BOMMMBA GİBİYİMMMM!

Bugün benim doğum günüm. 10 Ağustos 1981…

Bir pazartesi sabahı Suudi Arabistan Medine Kral Hastanesinde sabah saat 8’e doğru gözlerimi dünyaya açmışım.

 Dinimizin kutsal toprakları olması nedeni ile sevgili annem ve babam ‘’burada çocuk yapalım’’ deyip planlamışlar beni. Kutsal topraklara itafen planlanmak değişik bir duygu, Annem Hatice Sultan bu yaşımda olmama rağmen bana sinirlendiğinde ‘’ Buse seni kutsal topraklarda planlı doğurdum ama keşke doğurmasaydım ‘’ der tatlı tatlı :)

Her neyse;

Bayadır kendi içimdeki aşmam gereken bazı problemlerden dolayı çok ta keyifli değildim. Motivasyonum düşüktü, fakat kafam dağılsın diye normal iş hayatıma göre daha çok çalışıyordum, buna rağmen normal halimdeki yakaladığım verimi, kolaylıkla işime sağladığım değeri yansıtamıyordum… O kadar çalışmaya kendimin geri bildirimlerini kontrol ettiğimde hiç te yeterli değildi benim için. Çünkü bakış açım ne kadar çok çalıştığın değil; günün, haftanın, ayın, yılın sonunda ne değer kattığın, ne denli etkileşim yarattığın daha önemliydi.

Uzun zamandır yaşadığım bu karmaşık düşünceler, karamsarlıklar bugün sabaha kadardı….

Ben güne çok erken başlarım, günü kaçırmak hiç bana göre değil. Sabah 5.55 uyanma saatimdir. Hafta sonları ise özel bir durumdan dolayı çok geç yatmadıysam 7.30-8.00 gibi gözler açılır.

Her neyse; sabah kalktım ve iş yerime gelmek için standart hazırlanmaya başladım. Makyajımın son rütuşlarını yaparken aynaya iyice baktım ve ‘’bugün benim doğum günüm’’ dedim kendi kendime, ama kafamdaki karmaşıklık hala devam ediyor, tabi bu da benim ruh halime yansıyor. Bir gün önce okuduğum kitapta bir hikaye vardı.

Hikayenin kısa özeti; Her gün yeni başlangıç ve her durum bir seçenek, ya sen bugünde iyi olmayı seçersin ya da karamsarlıklarla zaten akan zamanını ruh çöplüğüne dönüştürerek yaşarsın. Evet bu geldi aklıma ve aynaya bakıp iyi olmayı seçiyorum ‘’bomba gibiyimmm’’ dedim kendime, yüzüme yüzüme !

 Bunu söyledikten sonra içime inanılmaz bir neşe geldi. Keyifle arabama bindim; bulutlar, güneş, ağaçlar, yolda yürüyen insanlar nasıl da anlamlıydılar. . Bayadır öylesineydi sanki her şey. Ama dün okuduğum kitaptaki o kısa hikaye seçimin benim tek elimde olduğunu, yaşamın keyfini çıkarmanın nasılda İÇLER AÇASI olduğunu ve aslında hiçbir şeyin öylesine olmadığını hatırlattı.

O sıradan gelen her şey bir mucize… Ve bence; Tanrı’nın doğum günü hediyesiydi bu muhteşem his. ‘’Bak’’ dedi bana ‘’ doğdun ve ben sana her gün hediyeni bunlarla veriyorum, heeyyyy farkına var, bomba gibi olmak, her ne olursa olsun yaşamayı seçmek ve sevmek senin elinde ,

YORUM EKLE