HÜSNÜ MAHALLİ
Dürüst olmak
17:11 30-05-2010
Türkiye ve Brezilya'nın yoğun çabasıyla İran Batı'nın istemlerini kabul ederek uranyum takasına 'evet' dedi. Bu takası isteyen ülkeler ise detaylarını bile öğrenmeden anlaşmaya karşı çıktı. Başbakan Erdoğan ve Brezilya Başkanı Lula da Silva haklı olarak sert tepki koyarak Batılı ülkelerini dürüst olmamakla suçladı. Çünkü her iki lider, anlaşmanın imzalanmasından en az bir ay önce ABD Başkanı Obama ile yazılı ya da sözlü olarak bilgi alışverişinde bulunmuş ve deyim yerindeyse anlaşmayla ilgili olarak onayını almıştı. Aynı diyalog, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı ile de gerçekleştirilmişti.
Peki Batı neden bu denli samimiyetsiz ve ikiyüzlü.
Çünkü İsrail böyle istiyor.
Geçen hafta tüm dünya 17 Mayıs tarihli Tahran anlaşmasıyla ilgilenirken İngiliz Guardian gazetesi bir belge yayınladı.
Belgeye göre dönemin Savunma Bakanı Peres, 1975'te Güney Afrika'daki ırkçı beyaz yönetimine mektup yazarak 'Gelin size nükleer silah satayım' demiş. Yani gazeteye ve dolaysıyla haberle ilgilenen dünya medyasına göre İsrail'in nükleer silah sahibi olduğu kanıtlanmış oluyor.
Önce bir kez daha Batı'nın tavrına bakalım.
Nükleer programı ile ilgili olarak İran'a sürekli baskı yapan ve tehditler savuran Batılı ülke yönetimleri bu haberi görmemezlikten geldi ve Başbakan Erdoğan'ın sürekli dile getirdiği İsrail nükleer silahlarına ses çıkarmayacağını hatta onayladığını bir kez daha kanıtladı.
İkiyüzlü Batılılar için bu yeni bir şey değil.
Gelelim gazetenin haberine ve haberin içeriğine.
Elbette haber önemli ama içeriğinde çok fazla yenilik taşımıyor.
Çünkü İsrail'in sahip olduğu nükleer silahlarla ilgili şimdiye kadar çok haber ve belge yayınlanmıştı.
Örneğin Guardian haberinin yayınlandığı gün İsrailli teknisyen Mordehay Vanunu hapse atılıyordu. Vanunu yıllarca İsrail nükleer tesislerinde çalıştıktan sonra İsrail'den kaçtı ve 1986'da bu tesislerin tüm sırlarını ve İsrail'in sahip olduğu nükleer silah kapasitesiyle ilgili bilgileri İngiliz Sunday Times'a anlatmıştı. Mossad ajanları tarafından Roma'dan kaçırılan Vanunu bundan dolayı 18 yıl hapis yattı ve 2004'te bir daha bu konuda konuşmamak koşululuyla serbest bırakıldı. Geçen hafta bir yabancı ile gizlice buluştuğu için tekrar yakalandı ve 3 aylığına hapis cezası aldı.
Oysa aynı hafta İsrail polisi Dışişleri Bakanı Liberman'ın peşindeydi. Polis; Bakan Liberman hakkında Adalet Bakanlığı'ndan belge çalmak, kurduğu paravan şirketler üzerinden milyonlarca dolar yasa dışı gelir sağlamak ve benzeri işlerle ilgili soruşturma açmış durumda. Anlaşılan 1978'de Moldovya'dan İsrail'e göç eden Liberman eski alışkanlıklarından vazgeçememiş!
Tıpkı kasaplık yapan ailesiyle birlikte 50'li yıllarda İran'dan İsrail'e göç eden eski devlet başkanı Katsav gibi.O da yanında çalışan genç kızlara sataşmaktan suçlu bulundu ve istifa etmek zorunda kaldı. Gazze'ye son saldırı kararı alan eski başbakan Olmert ise hem Liberman hem de Katsav'ın özelliklerine sahip olduğu için o da istifa etmek zorunda kalmıştı.
Dönelim Guardian'ın haberine.
Haber İsrail'in şimdiki Cumhurbaşkanı Peres'ten söz ediyor.
Bu bilgi de önemli değil. Çünkü internet'te herhangi bir kaynağa girdiğinizde Polonya'dan Filistin topraklarına göç eden bu kişinin askeri kimliğiyle ilgili olarak çok bilgiye ulaşabilirsiniz. Bazıları İsrailli olan bu kaynaklar Peres'in 60'lı yılların sonunda ilk nükleer tesisleri, nükleer yakıtı ve nükleer teknolojileri Fransa'dan nasıl aldığını ya da çaldığını anlatmaktadır.
Peres gençliğinin ilk günlerinden itibaren savaş kafası ile düşünmüş ve İsrail'in saldırgan politikalarının tümünde önemli rol oynamıştı.
Peki Batı ne yapmış.
Bu başarılı (!) çalışmalarından dolayı Peres'e Nobel Barış Ödülü'nü verdi.
Başbakan Erdoğan'ın Davos'ta bu kişiye neden 'one minute' dediği şimdi çok daha iyi anlaşılmaktadır.
Başbakan; Peres'in kişiliğinde İsrail'in tüm saldırgan politikalarına ve salonda Peres'i alkışlayanlara söyledikleriyle tüm Batı'ya 'one minute' demiştir.
Sanıyorum Batı'nın Tahran Anlaşması'na karşı tavrına bu çerçevede bakmak gerekiyor.
Yoksa Başkan Obama'nın Başdanışmanı ve Beyaz Saray Genel Sekreteri Rahm Emanuel, 13 yaşındaki oğlunun Yahudi geleneklerine göre 'erkekliğe adım atma' töreni için özel olarak geçen hafta İsrail'e gider ve Başbakan Netanyahu'yu Washington'a davet eder miydi!