Dışarıdan pek çaktırmasam da, ortalama bir insana göre oldukça duygusal biri olduğumu söyleyebilirim. Bu yüzden film veya oyun izlerken seyirciyi ağlatmak üzere tasarlanan sahneleri tahmin edersiniz ki, hiç atlamam. Fakat son izlediğim tiyatroda bu kadarını ben de kendimden beklemiyordum. Oyunun başından sonuna, özellikle ikinci perdede iç çeke çeke, bazen yanımdakiler rahatsız olmasın diye hıçkırıklarımı tutarak ağladım. Neyse ki yalnız değildim. Çıkışta fark ettim ki, benim gibi ağlayan pek çok kişi vardı. İşte bu kadar etkileyici, sizi tamamen içine çeken, tüm duyguları seyirciye olduğu gibi yansıtmayı başaran bir kadronun ortaya çıkardığı bir oyundu Geç Kalanlar…

Bir karı-kocanın ayrılık hikayesi üzerinden ikili ilişkileri, bu ilişkilerde aslında bize en yakın olanı nasıl da göremediğimizi, bir ilişkinin nasıl tüketilebileceğini, birbirini yıpratmanın ne menem bir şey olduğunu, annemiz ve babamızın ilişkisinin eş seçimlerimizi aslında ne kadar da çok etkilediğini, birbirimizi bu kadar çok severken sevdiğimizi söylemek yerine egomuzdan birbirimize zarar verdiğimizi, hunharca kırdığımızı, birbirimizi dinleyerek anlamaya çalışmak yerine kendimizi duyurmak için sesimizi nasıl da yükselttiğimizi, değerini anlamak için illa da kaybedip o acıyı çekmemiz gerektiğini, kaybedince ancak kafamızı taşlara vurduğumuzu, kıskançlıklarımızı, çocukluklarımızı ve diğer hepsini tüm çıplaklığıyla bize gösteren bir oyun Geç Kalanlar. 

Birbirine geç kalmış, değerini ancak birbirini kaybedince anlamış iki insanın trajik hikayesi. Her ne kadar oyun evlilik teması üzerinden ilerlese de, insan ilişkilerinde her zaman karşı karşıya kaldığımız sorunları sorgulatıp irdeletiyor bize. İkili ilişkilerde empatinin önemiyle, iletişimsizliğin ilişkilere zarar vermesiyle, sınırların ihlalinin kişiyi nefessiz bırakışıyla yüzleşiyorsunuz oyun boyunca.

“Sevdiğini kaybedince, insanın yüreğinde kırk mum yanarmış. Sonra her geçen günde mumlardan biri sönermiş. En sonunda geriye bir mum kalırmış. O tek mum, yaşam boyu sönmezmiş, insan ölünceye dek içinde yanarmış.” Böyle diyor oyunda anne sevdiğinden ayrı düşmüş kızına, onu teselli edebilmek için. Hepimizin hayatında kaybettiğimiz sevdiklerimiz, bazen yaşadığı halde içimizde öldürmek zorunda kaldığımız insanlar oluyor. Ya biz onlara geç kaldığımızdan ya onlar bize geç kaldıklarındandır bilinmez, içimizdeki hala yanan tek mumlardan olsa gerek, bu tür oyunlarda bu kadar içlenişlerimiz, ağlayışlarımız…
Her ne kadar ne çok ağladığımızdan bahsetsem de, insanı kahkahaya boğan sahneleriyle bir yandan gülüyorsunuz bir yandan ağlıyorsunuz. Bütün insani duyguları size yaşatan bir oyun, Geç Kalanlar. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nın bir oyunu. Pervin Ünalp yazmış, Nihat Alpteki yönetmiş. Ben oyunu Fatih Reşat Nuri Sahnesi’nde izledim. Şehir Tiyatroları’nın bu sahnesine ilk gidişim. Küçük ama ferah bir sahne. Süleymaniye’ye oldukça yakın. Süleymaniye’nin tarihi havasını içinize çeke çeke tiyatroya varabiliyorsunuz. Oyun öncesi açlığınızı gidermek için meşhur kuru fasülyecilerden birinde kuru fasülye ve pilav yiyebilirsiniz, çıkışta da bu kadar duygusallığın üzerine Vefa Bozacısı’nda bir bardak boza içerek kendinize gelebilirsiniz. Bu yüzden vaktiniz varsa bu sahnede bir oyun izlemenizi tavsiye ederim. Oyun boyunca Elçin Atamgüç’ün oyunculuğu ise bir harika, ayakta alkışlatacak cinsten. Oynarken karakterle o kadar özdeşleşiyor ki, gerçek mi kurgu mu ayırt etmekte zorlanıyorsunuz. Ki oyunun sonunda kendisinin de gözlerinin yaşardığını düşünürsek Elçin Atamgüç oynamıyor, adeta yaşıyor.

Söyleyeceklerimizi söylemekte, dinlemekte, sevgimizi anlatmada, hatalarımızı onarmada geç kalmamak, keşke dememek için… Yaşamı en güzel haliyle olduğu gibi paylaşabilmek, olduğu gibi kabul edebilmek, özür dileyebilmek, ağlayabilmek, gülümseyebilmek, sarılabilmek için… Ama bunların hepsini zamanında yapabilmek için. Sevdiklerimize, sevmeye ve yaşama geç kalmamak için bu oyuna gidin. Çıkışta da sevdiklerinize sıkı sıkı sarılın. İyi seyirler.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat: Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.