GİZLİ ADANMIŞLAR, SAKLI SEÇİLMİŞLER!

GİZLİ ADANMIŞLAR

SAKLI SEÇİLMİŞLER

Haritalar önemini yitirdi. Sabit kalacak tek şey kıtalar ve anakara, artık bundan böyle değişecek her şey, değiştirecek olan ise Ankara…

Yenidünya, eski dünya bir hesaplaşma ve kutuplaşma. Kaynak bölgesi Asya, Afrika veya sömürü cenneti Avrupa. Bundan böyle ne egemenler güçlü kalacak, ne mazlumlar susacak. İşte o gün geliyor yüce mahkemeden önce sıra beşeri hesaplaşmada. 

Bayrak değişse de, Türk Milletinin sancağı asla değişmedi. Duruşu, tavrı ve tarafı asla sarsılmadı. Hakk ile, haklı ile duruşun var bir sebebi ve duruşunun elbet var bir bedeli. Bedelini kanla ödedik Anadolu’ya geldiğimiz günden beri. 

Anadolu ilk yurdumuz olmasa da, istikametimiz hep doğruluk oldu, tarihi yazmaya başladığımız günden beri. Mazlumların yüzü güldü tarih bizi yazmaya başladığından beri. 

Şimdi dünya bir alaca karanlıkta. Bir yanı karanlık ezelden, bir aynı aydınlık ebede. Karanlıkta kalanların üzerine doğsa dahi güneş, onların karanlık içlerinden aydınlanmaz onlar ihanetleri Kabil’e eş. 

Aydınlıkta kalanlar ise bir çiçek, çölde açar, dağda kokar, karanlıkta dahi parlar. Aydınlık içlerinden onları ışığı Habil’e kardeş. 

Kabil’in nesli yeryüzünde fitne fesat peşinde. Filistin önlerinde 40 yıl sürgünde idiler. İnkar, korkaklık ve şirkin diyetini ödediler. Giremedikleri Filistin’den dünyanın her bir yanına lanetle zillet içinde sürüldüler. Yersiz, yurtsuz ve devletsiz bırakıldılar. Onlar İblisi oldular ve kılavuz olarak şeytanı tuttular. Ancak ne Filistin’i unuttular, ne Kudüs’ün peşini bıraktılar. Kudüs hayali ile ona benzer şehirler kurdular ancak yine de hep Kudüs hayali kurdular.

Habil’in nesli inandı, göğsünde saklı olan imandı. Habil nefesini ebediyetten gücünü Hakikatten aldı ve yeryüzünde adalet için yayıldı. Milletlere karıştı, devletler kurdu, ve hep Hakk’ı duyurdu. Azamet içinde, cesaret meyvesi asalet ile kendisine yurt buldu, yeryüzünde hep mazlumun sancağı oldu. 

Bugün bir kez daha insana sirayet etmiş Kabil ve Habil fıtratı yayıldığı insanlık ile karşı karşıya. Ruhunu şeytana satmış şirk toplumuyla, nefsini esir etmiş İslam’ı istikamet bilmiş Hakk ordusu karşı karşıya gelmek üzere.

Beklenen yıldızlar doğdu, gök ve yer kapıları açıldı ve artık son başlangıçtaki yerini aldı. 

Türkiye sadece İslam’ın değil insanlığın ordusu oldu. Karşımızdaki ne bir millet, ne bir devlet. Karşımızdaki sadece ne emperyalizm, ne sosyalizm ne de Siyonizm. Karşımızda ki şirk ve küfre adanmış binlerce yıllık inkar toplumunun kendi düzenlerini kurmak için İlahi düzeni yıkmayı gaye edinecek kadar sapkınlığa uğramış azgınlığın ordusu. 

Türkiye!

Kıtaların Fatihi Milletimizin Anayurdu. Türkiye doğudan batıya, kuzeyden güneye, ezelden ebede büyük hesaplaşmanın ovası, yenidünyanın yörüngesi ve geleceğin merkezidir. 

Ne dünya bugünkü gibi yönetilecek, ne de yönetenler bugünün BATIL SARAYLARINDAKİ HAKİMLER olacak. 

Türkiye dünyanın fiziki olarak olmasa bile insanlık açısından geleceğin şekillendiği bu günlerde dünyanın yörüngesinden dahi daha önemli durumda. 

Karşımızdaki Ordu hiçbir devlet ve millete direk bağlı olmayan ancak tüm devlet ve milletler içinde binlerce yıllık yapılanmaları olan, ekonomi ve siyasi altyapıları kurmuş olan bir ordu.

Karşımızdaki güç, bizi yok etmek istiyor. Onların amacı Anadolu topraklarını işgal etmekle sınırlı değil. Onların ana gayesi Anadolu topraklarında yaşayan ve her zulme rağmen yeşeren İman ve İnanç toplumunun kendi düzenlerini yıkan gizli adanmışları. 

Selçuklu İmparatorluğunu Moğollara, Osmanlı Devletini Batılı Ordulara, Babür İmparatorluğunu ise Britanya Armadasına hedef yapan bu gerçek idi. 

Asıl savaş Anadolu’ya kimin hakim olacağı savaşı değil, Anadolu’ya hakim olanların neye inandığı ve kime hizmet ettiği.

Türkiye Cumhuriyeti’nde neden CHP var diyenlere, neden FETÖ var bilmeyenlere, neden PKK ve onun siyasi tohumları var görmeyenlere verilecek cevap budur. 

Birinci dünya savaşının sadece bir savaş değildi. Uzantısı bugün dahi süren bir sürecin halkası idi.

- Halkalardan en önemlisi Osmanlı Ordusunu yani Yeryüzündeki İslam Ordusunu yok etmekti.

- İkinci halka Anadolu topraklarında batıla teslim edilecek devlet ile İslam’dan arındırılmış Türk Milletini oluşturmak ve devleti batıl nesli SAKLI SEÇİLMİŞLERE teslim etmekti.

- Üçüncü halka Avrupa kıtasından tarihin anti seminist intikamını alırken aynı zamanda geleceğin TANRI KRAL DEMOKRASİ sistemine zemin hazırlamaktı.

- Dördüncü halka hesaplanan zaman dilimi içinde vaat edilmiş toprakları bir lütuf olarak değil gerektiğinde Allah cc ile savaşarak ilahi sistemden koparıp kendi Tanrı Krallığının merkezi yapmak idi. 

o Bu gaye ile ikinci dünya savaşında ARİ IRK adına GENETİK LABARATUVAR haline getirilen dünyada ölümsüzlük denemelerine gerekli kobayları topladılar.

o Ayrıca kutsanmış neslin torununu genetik olarak aradılar. 

o Ölümsüzlüğe ulaşmak için gerekli UZAY, GENETİK ve FİZİK başta olmak üzere Temel Bilimler merkezlerini hep hayalini kurdukları kutsal topraklara yakın Avrupa’ya kurdular.

o Arkeoloji çalışmaları maskesiyle emanetleri ve tapınakları aradılar.

o Atom Merkezi, CERN, HAARP, Genetik araştırmalar ve Dünya dışı hayat alanları ile dünya dışı şartlara uygun beden formları gibi çalışmalar hep bu gizli planların alt adımları olarak inşa edildi.

- Son aşamasına geldiğimiz bugünlerde ise kendisini yeryüzünün halifesi gören insanlık, yaratma gücünü elde edeceğini düşünme küstahlığı ile kendisini sadece yeryüzünün değil, ebedi hayatın sahibi ilan etmeye hazırlanıyor.

Kutsal emanetler ve gizli emareler peşinde izini sürdükleri Beklehem’i binlerce yıldır bekleyenler Alemlerin Yaratıcısına büyük isyana niyetliler. 

Türkiye Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Operasyonları ile sadece etrafındaki terör koridorunu değil dünyadaki BATIL KORİDORUNU yok etti. Afrin’de yerin altındaki sadece terör tünelleri değil, CERN’de denemesi yapılan KIYAMET SİLAHININ koridoru idi. 

Fransa’da sarı yelek misali kara ve karanlık maskeleri ile içimizde dolaşanlar kendilerine hizmet eden ruhunu şeytana satmış milletleri ve şeytanı dahi yok etme fikriyle kendi dünyalarına hazırlanıyorlar. 

Yapay zeka teknolojisi insanlık için değil ancak robot teknolojisi ile birlikte fazla olduğuna inandıkları ve yok etmeyi planladıkları insanların yerine YAPAY ZEKA KULLARI olarak tasarlayan küfür toplumu tüm bu hayal ve hedeflerine ulaşmak için şimdi o en büyük savaşa hazırlanıyor. 

Türkiye’nin Suriye’de ne işi var? Türkiye neden Kuzey Irak’ta? Türkiye neden orada neden burada diyenler;

- Tarih bilmiyordur

- Kötü niyetlidir

- Geleceği görmüyordur, görseler dahi inkar ediyordur.

Venezuella’dan Japonya’ya, uzanan hat Türkiye’nin varlık hattıdır. Çünkü savaş sadece Anadolu topraklarında değil tüm dünyadadır.

Amaçlarına ulaşmak konusunda insanlık ile aralarındaki tek engel olan Türkiye’ye ve Türk milletine Akdeniz, Karadeniz, Ege ve uzaydan menzilsiz roketlerle saldırmayı planlayanların bir tek korkusu var!

İçimizde olduğunu bildikleri Saklı seçilmişler ve Kutup…

YORUM EKLE