|
|
|
|
||
![]() |
![]() |
|
|
|
||
İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Tanıl Küçük, sanayicinin sesinin artık duyulması ve süratle alınacak tedbirlerle sanayicinin mücadelesine destek olunması gerektiğini belirterek, ''Ancak gelin görün ki, destek beklerken adeta köstek olduğunu düşündüren tam tersi uygulamalar ile karşı karşıya kalmaktayız'' dedi.
Küçük, İSO Ocak Ayı Meclis Toplantısında yaptığı konuşmada, Dünya Bankası tarafından yayımlanan ''Küresel Ekonomik Beklentiler 2010'' raporunda, küresel krizin büyük ölçüde sona erdiğini ancak hükümetlerin aldıkları olağanüstü tedbirleri erken sonlandırmaları halinde, başlayan toparlanmanın hızla gücünü yitirebileceğinin belirtildiğini kaydetti.
Türkiye'deki durumun da, bu öngörüye uygun düştüğünü anlatan Küçük, krizin başlangıcında ''acilen önlem alınmalı, dışarıda mali sektörde başlayan bu kriz bizim krizimize dönüşmemeli, reel sektörümüze sıçramamalı'' dediklerini hatırlatarak, ''Kriz, bizim krizimize dönüştü ve maalesef reel sektörümüze sıçramakla kalmadı adeta yıkıcı bir etki yarattı'' dedi.
Küçük, krizin sanayideki en üst noktaya çıktığı dönemlerde, ''olağanüstü dönemler, olağanüstü önlemleri gerektirir'' görüşünü dile getirdiklerine değinirken, olağanüstü önlem olarak krizin şiddetlenmesinden 6 ay sonra ÖTV ve KDV indirimlerinin gündeme geldiğini, işe yaradığı görülen bu uygulamanın gerekenden kısa sürdüğünü söyledi.
Sanayinin, kriz koşullarında tekrar kaderine terk edildiği görüşünü savunan Küçük, ekonomide yılın ikinci ve üçüncü çeyreği itibarıyla umut veren toparlanma eğiliminin, son çeyreğe doğru ivme kaybetmeye başladığını, sanayi üretiminde eylül ayında beklediklerinden yüksek düşüş, ekimde beklentilerin üzerinde çıkış ve kasımda yine beklentilerin üzerinde iniş yaşandığını belirtti.
Tanıl Küçük, ''Önümüzdeki bu tablo, üretimdeki toparlanmanın istikrar kazanmadığını açıkça ortaya koymaktadır. Kasım ayında bir yenilik olarak takvim ve mevsim etkilerinden arındırılmış sanayi üretim endeksi de aynı gün içinde açıklandı. Değerler farklılaşsa da netice itibarıyla bu endeksin izlediği zikzaklı seyir de üretimdeki istikrarsızlığı teyit eder nitelikte'' diye konuştu.
-''NİSPETEN OLUMLU SONUÇLARLA HEMEN İYİMSERLİÄžE KAPILMAK YANLIŞ''-
Önümüzdeki aylarda üretimde yine nispeten daha iyi sonuçlarla karşılaşılabileceğini ifade eden Küçük, ''Ancak gelebilecek nispeten olumlu sonuçlarla hemen iyimserliğe kapılmak, 'tamam işler düzeldi' havasına girmek yanlıştır'' dedi.
Küçük, ihracattaki ''umut ışığı''nın devam edebilmesi için kurun ihracatı destekleyen seviyelerde kalması gerektiğini vurgulayarak, kapasite kullanım oranının da beklenen hızda iyileşmediğini, işletmelerin kapasite kullanımındaki düşüklüğün ana nedeni olarak talep yetersizliğini, özellikle de iç talep yetersizliğini gösterdiklerini söyledi.
Ekonomik durgunluk dönemlerinde ilk akla gelen reçetenin, iç pazarı canlandıracak tedbirlerin alınması olduğunu kaydeden Küçük, ''6 ay için uygulanan ÖTV ve KDV indirimleri devam ettirilebilseydi, kapasite kullanımında ve üretimde bu kadar zikzaklı bir seyir muhtemelen karşımıza çıkmayacaktı. Bir kez daha altını çizmeliyiz ki, üretim ve ekonomideki iyileşme kendi kaderine kendi dinamiklerine terk edilmemeli, bir plan dahilinde mutlaka destek verilmelidir'' şeklinde konuştu.
Küçük, sanayicinin yetersizliklere rağmen var gücüyle üretimi sürdürme artırma mücadelesi içinde bulunduğunu ifade ederek, ''Sanayicimizin sesi artık duyulmalı ve süratle alınacak tedbirlerle sanayicimizin mücadelesine destek olunmalıdır. Bizler, her fırsatta bu çağrıyı yapıyoruz. Ancak gelin görün ki destek beklerken adeta köstek olunduğunu düşündüren tam tersi uygulamalar ile karşı karşıya kalmaktayız'' dedi.
-ALTERNATİF FİNANS MEKANİZMALARINDAN YARARLANABİLMEK...-
Sanayinin en önemli sorunlarının başında kaynak yetersizliği ve finansmana erişimde yaşanan zorlukların geldiğine ve bu sorunun özellikle KOBİ ölçeğindeki işletmeleri daha çok mağdur ettiğine işaret eden Küçük, şöyle devam etti:
''Türkiye ekonomisinin temel yapısal sorunlarından biri, iç tasarrufların düşük olmasıdır. 1990'lı yıllar boyunca, zaten düşük olan bu tasarruflara, yüksek borçlanma ihtiyacı nedeniyle kamunun el koyması, özel sektör üzerinde baskı oluşturmuştur. 2001 sonrasında nispeten daha rahat bir ortam oluşmuş, ancak, bu kez de, KOBİ'lerimiz, yüksek kredi maliyetlerini ve teminat koşullarını karşılamakta güçlük çekmişlerdir. Diğer taraftan düşük kur politikası, işletmelerin yurt dışı kaynaklara yönelmesine yol açmıştır. Sonuç olarak, uzun yıllardır, Türkiye'de birçok şirket, faiz, vade ve kur riskine açık şekilde faaliyetlerini sürdürmek zorunda kalmıştır. ülkemizdeki şirketlerin bilançolarına bakıldığında, genellikle yetersiz özkaynak, kısa vadeli banka borcu ve ticari borçla finanse edildikleri görülmektedir.''
İSO Başkanı Küçük, araştırmaların, sanayide karlılık oranlarının giderek düştüğünü ortaya koyduğuna değinerek, ''Düşen karlılık oranlarına, bir de krizin eklenmesiyle, sanayi kuruluşlarımızın özkaynak yaratma kapasitesi iyice zayıflamıştır. Biliyoruz ki, ölçek ekonomisini yakalamak, şirketlerimizi büyütmek rekabet gücü açısından son derece önemlidir. Fakat yetersiz finansman ortamında şirketlerimiz nasıl büyüyecek? Nasıl rekabet gücü kazanacak? İşte, bu noktada, halka açılarak fon temin etmek gibi alternatif finans mekanizmalarından yararlanabilmek, sanayi kuruluşlarımız için daha elzem hale gelmektedir'' şeklinde konuştu.
Halka arz imkanından yararlanmanın, şirketlerin kurumsallaşmaya yönlendirmesi itibarıyla da sanayi açısından önemli olduğunu belirten Küçük, İSO 500 Büyük Sanayi Kuruluşu ve İSO İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu çalışmasına göre, 2008'de 1.000 büyük sanayi kuruluşu içinde, borsaya kote 113 sanayi kuruluşu bulunduğunu kaydetti.
Küçük, sanayi kuruluşlarında, özellikle KOBİ'lerde halka arzın artırılması gerektiğini vurgulayarak, sanayi kuruluşlarında halka arzın teşvik edilmesinin ekonomik büyüme ve rekabet gücü açısından önem taşıdığını söyledi.
-HİSARCIKLIOÄžLU'NA DESTEK-
Tanıl Küçük, ekonomide, işsizlik başta olmak üzere çok önemli problemlerle karşı karşıya bulunulduğuna değinerek, şöyle devam etti:
''Ancak, sanki Türkiye, dünyadaki bu konjonktürün dışındaymış gibi, ülkemizin gündemine ekonomi değil, siyaset hakim. Gün geçmiyor ki karşımıza yeni bir senaryo çıkmasın. Daha sağlam bir demokrasiye dönüşebilmek için Türkiye'nin elbette ki geçmişindeki karanlık dönemlerle hesaplaşması gerekiyor. Ancak, bu hesaplaşma, devletimizi, kurumlarımızı yıpratacak, birbirimize duyduğumuz güveni yok edecek şekilde olmamalıdır. Sürüp giden bu çatışma ve kutuplaşmadan, tüm kurumlarımızın, bütün toplumun, hepimizin zarar göreceği açıktır.
Son olarak, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğimizin Başkanı Sayın Rifat Hisarcıklıoğlu'nun adı, böyle bir senaryoda geçmiştir. Sayın Rifat Hisarcıklıoğlu, görev yaptığı süre içinde serbest pisaya ilkelerine sahip çıkmış, birinci sınıf bir demokrasiye dönüşmeyi, ülkemiz için daima ilk hedef olarak önermiş bir kişidir.
Sayın Hisarcıklıoğlu'nun adının demokrasi ve meşruiyet dışı odak ve senaryolarla bir arada anılması büyük bir talihsizlik, talihsizlikten öte iddia sahipleri için de utanç vericidir. Bu düşüncelerimizi bir kez de meclis kürsümüzden seslendiriyor ve bu vesile ile iş dünyasının bu meselelerin içine çekilmeye çalışılmasını çok yanlış bulduğumuzu ifade etmek istiyorum. Bizler, en başından itibaren, gündelik siyasetin dışında kalmaya özen gösterdik, varlık nedenimiz olduğu üzere, esas olarak ekonomideki sorunları ve çözüm önerilerini öne çıkarmanın gayreti içinde olduk.''
Bu haber toplam 14 kez okundu.
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
Son Dakika Haberleri Rss Beslemesi
© haber24.com. Tüm Hakları Saklıdır