Ülkemizde 16 Nisan'da yapılacak referandum öncesi taşlar bir bir yerine oturmaya başlamışken , herkes safını netleştirmeye başlamışken Haçlı zihniyetinin ülkemizin içişlerine karışmasını bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak hazmetmiyorum. Hiç bir vatandaşımızın hazmetmemesi lazımdır. Üstelik içişlerimize karışan bu Avrupa ülkelerinin çoğu da başkanlık sistemi ile yönetiliyor. Kendi ülkelerinde yıllarca sorunsuz bir şekilde yürütülen başkanlık sisteminin ülkemizde uygulanmasını neden hazmedemiyorlar ?

Çanakkale'de Sarıkamış'ta ,Galiçya'da ,Kurtuluş savaşında  atalarımıza diz çöken bu Haçlı zihniyeti bizim ayağımızdaki prangalardan kurtulmamızı istemiyorlar.Ülke olarak refah ve huzur ortamına kavuşmamızı istemiyorlar. Ekonomik olarak kalkınmamızı istemiyorlar. Terör örgütlerinden kurtulmamızı istemiyorlar. Kendi savunma sanayimizi geliştirmemizi istemiyorlar. Ekonomik sosyal ve kültürel anlamda tam bağımsız olmamızı istemiyorlar. Türkiye'de milli yerli ve tam bağımsızlığı savunan bir hükümet bir başkan istemiyorlar . Kendi tankını , kendi helikopterini, kendi savaş uçağını , kendi uydusunu üreten bir ülke istemiyorlar. Kendilerinin emirlerine uymayan yöneticiler istemiyorlar.

Bunu istemeyen bu Haçlı zihniyeti yüz yıldır ülke olarak bizi çok ağır faizlerle borçlandırıp ekonomik olarak kendisine bağımlı olarak yaşamamıza sebep oldular.Ekonomik bağımsızlığımıza ipotek koyup bizi uzaktan Kumanda ile yönettiler. Ne zaman ekonomik olarak bir adım atmaya kalkıştıysak bizi terör örgütleriyle terbiye etmeye çalıştılar. 1980'li yılların başında bizleri sağ sol olarak çatıştırıp her gün yüzlerce gencimizin ölmesine sebep oldular. Halkımız tam da bunun bir oyun olduğunu anlamasıyla bu kere kendilerinin kurdurduğu ve finanse ettikleri PKK Terör Örgütü ile bizleri terbiye etmeye çalıştılar. 35 yıldır milli gelirimizin büyük bölümünü terör örgütleriyle mücadeleye ayıran bir ülke konumuna geldik. Ne zaman PKK Terör Örgütünü bitirme noktasına getirdiysek , tam da köprü pozisyonuna getirip güreşi bitirecekken  barış dediler , ateşkes dediler tuş yapmamıza izin vermeyip güreşi tekrar ayakta başlattılar. PKK Terör örgütünü bitirmemize bir türlü izin vermediler .

Bu Haçlı zihniyetinin bu oyunlarına dur diyecek bir siyasi irade de 2002 yılına kadar maalesef çıkmamıştır. Dur demeye kalkışanlar da ya canlarından yada koltuklarından olmuşlardır.Bu siyasi iradenin çıkmaması için , ülkede siyasi istikrarın olmaması için hep koalisyon hükümetleri ile yönetilmemizi sağladılar.

Bütün bunlar yetmiyormuş gibi yıllarca bütün kurum ve kuruluşlarımızın içine , en kritik görevlere , Türk silahlı kuvvetlerinin en önemli kademelerine aklını, beynini ve ruhunu kiraya vermiş , milli şuurdan ve vatan sevgisinden yoksun FETÖ mensuplarını yerleştirmek suretiyle devletimizin bütün kılcal damarlarına kadar girdiler . Devletin bütün gizli kalması gereken sırlarını terör örgütlerine , masonlara ve dış istihbaratlara servis ettiler.

15 yıldır ülkeyi yöneten ve bir çok anlamda ülkemize dünyanın en önemli yatırımlarını yapan , ülkemizi IMF'nin borcundan kurtaran , siyasi istikrar sağlayan Ak parti hükümetini ve onun lideri olan Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ı ortadan kaldırmak için FETÖnü koz olarak kullanan bu Haçlı zihniyeti gezi olayları , 6-7 ekim olayları , 17-25 Aralık darbe girişimi olmak üzere çeşitli senaryolar hazırlamasına rağmen başarılarılı olamayınca 15 Temmuz gecesi tarihimizin en ağır darbe girişiminde bulunarak ülkemize diz çöktürmeye çalıştılar.

Sayın Cumhurbaşkanımızın , Sayın Başbakanımızın dik duruşu , halkımızın cesaret ve feraseti karşısında da diz çöktürmeye gelenler bir kez daha diz çökmek zorunda kaldılar.
Ama geçmişten beri bizlere karşı duydukları kin ve öfkelerinden asla vazgeçmediler. Ülkemiz üzerinde ekonomik oyunlar oynamak suretiyle bizi terbiye etmeye çalıştılar.
Ne yaptılarsa amaçlarına ulaşamayıp avuçlarını yaladılar.

Şimdi son raund da bu Haçlı zihniyeti bütün Terör örgütleri ile ortak hareket ederek halkımızın kendi kendini yönetmesine izin vermeyerek , kendilerine bağımlı olmayan yerli ve milli iradenin ülkeyi yönetmemesi için HAYIR cephesinde birleştiler. Yıllarca terörü himaye eden bu Haçlı zihniyetine mensup ülkeler küstahlığın en üst seviyesine çıkarak milletin oyları ile seçilmiş bakanlarımızın ülkelerinde toplantı yapmalarına izin vermemektedirler .

Bu küstah ve alçak girişimleri bunların iki yüzlü barbar sömürgeci olduklarını bir kez daha göstermiştir. Halkımız bunların bu alçak girişimini gördükten sonra 16 Nisan'da yapılacak referandumun asla bir Erdoğan meselesi olmadığını , asla bir Ak Parti meselesi olmadığını çok iyi bilmelidir.

Bu mesele hak ile batılın meselesidir. Bu mesele Haçlı ile Hilal'in meselesidir. Bu mesele yıllarca bizi topraklardan atmak isteyenlerin ile bu topraklar bizim topraklarımızdır , asla bir karışını kimseye veremeyiz diyenlerin meselesidir. İyi niyetle oyunu HAYIR'dan yana kullanan her vatandaşın oyuna saygımız sonsuzdur. Ama bir Türkiye düşmanlığı ile Terör örgütleri ile birlikte hareket edip , ülkemizi bölmeye parçalamaya çalışan herkes affedilemez tarihi bir ihanetin içerisindedir. Halkımız bu ihanetin bedelini 16 Nisan'da milli ve yerli düşünceden yana EVET oyunu vererek bunlara çok ağır ödetecektir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat: Suç teşkil edecek, içerik ve yorumlardan doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Turğut köse 2017-03-07 11:08:43

Ağzınıza sağlık sayın başkanım müthiş bir yazı olmuş rabbim kalemine güç versin

Avatar
Necmettin Tetik 2017-03-08 10:40:18

Osmanlı ile giriştiği her savaşta kan kaybeden Haçlı Dünyası yaptıkları bir dayanışma Sempozyumunda; savaşları neden kaybettiklerini şöyle açıkalmadan bulunurlar; "Osmanlı Şura Meclisi Padişahın emrinde toplanıyorlar bir saat içinde alacakları kararı alıyorlar ve hemen uygulamaya geçip başarıyorlar. Biz ise almak istediklerimiz kararlarlar en az mecliste bir tartışılıyor, bir türlü istediğimiz kararları çıkaramayoruz ve kaybediyoruz." karmaşık oligarşik düzeninde önüne geçmeyi lüzumlu gördüler. Bu nedenle ekserisi Başkanlık sistemine geçmeyi uygun gördüler. Biz ise tersini yaptık. Bizim yine eskisi gibi daha güçlü olmamızı istemedikleri için Başkanlık sistemine geçmemizi istemiyorlar. Düşünün 37 yıldır meclis darbe yasasını değiştirmemiştir. istiyorlarki vekiller birbirine dalaşıp boğuşsunlar bir adım yol almasınlar istedikleri de bu ve başarıyorlar. İnşaAllah bu defa başaramıyacaklar...