Dün 18 Mart’tı…

Çanakkale Zaferi’mizin 102. yıl dönümü idi…

Dün Cumhurbaşkanı, 18 Mart Stadyumunda, İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başlayan, tarihi değiştiren zaferin anma töreninde konuşma yaptı,  ardından 18 Mart Çanakkale Köprüsü’nün temelleri atılırken, ‘Bizim amacımız, tarihin akışını değiştiren ecdadımıza layık olabilmektir.’ dedi.

Başbakan ise tamamlandığında dünyanın en geniş köprüsü olacak olan 1915 Çanakkale Köprüsü'nün temel atma törenine katıldı. ‘Vatanın dört bir yanından buraya gelen şehitlerimiz 15'inde, 18'inde canları pahasına Çanakkale'nin geçilmez olduğunu kanıtladılar.’ diyerek köprünün temeline 'tarih' tüpünü bıraktı. 

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitlerini Anma Günü dolayısıyla mesaj yayımlayarak, ‘Bir savaşın kaderinin zafere dönüştüğü bu cephelerden en önemlisi düşman kuvvetlerce İstanbul'un ele geçirilmesinin hedeflendiği ancak Gazi Mustafa Kemal komutasında düşmanın bozguna uğratıldığı Çanakkale Cephesi'dir’ dedi.

Çankaya Belediyesi tarafından "18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Zaferi’nin 102’nci yıldönümü" dolayısıyla bir program düzenlendi. Çankaya Belediye Başkanı ise, şehitleri rahmet ve minnetle andığını belirterek, “Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının, Mehmetçiklerimizin bize miras bıraktığı Çanakkale Zaferi’nin yıldönümünü saygıyla kutluyorum. Ne Çanakkale geçilir ne de Mustafa Kemaller tükenir” şeklinde konuştu.

Peki ya Haluk Levent? Muhteşem İzmir Marşı performansı ve klibiyle bu anlamlı günde buruk olan duygusal olan bizleri, coşturmadı mı?

Hepimiz Mustafa Kemal Atatürk’ü ve komutasındaki şehitlerimizi, bize emanet anzakları, kıyafet diken, yara saran kadınlarımızı andık. Bu vatanın üzerindeki emekleri andık. Kimi sosyal medyadan paylaştığı bir iki sözle, kimi resimle…

Herkesin bir hayatı, sınırlı da olsa özgürlüğümüz -yani tabi ki özgürlüğün toplumsal sınırından bahsediyorum hani başkalarının özgürlüğünün başladığı yerde bizimki bitiyor ya işte o- var…

Kimi köpek sever, kimi kahve içmeden kendine gelemez, kimi ise çalışmaktan haz etmez, kimi hırsılıdır, kiminin ise zararlı alışkanlıkları vardır. Belki bazı alışkanlıklarımızdan, yaşamın dayattığı bazı standartlardan memnun değiliz ama, eminim hepimiz özgür bir Türk olarak yaşamaktan mutluyuz…

Bunları neden söylediğime gelince, klişe olacak ama uzatmadan, şu an bu satırları okuyorsan onların sayesinde. İnsanın aklını zorlar nitelikte, ‘Kurşunların havada çarpıştığı tek yerdir, Çanakkale… ‘

Kimi çocuğunu bir daha koklayamayacağını bile bile gitti, kimi ise yaşı daha 13-14 annesini bir daha göremeyeceğini bilerek paramparça kasketi ile savaştı, belki de arkadaşlarıyla bir daha ‘takılamayacağını’ bilerek, kimi sevdiği halde gidip konuşamadan gitti oraya, kimi sabahları senin kendine gelmek için içtiğin çaya hasret gitti ama ekmek bulamadığı için bulguru samana karıştırıp yedi…  

Gitti ama şikayetsiz, buruk ama kendinden emin, vatanı pahasına her şeyi göze alarak!

‘Ben size taarruzu değil ölmeyi emrediyorum’ diyen komutanlarını ikiletmeden ölüme gitti hepsi…

O komutan ki, ‘Savaşta Türkiye'yi kurtaran, savaştan sonra da Türk Ulusu'nu yeniden dirilten, büyük düşüncelerin adamı. Bir devlet mimarı.’ (Neue Freie Presse, Viyana)

‘O, olmasaydı modern Türkiye olmazdı. O'nun sayesinde Türkler, O'nun olağanüstü eserini izleyebilecekler ve zaten dünyaca pek yüksek olan onurlarını daha fazla yükseltebileceklerdir.’(Nya Dagligt, İsveç)

‘Mustafa Kemal Atatürk, kuşkusuz 20. yüzyılda dünya savaşından önce yetişen en büyük devlet adamlarından biri, hiçbir millete nasip olmayan cesur ve büyük bir inkılapçı olmuştur.’ (Ben Gurion, İsrail Başbakanı )

Elbette Mustafa Kemal Atatürk’ten bahsediyorum. Aslında ben de değil dünya basını bahsediyor. Adını Kurtuluş Savaşına kazımış ve Çanakkale muharebesinin kazanılmasında en önemli rolü oynayan tarihi bir komutan ve devlet adamı…

 ‘Çağımızda hiçbir isim Atatürk'ün adı kadar büyük saygı yaratmamıştır.’ (Observer, İngiltere)

‘Asırları aşan adam !..’ (Fransa, Paris Basını)

Tüm şehitlerimizin ruhu şad olsun!

 

AAAH! Unutmadan, Genelkurmay Başkanlığı, Çanakkale Zaferi'nin 102'nci yıl dönümü için hazırladığı afişlerde Mustafa Kemal Atatürk'e yer vermedi. Yayınlanan 3 afişte;  'Dün bugün ve daima vatan için görevde', 'Vatanımın her karış toprağında sen varsın' ve 'Sırtında milletin onuru; zaman, mekan ve sözlerin tükendiği yerde' denildi. Gerçekten de sözlerin tükendiği yerdi, ama Atatürk’e yer verilmedi…

Resim bir hayali yansıtır, onların hayalinde 'Atatürk' yok anlaşılan...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat: Suç teşkil edecek, içerik ve yorumlardan doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.