altında kalarak yaşamını yitirdiği kamyonun şoförü, "Şahsı tanımıyorum. Cenab-ı Allah böyle nasip etmiş. Maktulün üzerinden geçmedim. 16 tonluk bir araç bu. Üzerinden geçseydim kırılmadık kemiği kalmazdı" deyince salondu bulunan izleyicilerin tepkisine neden oldu. 
İstanbul Anadolu 57. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın üçüncü duruşmasına, tutuksuz yargılanan sanıklar Mümin Kılıç, Saffet Altındağ, Ergun Ata, Kamil Celal Yıldırım, İbrahim Ruhi Kelleci, Zafer Karasaçlı, Teyfur Bingöl ve avukatları katıldı. Ölen Şule İdil Dere'nin babası Berdan Dere ile annesi Nesrin Aslan ve avukatları da duruşmada hazır bulundu. 

KAMYON ŞOFÖRLERİ TANIK OLARAK DİNLENDİ
Duruşmada İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin iştiraki olan İSTAÇ A.Ş.'nin personelleri tanık olarak dinlendi. İSTAÇ'ta kamyon şoförü olarak çalıştığını söyleyen Mustafa Aslan, Yoğutçu Parkı'nda yapılan çalışma sırasında yaya yolunu kullanmak zorunda olduklarını söyledi. Çalışma alanına yaklaşık 300 metre geri geri gidip yükü yükledikten sonra düz bir şekilde oradan ayrıldıklarını söyleyen Aslan, "Çalışma alanına başka giriş yoktu. Ben oraya gittiğimde bizimle ilgilenen kişi sanıklardan Saffet Altındağ idi. Talimatları ondan alıyorduk. Biz çalışma yapmadan önce yolun kenarlarına güvenlik şeridi çekilmişti. Ayrıca büyük dubalardan konulmuştu. Çoğu kez güvenlik şeritleri halk tarafından koparılıyordu. Ayrıca araçların giriş yaptığı yerde yaya girişinin yasak olduğuna ve çalışma olduğuna dair tabelalar vardı" dedi.  Tanık Mustafa Aslan,  geri geri gitmenin yasak olduğu şeklinde bir talimat almadıklarını belirterek, "Bu yol üzerinde ara sıra yardımcı personel oluyordu" dedi. 
Dinlenen tanık Ehtem Güler ise günde 12 saat çalıştıklarını belirterek, "Çalışma sahasında geri geri gitmek zorundaydık" dedi.  

AVUKAT: BU DAVA İBB'YE KARŞI ADETA BİR KAN DAVASINA DÖNÜŞTÜRÜLMEKTEDİR
Maktul Şule İdil Dere'nin ailesinin avukatları, mahkemenin görevsizlik kararı vererek davanın Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmesini talep ettiler.  Sanıklardan Teyfur Bingöl'ün Avukatı Rıza Saka, "Bu dava kamu hizmetlerini başarıyla yürüten İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne karşı adeta bir kan davasına dönüştürülmektedir" diyerek davanın Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmesine ilişkin talebin reddini istedi. Avukat Saka'nın bu sözleri de izleyicilerin olduğu bölümde uğultular yükseldi. Mahkeme başkanı izleyicileri uyardı.  
Avukat Saka'nın bu sözleri üzerine söz alan müşteki Avukatı Murat Özveri, Rıza Saka'nın bir önceki duruşmada da benzer cümleler kurduğunu, kendilerinin dosyanın kapsamı dışında hiçbir beyanları bulunmadığını, siyasi bir söylemlerinin olmadığını belirterek, "Sanki ailenin İBB'ye karşı bir önyargı içinde olduğu değerlendirmesi yapması doğru değildir" dedi. 

SANIK: CENAB-I ALLAH BÖYLE NASİP ETMİŞ
Kazayı yapan kamyonun şoförü tutuksuz sanık Mumin Kılıç, "Şahsı tanımıyorum. Cenab-ı Allah böyle nasip etmiş" dedi. Salonda bulunan izleyiciler Mumin Kılıç'ın bu sözlerine tepki gösterdi. Sanık Kılıç sözlerine, "Kimseye kasten bir eylemde bulunmadım. Maktulün üzerinden geçmedim. 16 tonluk bir araç bu. Üzerinden geçseydim kırılmadık kemiği kalmazdı" deyince salonda bulunan izleyicilerin bir kez daha tepkisiyle karşılaştı. 
Müşteki avukatlarının dosyanın Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmesi yönündeki talebini reddeden mahkeme, eksiklerin giderilmesi için duruşmayı erteledi. 

İDDİANAMEDEN
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, 13 Mayıs 2016 tarihinde gece vakti Kadıköy Yoğurtçu Parkı ile Kurbağalıdere arasında kalan yaya ve bisiklet yolunda yürüyen Şule idil Dere'nin, Kurbağalıdere ıslah çalışması nedeniyle orada bulunan hafriyat kamyonunun altında kaldığı belirtiliyor. 
Dere'nin, Mümin Kılıç yönetimindeki hafriyat kamyonunun manevra yapması ile altında kalarak hayatını kaybettiği belirtilen iddianamede, İSTAÇ yetkilileri Ruhi Kelleci ve Teyfur Bingöl, Zafer Karasaçlı, İBB Çevre Koruma Kontrol Daire Başkanlığı Deniz Hizmetleri Müdürlüğü Kıyı Temizleme Şefi Saffet Altındağ, kontrol elemanı Ergun Ata, Kamil Cemal Yıldırım ve şoför Mümin Kılıç'ın, "Taksirle adam öldürme" suçundan 2'şer yıldan 6'şar yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmaları isteniyor. 
 
Görüntü Dökümü:
--------
-Olayla ilgili arşiv görüntü

11.04.2018 -14.30 Haber Kodu : 180411105
=====================

5- METROBÜSTE TACİZE 7 YIL 6 AY HAPİS... DURUŞMA SONRASI ORTALIK  KARIŞTI

Haber: Özden ATİK / İstanbul,
Metrobüste iki üniversite öğrencisini taciz ettiği iddiasıyla yargılanan 52 yaşındaki Aydoğan Ş. "Sarkıntılık yapmak suretiyle cinsel saldırı" suçundan toplam 7 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme, tutuklu olarak yargılanan sanığın cezasını ertelemedi. Duruşma sonrasında sanık yakınları mağdur kızlardan birine tükürünce mahkeme salonu önünde arbede çıktı. Birbirine giren taraflar, özel güvenlik görevlilerinin müdahalesiyle ayrılarak adliye salonundan uzaklaştırıldı. 
İstanbul 49. Asliye Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya, tutuklu yargılanan Aydoğan Ş. ile mağdur kızlardan 19 yaşındaki C.K. hazır bulundu. Diğer mağdur A.A. ise duruşmaya gelmedi. 

TUTUKLU SANIK: "BÖYLE BİR ŞEY YAPMADIM"
Sanık Aydoğan Ş. son savunmasında, " 45 yıldır İstanbul'a yaşıyorum. Mesleğim gereği toplu taşıma araçlarını kullanıyorum. Böyle bir şey yapmadım. Müştekiler kendi kafalarına göre konuşuyor. Suçlamaları kabul etmiyorum" dedi. 

MAĞDUR ŞİKAYETÇİ OLDU
Daha sonra söz alan mağdur C.K ise, "Final haftamdı kütüphanede ders çalıştıktan sonra eve dönüş yapmak için Uzunçayır metrobüsünü kullandım. Bu sırada  metrobüste sanık bana yaklaşmaya başladı. Rahatsız oldum. Sanığın elini birkaç kez sağ baldırıma değdiğini hissettim. Biraz kenara çekildiğim halde aynı harekete devam etti. Ben ileriye gidip sanığı takip etmeye başladım. O sırada A. isimli  kişiye aynı şekilde tacizde bulunduğunu gördüm. A. fark ettiğinde sanık başka tarafa bakmaya devam etti. Sinirlerim bozuldu bağırmaya başladım. 'Ben sizi izliyorum, ne yapıyorsunuz' dediğimde bana 'Ben ne yapıyorum' dedi. Daha sonra olaya güvenlik müdahale etti" diyerek şikayetçi oldu. 

BERAATİNİ İSTEDİ
Son sözü sorulan sanık Aydoğan Ş. "Beyanları kabul etmiyorum. Hiçbir diyaloğum bile olmadı. Beraatimi istiyorum" dedi.

MAHKEME HER İKİ EYLEM İÇİN AYRI AYRI 3 YIL 9'AR AY HAPİS CEZASI VERDİ
Ancak mahkeme, sanığın üzerine atılı "Sarkıntılık yapmak suretiyle cinsel saldırı" suçunu işlediğinin sabit olduğunu belirtti. Kararda, sanığın  toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamın sağladığı kolaylıktan faydalanarak bu suçu işlemesi nedeniyle cezada artırım uygulandı. Mahkeme, iki ayrı eylemden 3 yıl 9'ar ay hapis olmak üzere toplam 7 yıl 6 ay hapis cezası verdi. Mahkeme, sanık hakkındaki cezayı ertelemedi. 

DURUŞMA SONUNDA ARBEDE ÇIKTI
Duruşma sonrasında sanık yakınları mağdur kızlardan birine tükürünce mahkeme salonu önünde arbede çıktı. Birbirine giren taraflar, özel güvenlik görevlilerinin müdahalesiyle ayrılarak adliye salonundan uzaklaştırıldı. 

İDDİANAME
İddianameye göre, 1 Ocak 2018 günü metrobüste yolculuk yapan sanık Aydoğan Ş., mağdur C.K.'ya yanaşarak baldırına birkaç kez dokundu. C.K 'nin kenara çekilmesine rağmen sanık  tacizlerini sürdürdü. Bunun üzerine mağdur C.K, sanığın yanından uzaklaşarak onu uzaktan izlemeye başladı. Sanık Aydoğan Ş. bu defa A.A.'ya yanaşıp eliyle taciz etmeye başladı. A.A. tepki gösterince yaşanan tartışmanın büyümesi üzerine özel güvenlik görevlisi gelerek olaya müdahale etti. C.K. ve A.A. tacizde bulunan adamdan şikayetçi oldu. Sanık Aydoğan Ş. çıkarıldığı nöbetçi mahkemece tutuklandı. Sanık Aydoğan Ş. hakkında insanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamın sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle "Sarkıntılık yapmak suretiyle cinsel saldırı" suçundan iki ayrı eylemi nedeniyle 4 yıldan 14 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. 
 

Görüntü Dökümü:
-------
-Arbedenin adliyedekiler tarafından çekilen cep telefonu görüntüsü


11.04.2018 - 12.35 Haber Kodu : 180411069
=================

- (ÖZEL)-
6- BALIKESİR'DE LİSELİ KIZA AVLUDA "CİNSEL İSTİSMAR" İDDİASI

Haber: Serpil KIRKESER İstanbul
Balıkesir de lise öğrencisi 15 yaşındaki E.S. kapıyı kitlemek için çıktığı evin avlusunda gece vakti kendisine sarılarak cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla K.Ç. (53) hakkında şikayetçi oldu. Gözaltına alınan şüpheli K.Ç. ise suçlamaları reddetti,  çıkarıldığı mahkemece adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Balıkesir Devlet Hastanesi de mağdur E.S.'nin ruh sağlığının bozulduğu yönünde rapor hazırladı. Mağdur E.S.'nin avukatı Gözde Dolan Erzurumlu, şüphelinin serbest bırakılmasına tepki gösterek,"Müvekkilimiz olay günü kendisine yapılan istismar nedeniyle halen tedavi görmekte ve evde yalnız kalamamaktadır" dedi.

"YANIMA YAKLAŞARAK BANA SARILDI"
Balıkesir'de 21 Şubat'ta saat 03.15'te meydana geldiği iddia edilen olaya ilişkin mağdur E.S.'nin ifadesine başvuruldu. Olaydan hemen sonra şikayetçi olan E.S. ifadesinde şunları anlattı: "Babam hayvancılıkla uğraşmaktadır. Babam genellikle hayvanlara bakmak için gece saatlerinde  gider. Salı günleri de salı pazarında tezgah açmaktadır. Bahse konu tarih ve saatte babam Balıkesir Merkezde bulunan sebze ve meyve haline giderken arkasından evin kapılarını kitlemem için beni uyandırdı. Babamı yolcu ettikten sonra evin kapılarını kapattığım esnada evimizin avlusunda bir ses duydum. Sesin geldiği yöne baktığımda bir kişinin avlu içerisinde bulunan hayvan yemliğinin çatısından atladığını gördüm. 'Bu kim ya?' diye bağırdığımda bu kişi  bana doğru yöneldi ve yanıma yaklaşarak sarıldı. Bu esnada yüzünü gördüm. Bu kişi K.Ç.'dir. Bana sımsıkı sarılarak susmam gerektiğini söyledi. Bunun üzerine çığlık attım. K.Ç. avlumuzun içerisinde bulunan saman damı tarafından kaçtı. Babamı aradım, durumu anlattım. Benim çığlığıma annemde uyanarak geldi. K.Ç. sarılmak dışından bir şey yapmamıştır. Bu olaydan dolayı psikolojim bozuldu. Olay hala gözümün önünden gitmiyor. Şikayetçiyim" dedi.
 

"BANA İFTİRA ATILMAKTADIR"
Şikayetin ardından K.Ç. gözaltına alındı. Çiftçi olduğunu söyleyen şüpheli K.Ç. de olayla bir alakası olmadığını belirterek , "M.S.'nin evine gitmedim. E.S.'ye sarılmadım" diye konuştu. Mağdurun annesi ile ilişkisi olduğunu iddia eden şüpheli K.Ç. kendisine iftira atıldığını  öne sürdü.   

"KIZIM EVDE BİLE BİR ODADAN DİĞERİNE GİDERKEN KORKUYOR" 
Mağdurun annesi H.S. de olay günü kızının çığlıklarına uyandığını kaydederek, "K.Ç. isimli şahıs sürekli bizimle uğraşmaktadır. Benim kendisi ile ilişkim olduğu yönünde mahallede dedikodu  çıkarmaktadır. Bu olaydan dolayı kızımın psikolojisi bozuldu. Evde bile bir odadan diğerine  giderken korkuyor. Şikayetçiyim" diye konuştu.

ADLİ KONTROL ŞARTIYLA SERBEST BIRAKILDI
Balıkesir 1.Sulh Ceza Hakimliği,  "Sarkıntılık yapmak suretiyle çocuğun cinsel istismarı" suçundan şüpheli K.Ç.'nin ikametine en yakın karakolda imza atma şartıyla serbest bırakılmasına karar verdi. K.Ç. ile ilgili soruşturma devam ediyor.

"RUH SAĞLIĞI BOZULMUŞTUR"
Balıkesir Atatürk Devlet Hastanesi 22 Şubat'ta düzenlediği raporda şunları belirtti: "E.S.'nin maruz kaldığı iddia edilen suç sebebiyle Akut Stres Bozukluğu tanı kriterlerini karşıladığı dolayısıyla ruh sağlığının bozulduğu tıbbi kanaati oluşmuştur." 

AVUKAT: MÜVEKKİLİMİZ HALEN TEDAVİ GÖRMEKTEDİR 
Mağdur E.S.'nin avukatı Gözde Dolan Erzurumlu ise," Müvekkilimiz olay günü kendisine yapılan istismar nedeniyle halen tedavi görmekte ve evde yalnız kalamamaktadır.  Şüpheli ise müvekkilimizin annesi ile ilişkisi olduğunu iddia ederek annesine iftira atmaktadır. Pedofililerin suç kapsamlarını çok iyi bilmeleri nedeniyle bu tarz olaylarda mağdura yakın kişilere suçtan kurtulmak ya da cezayı
hafifletmek amacıyla iftira yoluna sık sık başvurmaktadırlar. Çocuğun cinsel istismarı Türk Ceza Kanunu'nun 103.  Maddesi'nde düzenlenmiştir. Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, 8 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.  Cinsel istismarın sarkıntılık düzeyinde kalması halinde 3 yıldan 8 yıla kadar hapis cezasına hükmolunur" diye konuştu. 
Avukat Erzurumlu, şüpheli K.Ç.'nin serbest bırakılmasına itirazları da yaptıklarını sözlerine ekledi. 

Görüntü Dökümü:
------------
-Şüpheli K.Ç.'nin fotoğrafı


 

YORUM EKLE