20 Aralık 2016 Salı 21:55
Darbe girişimini 11 eylül saldırısı gibi sanmışlar!

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 15 Temmuz darbe girişime yönelik hazırladığı iddianame basın ile paylaşıldı. İddianamede 122. Özel Kuvvet Tim Komutanı Ahmet Kemal Yılmaz, darbe gecesi yaşananlardan haberdar olmadıklarını, uçak kaçırıldığı yönünde haberler yayıldığını, bu nedenle ABD'deki 11 Eylül saldırısına benzeyen bir saldırı yapılabileceğini düşündüklerini anlattı.

İŞTE İDDİANAMEDEN ÖNE ÇIKANLAR

Darbe girişimi sırasında Özel Kuvvetler Komutanlığı Etimesgut Özel Hava Alay Komutanlığında meydana gelen olaylarla ilgili 27 kişi hakkında hazırlanan iddianamede müşteki ve tanık ifadelerine yer verildi.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, 15 Temmuz 2016'daki askeri darbe girişimi kapsamında hazırladığı iddianame, Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi. İddianamede, müşteki ve tanık ifadeleri de yer aldı. 

Buna göre, Etimesgut Özel Kuvvetler Alay Komutanı Ümit Tatan, 15 Temmuz akşamı Kara Pilot Binbaşı Hüseyin Çakıroğlu'nun kendisini arayarak, Özel Kuvvetler Komutanlığına (ÖKK) gitmesi gerektiğini söylediğini belirtti.

Tatan, gitmeden önce televizyonda bir hareketlilik gördüğünü ancak DEAŞ'ın büyük bir eylem içerisinde olduğunu düşündüğünü aktardı.

Nizamiyede kendisini karşılayanlardan Kara Pilot Yarbay Halit Kabil ve Kara Pilot Binbaşı Murat Güler'in koluna girerek, darbe yapıldığını söylediğini belirten Tatan, "Eğer bu hiyerarşik bir darbeyse senden önce benim haberim olması gerekirdi" karşılığını verdiğini bildirdi.

Bunun üzerine koluna girenlerin zorluk çıkarması durumunda güç kullanacaklarını söylediğini ifade eden Tatan, zorla helikoptere bindirilerek Akıncı üssüne götürüldüğünü, burada 20-22 saat bekledikten sonra Özel Kuvvetler Komutanı Zekai Aksakallı'nın emrinde olduğunu belirten askerlerce kurtarıldığını anlattı.

Tanık olarak ifade veren, 1. Tugay Komutanlığına bağlı 122. Özel Kuvvet Tim Komutanı Ahmet Kemal Yılmaz, Diyarbakır'dan Semih Terzi ile gelen ekipte bulunduğunu ancak ilk anda Terzi'nin darbeci olduğunu bilmediğini ifade etti.

Terör operasyonuna katılacak şekilde hazırlanmalarının istendiğini ancak Ankara'ya gidileceğinin belirtilmesi üzerine şüphelendiğini belirten Yılmaz, hazırlandıkları sırada sosyal medyadan İstanbul'da köprülerde bir hareketlilik olduğunu öğrendiklerini ve uçak kaçırıldığı yönünde haberler yayıldığını, bu nedenle ABD'deki 11 Eylül saldırısına benzeyen bir saldırı yapılabileceğini düşündüklerini anlattı.

Bu sırada, yanlarında bulunan Fatih Şahin'in darbe yapıldığını söylediğini aktaran Yılmaz, kimsenin bunu ciddiye almadığını belirtti.

Yılmaz, uçağa hareket ederken radyoda Başbakan Binali Yıldırım'ın konuşmasını duyunca "Bu paralelcilerin darbesi" dediğini, bir astsubayın Genelkurmay Başkanlığının internet sitesindeki darbe açıklamasını göstermesi üzerine de sitenin ele geçirilmiş olabileceğini ve buna itibar etmemeleri gerektiğini söylediğini ifade etti.

Bu sırada, ÖKK'da Ömer Halisdemir'e ateş ettiği belirlenenlerden Mihrali Atmaca'nın kendisine "Komutanım şimdi biz paralelcilerle çatışmaya mı gidiyoruz" diye sorduğunu, kendisinin de "Evet Mihrali hazırlığını ona göre yap" karşılığını verdiğini ve aralarında gülüştüklerini anlattı.

Ankara'ya indikten sonra Semih Terzi'nin durumundan şüphelendiği için ÖKK'ya hareket eden helikopterlere binmediğini ancak helikoptere binmek üzere 14 kişi belirlediğine değinen Yılmaz, kendisiyle birlikte 7 personelin daha orada kaldığını, daha sonra Zekai Aksakallı'ya ulaştığını ve ondan aldığı emirleri yerine getirdiğini belirtti. 

Yılmaz, "Olaydan sonra öğrendiğime göre Semih Terzi karargaha gittikten sonra Ömer Halisdemir isimli Astsubay Kıdemli Başçavuş tarafından vuruluyor. Fatih Şahin de Ömer Astsubayı vurup, ateş baskısı emri veriyor. Ateş baskısı demek oradaki bulunan tüm askerlere 'ateş edin' emri demektir. Oradaki askerler yani benim gönderdiğim personel Semih Terzi'nin darbecilere karşı mücadele ettiğini sanıyorlar. Semih Terzi'nin vurulduğunu görünce ve Fatih Şahin'in de ateş baskısı emrini vermesi üzerine ateş ediyorlar. Ben bu hususu sonradan öğrendim." diye konuştu.

Tanık Hasan Ünver, darbeci Semih Terzi'nin bulunduğu uçağın birliklerine iniş yaptığını söyledi.

Terzi ile birlikte gelen 7 kişilik bir timin Terzi'ye katılmak istemeyerek birliklerinde kaldığını ve daha sonra da bu timin darbe karşısında durduğunu ifade eden Ünver, söz konusu timin Özel Kuvvetler Komutanı Zekai Aksakallı'nın emrinde olduğunu öğrendiklerini belirtti.

Semih Terzi'nin Ankara'ya geldiği uçakta bulunan Engin Yetik ise verdiği ifadede yaşananları anlattı.

Silopi'de görev yaptığı sırada görev değişimi ile 1 Temmuz tarihinde Diyarbakır'a geldiğini belirten Yetik, 13 Temmuz'da dönmesi gerektiğini ancak kargo uçağı bulunamadığı için dönüş yapamadığını bildirdi. 

Bu nedenle 15 Temmuz'da ilk gelen uçakla yola çıktığını bildiren Yetik, uçağa ilk bindiğinde sadece uçuş ekibinin bulunduğunu aktardı.

-"Semih Terzi telefonla mesajlaşıyordu"

Uçağın planlı olarak Cizre'ye gitmesi gerektiğini bildiren Yetik, ancak Cizre'ye gidişin iptal edildiğini ifade etti.

Yetik, şöyle devam etti:

"12. Özel Kuvvet taburundan uçağa binenler oldu. Ayrıca Semih Terzi'de uçağa bindi. Uçakta Cizre'ye gidecek 2 kişi vardı. Kaç tane tim personeli olduğunu tam olarak bilmiyorum. Bu şekilde yola çıktık. Telefondan haberlere baktık. Haberlerde darbeden bahsediyordu ancak işin gerçeğini öğrenemedik. Yolda tim personeline mühimmatın şarjöre basılması emri verildi. Uçaktayken bir ara ayağa kalktım. Semih Terzi'nin telefonda mesajlaştığını gördüm. Telefonda isim olarak Celal Koca ve Ümit Bak isimlerini gördüm. Ancak ne yazdığını göremedim. O sırada benim telefonum çekmiyordu. Onun nasıl yazıştığını bilmiyorum." 

Uçakta yolcu olarak bulunduğunu aktaran Yetik, uçağın iniş yapmasının ardından darbeci Terzi'nin birkaç kişi ile çalışan helikopterlere doğru gittiğini vurguladı. 

Uçuş teknisyeni Kıdemli Başçavuş Burhan Sivri,15 Temmuz günü Diyarbakır, oradan Şırnak'a planlı uçuşları olduğunu daha sonra da Etimesgut'a dönüş yapacaklarını söyledi.

Söz konusu uçuşun saat 19.15 sıralarında iptal edildiği bilgisinin verildiğini belirten Sivri, daha sonra uçuşun yapılacağının belirtilmesi üzerine hazırlık yaptıklarına değindi.

Saat 23.15'te Diyarbakır'a iniş yaptıklarına işaret eden Sivri, eşiyle yaptığı telefon konuşmasında İstanbul'da yaşanan olayları öğrendiğini bildirdi.

- "Terzi'nin söylemesi üzerine uçak özel hava alayı apronuna yanaştı"

Daha sonra uçağa Semih Terzi ile beraber 24 kişilik timin bindiğini belirten Sivri, "Uçak komutanı olan Cemal Yüzbaşı, Semih Terzi'nin isteğiyle uçuşun Şırnak ayağını iptal ederek Etimesgut'a dönme kararı aldı. Ayrıca Semih Terzi Şırnak'ta personel olmadığını söylemişti. Bu şekilde saat 23:59'da kalkış yaptık. Kule, harekat komutanının emri doğrultusunda kalkışın iptal edildiğini söyledi. Semih Terzi'nin uçakta olduğu bilgisi verildi. Bir kaç dakika içerisinde kuleden piste giriş ve kalkış için izin geldi." ifadesini kullandı.

Askeri radarlara silahlı kuvvetler bünyesinde uyulması gereken bir emir olup olmadığının sorulduğuna dikkati çeken Sivri, "Herhangi bir emir yok." denildiğini belirtti.

Gece saat 02.00'de Etimesgut'a iniş yaptıklarını vurgulayan Sivri, Terzi'nin söylemesi üzerine uçağın özel hava alayı apronuna yanaştığını ifade etti.

- "Bazıları ağır hareket ediyordu"

Sivri, "Bir kısım Tim personeli çok hızlı bir şekilde uçağı terk etti. Bir kısmı ağır hareket etti. Uçağın içindeki çöpleri toplayıp atmaya giderken timcilerin aralarında 'bu işte bir yanlışlık var' deyip giden ekibe küfür ettiklerini duydum." diye konuştu.

Aynı uçuş ekibinde yer alan Yüzbaşı Ersun Atılgan ise uçak komutanın Yüzbaşı Cemal Yılmaz olduğunu kendisinin de ikinci pilot olarak görev yaptığını belirtti.

Diyarbakır'a iniş yaptıklarında İstanbul'da yaşananları duyduğunu ancak neden kaynaklandığını öğrenemediğini bildiren Atılgan, bu sırada çok sayıda özel kuvvetler askerinin beklediğini gördüğünü ifadesini kullandı.

Atılgan, şöyle devam etti:

"Uçakta beklerken Cemal Yüzbaşı dışarıda koordinasyon sağlıyordu. Bu sırada Semih Terzi onu yanına çağırmış. Etimesgut'a gideceğini, Zekai Paşa'nın bundan haberi olduğunu söylemiş. Bunun üzerine Cemal Yüzbaşı Etimesgut'a geri döneceğimizi söyledi. Zaten olağanüstü bir şeylerin olduğunu düşündüğümüz için Etimesgut'a dönmek bize mantıklı geldi. Bununla birlikte Semih Terzi'nin emri vardı. Cemal Yüzbaşı dışarıda özel kuvvetlerin Etimesgut'a dönecek personeli olduğunu, onları da uçağın limitleri oranında götüreceğimizi söyledi. Cemal Yüzbaşı havalanmadan önce alay komutanını görev değişikliği bilgisi vermek için telefonla aramış. Ancak kendisine ulaşamamış." - "Zekai Paşaya ulaşıp ulaşamadığını sorduk"

Etimesgut'a inişte herhangi bir ikaz almadıklarına da değinen Atılgan, "Uçuş sırasında Semih Terzi'ye, ne olduğunu, Zekai Paşa'ya ulaşıp ulaşmadığını sorduk. O da bize Zekai Paşa'ya ulaşamadığını, ne olduğunu bilmediğini, Etimesgut'a dönmesi gerektiğini söyledi." dedi.

Uçak inmeden kokpite gelen Terzi'nin, Özel Kuvvetler Komutanı Zekai Aksakallı'ya ulaşamadığını ve emir komutanın kendisinde olduğunu söylediğini aktaran Atılgan, Terzi'nin uçaktan inişte bazı askerlerce karşılandığını kaydetti. 

Son Güncelleme: 20.12.2016 22:17
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat: Suç teşkil edecek, içerik ve yorumlardan doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.