HÜSNÜ MAHALLİ
Haberin detayı
15:34 08-12-2009 / Bu yazı 6614 kez okundu.
Genel olarak ajanslar haberleri geçerken çok fazla detay vermez. Gazete, televizyon ve diğer yayın organları ise günlük haber akışı ve yoğunluğu içinde haberin ne anlama geldiğini ya da haber ile ilgili az da olsa detay bulma ve verme zahmetine katlanmazlar.
Çok az da olsa bunu yapan yayın organları kendi okuyucu, dinleyici ya da seyircilerine bu detayın ne anlama geldiğini yansıtmazlar.
İşte size bazı örnekler.
Irak Parlamentosu önceki gece yeni seçim yasasını kabul etti.
Düzeltilmiş hali ile bu yasaya göre seçim büyük olasılıkla şubat sonunda yapılacak. Buraya kadar her şey normal. Ancak bu haberi veren dünkü gazete, radyo ve televizyonlar, Amerikan Başkanı Obama ve yardımcısı Biden'in Iraklı liderleri telefonla arayarak 'Yasayı kabul etmezseniz karışmayız' türünden tehditler savurduklarını, Bağdat'taki Amerikan elçisi ile elçilik görevlilerinin Parlamento koridorlarında dolaşarak milletvekilleri ile tek tek görüştüklerini ve 'Yasa bu gece çıkmazsa biz de Irak'tan çıkmayız' dediklerini görmediler ya görmezlikten geldiler.
Amerikalı yetkililer Bağdat'taki Iraklı yetkililere baskı yaparken, Amerikan Savunma Bakanlığı, Irak ve Afganistan'da şimdiye kadar görev yapan 1.6 milyon askerin yaklaşık % 26'sının psikolojik sorun yaşadığını açıklıyordu.
Rotasyondan dolayı bazı askerlerin bu iki ülkeye birkaç kez gittiğini açıklayan Pentagon yetkilileri askerler arasında intihar olaylarının da hızla arttığına dikkat çekiyor.
Peki durum böyle iken nasıl oluyor da Başkan Obama Afganistan'a 50 bin yeni Amerikan askeri göndereceğini söylüyor, sonra da tüm Amerikan askerlerinin 18 ay sonra bu ülkeden çekileceğini açıklıyor?
Durum bu kadar garip ve çelişkili iken hiç kimse çıkıp da ''Amerika'nın 9 yıldır yenemediği Taliban'ı acaba Başkan Obama nasıl 18 ayda yenecek'' diye sormuyor? Üstelik Obama bu örgütün Afganistan'ın üçte birini kontrol ettiğini de itiraf ediyor ve dolaylı da olsa şimdiki Başkan Karzai'nin hırsız olduğunu ima ediyor. Ama işin daha da garip olan tarafı böyle bir Amerika hiç utanmadan ve çekinmeden tıpkı Irak'ta olduğu gibi müttefiklerine baskı yaparak hatta bazılarını tehdit ederek Afganistan'a asker yollamalarını istiyor ve hiç kimse de Obama'ya 'Kardeşim sen zaten bataklıktasın bizim orada ne işimiz var'' demiyor ya da diyemiyor.
Kimse demediği için de Amerikalılar kendi bildikleri gibi davranıyor ve satın aldıkları adamlar da çeşitli ülkelerde onlara yardımcı oluyor.
İşte size başka bir haberin anlamı.
Amerikan Savunma Bakanı Gates ''Pakistan'ın nükleer bombaları emin ellerde'' demiş.
ABD talimatı ile bir avuç dolar (yani milyarlarca) karşılığında kendi halkını bombalayan şimdiki ve önceki Pakistan yönetimi, Washington'ın talimatı ile sayıları 60 civarında olan nükleer bombaları özel bir koruma altına aldılar. Normal gibi görünen bu haberin detayları ise oldukça şaşırtıcı.
Çünkü Pakistan bombaları ünlü Blackwater özel güvenlik şirketinin denetiminde. CIA ile işbirliği yaptığı kendi kurucusu Eric Prince tarafından açıklanan bu şirket başta Irak olmak üzere birçok ülkede pis işlerin neredeyse tümünü üstlenmiş ve bu işinden dolayı son 10 yılda en az 4 milyar dolar kazanmıştı. İslamabad'dan gelen habere bakılırsa bu şirketin özel eğitilmiş elemanları Pakistanlı ve Amerikanlı istihbaratçılarla birlikte nükleer bombaları parçalara ayırmış ve 6 ayrı yere dağıtarak koruma altına almışlar.
Amaç bombaların Kaide ve Taliban'ın eline geçmesini önlemekmiş.
Peki Pakistan'ın nükleer bombaları konusunda bu denli duyarlı olan Blackwater, acaba Irak'ın güvenliği konusunda neden aynı duyarlılığı göstermedi?
Irak Ordu Komutanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, Suriye ve İran sınırından terörist sızmaları Haziran 2010'dan itibaren azalacakmış. Habere göre Irak, bu iki ülke ile olan sınırlarında denetleme kuleleri inşa edecek, bu kulelere termal kameralar yerleştirecek ve bu bölgelerde sürekli casus uçakları uçuracak.
Yine habere göre ordu bu iş için 49 milyon dolar harcayacakmış.
Peki işgalden bu yana Suriye ve İran'ı teröristlere göz yummakla suçlayan Iraklılar ve onların patronları nasıl oluyor da şimdiye kadar bu 49 milyon doları bulamadılar ve bu sınırları denetlemediler?
Daha açık bir ifade ile cinayetler işlediği kanıtlanan ve 'İşte bakın Irak'ta güven yok' diyerek milyarlarca dolarlık iş anlaşması imzalayan Blackwater'a şimdiye kadar 1.5 milyar dolar kazandıran Amerikan yönetimi acaba neden bu şirkete 49 milyon dolar daha ödeyerek Suriye ve İran sınırlarını kontrol etmesini istemedi?
Hatta nasıl oluyordu da Washington kendi müttefiği ancak Şii İran'ın Irak'ta güçlenmesinden tedirgin olan Suudi Arabistan, Ürdün ve Kuveyt sınırlarından Irak'a sızarak Amerikan işgaline karşı mücadele eden Sünni radikal İslamcıları görmezlikten geldi, geliyor?
Bu yazı 'Tarihi buluşma'dan önce yazıldığı için Başbakan Erdoğan'ın yukarıdaki detayları Obama'ya sorup sormadığını, sorduysa da Obama'nın bunlara ne tür yanıtlar verebildiğini bilmiyorum ama çok da merak ediyorum.