Güzel sanatlarda öğrenciyim. Yeni hidayete eripte kelime-i şehadet getirdiğim günler. İtalyan kilisesinde Müslüman olmaya karar verdiğim; yavaş yavaş hayatıma "müslümanlar" üst başlığında giren, değişik grup ve cemaatlere mensup kişilerle tanıştığım günler. Refah Partisinin kurulduğu o günlerde tanışıklıklarım gereği islamın siyasi yelpazesine sıcak baktığım, argüman toparladığım netameli günler. Meğer seküler refleks hiç sevmezmiş bu Müslümanları da bihabermişim olan bitenlerden. Timurtaş hoca, Fethullah hoca gibi kasetçi hocaların vaazları Ferdi ve Orhan babaların kasetlerinin arasında işporta arabalarında bir hit yarışında...Milli Gazete hem çalıştığım hem de dilini öğrenmeye çalıştığım müslümanları etüd etmeye çalıştığım yerdi. Sigortasız çalışıyordum, ama  duymaya başladığım vatan-millet-sakarya edebiyatının ilk nağmeleri bu durumu fazla da önemsetmiyordu bana. Hoş sonradan çalıştığım bütün islami kuruluşlarda emek hususunda ne islam hukuku ne de beşeri hukukun ilkeleri geçerliydi. Sloganlar rafineydi lakin. Genel geçer kurallar gidişata göre kolaylıkla revize edilebiliyordu. Bütün islami kurallar bütün islami gruplar arasında oldukça tezat teşkil edebilecek şekilde biçimlenebiliyordu. Ateist sürecimde kavram kargaşam halet-i ruhiyemde derin tahribat yaparken bir kurtuluş kapısı olarak gördüğüm dinimin inananları arasında çelişkiler ve tutarsızlıklar çok daha fazla acımı acıtıyordu. Allah'tan yalnızca Kur'anı okuyarak islamı kendime yol olarak seçmiştim. Elbette ki Rabbimin hidayetiyle. 

Ne çok isim girdi hayatıma...Ne çok olaylara müşahede ettim. 
"Kişinin namazı ve orucu sizi aldatmasın. Onu büyük-küçük menfeatler karşısında dene" diyen sevgilim, peygamberim beni sakinleştiriyordu.
Neyse, buradaki ayrıntılar alabildiğince uzun ve karmaşık. Zaman zaman bu konuyu yine deşmeye çalışacağım. Asıl gelmek istediğim konuya temas edeyim.
İşte o süreçte "Nurculuk" üst başlığında değişik gruplarla tanıştım. Zafer grubu, Adnan Hoca, Kutlular...Bir de Fethullahçılar. Ağlak bir ihtiyarın belagat dolu hitabetine dayalı fanatikler. Bu grup bizimle (Biz radikal islamcıydık. Siyasi İslamlada flört halindeydik) camide bile bizimle aynı safta olmazdı. Sanırım bizi kafir olarak görmekteydiler. Hazindir ki, ben kafirliği bırakıp müslüman olmuştum ama bu grup ısrarla benim kafir kalmamda ısrarcıydı yani.
Çok ta ehli takva durmaktaydılar. Kola içmezlerdi. Peynir mayasından dolayı yemezlerdi. Zeytin bile. Şüpheli herşeyden çekinirlerdi. Mustafa Kemal deccaldi. Dedim ya güzel sanatlarda öğrenciydim. Resim çizenlerin/yapanların kafir olduğunu söylemekteydiler. Hatta çıkardıkları Sızıntı dergisinde kullandıkları fotoğraflarda suretlerin kellelerinde boyunlarından çizik atarlardı. Ki ahirette bunlara ruh üfleyipte onları yarattık dememek için. 

Bu arada Kasımpaşa'da geçtiği için bir müddet öğrencilik yıllarım Reis dediğimiz Tayyip Erdoğan'ı benimserdik. Refah Partisinin ihtiyarları gıcık ederdi bizi. Pasif bulurduk onları. 

Derken...

Erdemliler Hareketiyle Erbakan Hocanın talebelerinin bir kısmı yol ayrımına geldiler. Bosna savaşı bizleri bir kırılmaya yöneltmişti. Mercimek olayı işin mihengindeydi. 28 şubat filan...Avrupadaki işçilerimizin birikimlerini de İslami Holding furyasıyla çarçur ettiğimiz kırıla dönemi...

İzmir'de ki Yamanlar koleji eğitimin önemini vurgulamıştı müslüman camiada. Fethullahın kolejler macerası da böylelikle başlamıştı. Dağılan SSCB coğrafyası "Türk Okulları" fikriyatıyla içerde bir heyecan dalgası uyandırmıştı. Yavaş yavaş CIA ofislerine dönen Türk Okulları...Bir de Türkçe Olimpiyatları adında sos!
Müslüman abiler parayla tanışmaya başlamıştı, nihayet. Makamla bir de...Değişik dokudaki islami gruplar ince ipler olarak birbirlerine keneplenip kocaman bir urgana dönüşmeye başlamıştı. Şişiyorduk adeta ama biz büyüdüğümüzü zannediyorduk. ZAMAN lehimize çalışıyordu. Hürriyet arayışımız, Milliyetimizi belirginleştiriyor, Cumhuriyet ortak dilimiz oluyordu.

Yani zokayı yutmuştuk aslında. Çünkü devir islamizasyon devriydi. Ama lighgtinden. Ilımlısından.
Cemaat artık "THE" takısı almıştı. 
İşin tuzu biberi o kadar yavşamıştı ki herşey akaidde revizyon dönemi başlıyordu. Kelime-i Şehadet bölünüyor, Muhammedür Resulullah bir kenara alınıyordu. Olsun, ne gam; beraber yürüyorduk biz bu yollarda...Beraber yürütüyorduk...Bilemiyorduk İslamı bölenin vatanı bölmekte tereddüt etmeyeceğini. 15 Temmuz işte bize bunu düşündürttü. Hocaefendi nihayetinde Teröristbaşılarından biriydi. 

Genişletilmiş Ortadoğu Projesi oldukça alangirli bir albeni sunuyordu erkanımıza. 

Derken...
Arap baharı! Ya da Facebook devrimi. Ki biz bu Facebookla evliliklerimizi bile bitirir hale geldik. Müslüman doku çürüyordu. Evlatlarını kendi değerleriyle yetiştirmeyip, moderniteyi yeni bir din olarak benimsemiştik hasılı. İthal ikame islam heryerdeydi; ama yüreklerde değil...Ama hayatımız da hiç değil!

Saddamın hazin sonu...
Kaddafinin...Baltacının kızı Esmanın Şehadeti gözümüzü açmaya başlamıştı. Asıl sorgulamayı zaten 11 Eylülle yapmaya başlamıştık aslında. Öyle ya, Afganistanın işgaliyle mücahit kardeşlerimiz dünya eroin imalatının %94 ünü gerçekleştirmeye başlamıştı. 
İslami terör furyası artık dünyanın da gündemiydi. Boko haramdan Deaş'a...
40 yıldır ülkemizin nadide terör örgütü PKAKA artık yalnız değildi.
Bir de suflilik...Yanmaz kefenler, kendi babasını görmezden gelip ademe baba bulanlar...New age İslamizasyon...Süslümanlar devri yani!

***
Herşeye rağmen Recep Tayyip Erdoğan...İçimizdeki arayışın adresi olmuştu. Lakin unuttuğumuz birşey vardı...RTE süperman değildi. Heryere onun yetişmesi mümkün değildi. Allah ona ömür versin ki en azından istikrar sürsün. Ki aklımızı başımıza biran önce devşirelim.

***
Şimdi müteala dönemi...Tefekkür...Tasavvur...İdrak illa ki!
***
Olayları çözümsüyebilmek adına; şimdi Kuran Okuma zamanı!

günahlar kriminal, hidayetin kaymak tabakası, digital ilmihal, tekbir ki marka;
...

Alamet-i farika, das kapital, hemi de okunmuşundan,
...
Kutsi yıldızlarımız, huzur sokağında,
kaldırımlarda, bir şanzelize havası,
ciğerlerimizde, nargile tıpası!
...
Modern cehlin tekamülü, şimdinin dindarı, vatikan mamülü;
...
Buyrun darb-ı mesele, garb-ı nesile;
...
Ezan bir ses; azizallah de yarıda kes!Bir din;
ilahı kuransız,
peygamberi,
sevdasız...
turizmi var,
umreli neli,
yeni nesil islam,
hay! yani selam!
...
Ey! iman edenler; "bir kez daha iman ediniz," derken,
kastı bizeydi, sanırım rabbimizin!
...
"Yalnızca iman ettik demekle,
kurtulacağınızı mı, zannediyorsunuz" derken rabbim!
...
kınama değil, bu mısralar,
çuvaldızlısından!
...
Habersiziz Rabbimizden!
...
Yalan söyleyen, ya da gerçeği gizleyen,
din uluları, ruhbanlar, din baronları...
ve aklını, onlara teslim etmiş,
yüreğini ve imanını,
modern zaman müslümanları!
...
bir kez,
ama bir kez,
okuyun artık şu Kur'an-ı!

***

Şimdilerde, asrın en büyük musibeti
LBGT ye kuluçkaya yatadursun,
ateist, kominist eli kanlı terör örgütü hdp,
ve gözyumsun,
çanak tutsun buna haşhaşiler güruhu,
biz ki genç idik bir zamanlar,
ilim yayma yurdunda,
başka sabahlara uyanırdık,
seksen sonrası üniversite öğrencisi olarak...
...
rüyalarımızda,
tesettürlü bacılarımız,
okul koridorlarında koşuştururlardı
gümüş yüzüklü hocalarımız vardı.
gençler vardı alınları secdelere değen,
ayasofyada tekbir sesleri...
ya işte öyle;
ya ve sin arasında gider gelirdik...
çokta sinkaf eylerdik!
...
aslında çok şeyde istemezdik,
belki ne istenileceğini de bilmezdik.
...
cuma namazı kılan bir başbakan,
takunyalı müsteşarlar,
yeterde artardı...
...
Erbakan; hep çıtayı yükseltirdi ,
gümüş motor derdi,
oysa biz gümüş yüzüğe tavdık!
...
Reis vardı bir de,
üçüncü viyana kuşatmasından dem vuran,
ilim yayma gecelerinde biz ki,
demli çaylar eşliğinde devletler kuran!
...
Bir beyan insan; yayınevlerimizdi,
İslam mecmuası iskenderin paşası,
İsmailağada ağzımızda misvak,
şalvar yavuzselimde islamcının üniforması...
...
Gelgitlerimiz vardı; Türkiye darül harp mı, islam mı?
...
yedi güzel adamdan cahit pek zarif,
bir kısmı pek kurumluydu,
yetişirdi özel adam ismet,
erbain derdi amentü derdik
biz ali şeriatiyle
dört zindanı tırnaklarımızla kazırdık...
işaretlerimiz vardı yollarda,
kutup ayılarını görmezden gelirdik.
...
Biz islamcı gençlerdik...
badem bıyıklı nurcuları pek sevmezdik,
nedense onlarda bizi!
...
Kurumuşsa içimiz sakaryayı salardık,
üsdat yıpranmış sesiyle
masum çocuğuydu anadolunun!
sende durma hasan nail,
içimizi kanat!
üçüncü sınıf düğün salonlarında,
imdadımıza yetişirdi hz. ömerin adaleti!
biz hayatı başka türlü sahnelerdik!
...
öğrenci yurt odalarında yurttan sesler korosu,
anadolunun herbir köşesinden gelen,
garip çocuklar ordusu!
...
Ah ali bulaç,
mekke resuller yolu,
neden kafalarımız bulamaç!
...
Adnanımın henüz bir kedisi bile yok!
...
metin, sadrettin ve edip,
ey nesil, durma yüksel!
...
Gazete milli,
devir yeni devir!
zamansa kapıda!
akitleşmemiştik te,
dilimiz pak idi,
hem ki lümpenin fehmisi,
koru Allahım, aklımı koru!
...
Gurbette bir kımıldanma,
alman markı milli görüşün hizmetinde,
anadolumda bir yığın holding!
we are going!
...
kasetler beyazıt meydanında,
timurtaş uçar,
uçur hocam uçur!
hele şu ağlak adam,
sızıntısında bütün adamların kellesi uçuşur!
...
islamizasyon!
...
ilim yayma yurdu bize söğüt,
sabahlara kadar öğüt!
humeyni bir buğday tanesi,
ey şehid ey şehid!
kaçardı uykularımız,
biz de kuşların kanadına,
sabahlara kadar hak yol islam yazardık!
...
hasan el benna firavunun sarayında,
henüz ne taliban ne ışid var kulaklarda,
yaşasın said havva,
en çok ta mevdudi...
cami çıkışlarında
ışıkçılar bedavadan dağıtırlardı,
herkese lazım olan eman'ı.
...
tanrı dağı kadar Türk,
hira dağı kadar Müslüman olan türkçüler
hep oyunbozandı!
...
sülümancılar ve diyanet erbabı,
bize göre çok kıldı!
...
hele namaz kılmaz ise,
bir de manita yapmışsa kendine,
bir de termonilijisi entelse,
onlar radikal müslümandı!
...
sonra,
aradan çokca zaman gecince,
yani yurtlarda kalan gençler,
büyüyünce,
büyülenince dünyanın nimetlerine...
para ve kadın eli değince,
makamların sıcağıyla,
bir haller oluverdi,
müslümanın her türlüsüne...
...
tekfirler, ifratlar...
tefritler bir de...
...
vefamıza boza pişiren,
ilim yayma günlerinden
pilav günlü hatıralara!..
...
kadayıfın altı kızardı mı bilmem,
biz kadayıf olduk onu bilirim...
ak saçlarımızla akpartili günlere,
islamcılığın tarihinden söz ettim!
...
rüyalarımızın ötesine geçtik,
kabuslara uyandık
...
sahi;
ayasofya açılacak mı?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat: Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Metin Mert 2017-02-18 14:32:28

Fehmi bey, bu ne güzel yazıdır, ne güzel anlatımdır... İlk kez sizi okudum, bundan böyle en sıkı takipçiniz olacağım... Gerçekten tebrik ederim...

Avatar
Hülya 2017-02-18 14:33:47

Süslüman :)) koptum ya...